|
|
8月14日
| Alemlerin Rabbi'nden, Şifa Hazinesi Bir Hediye...!
|
|
İÇİNDEKİLER: • Posa • A, Bl, B2, B6, C ve E vitaminleri • Uçan yağ • Tanen • Organik asidler • Şekerler • Silisyum • Demir • Flor • Fosfor • Manganez • Kükürt.
YAN TESİRİ: Ekşi elmayı fazla yemek unutkanlık ve ateş yapar.
1) Güzel kan yapıcı: Elma kürüne devam etmek (günde 1 öğün sadece tatlı elma yemek) güzel kan yapar. Elmayı bolca yemeye devam edilir.
2) Hamile gıdası: Tatlı elma yemek hamilelerin mide bulantısını giderir. Güzel kan yapar, kolay doğum yapmasını sağlar, anne karnındaki bebeği iyi besler.
3) Güzel uyku verici: Gece yatmazdan evvel elma yemek tatlı uyku verir, elma yendikten sonra dişleri mutlaka misvaklayınız.
4) Zayıflama kürü: Günlük 1 öğün elma yemek hazmı kolaylaştırır, şişmanlıktan kurtarır.
5) Beyni açıcı: Elmayı bolca yemek beyni açar.
6) Zararlı ifrazatları (toksinleri) atıcı: Elma kürüne devam etmek vücuttaki zararlı tuzları atar.
7) Cildi güzelleştirici: Gece yatarken 2 elma yeseniz, sabahleyin yüzünüzün beyazladığını göreceksiniz. Elma suyu ile cilt sık sık temizlenir.
8) Sivilce, egzama: Elma kürüne devam edilir. (Bol elma yenir.)
9) Serinletici, susuzluk giderici: Susadıkça elma, hıyar, kavun, karpuz gibi berdi gıdaları yiyiniz.
10) Hazmı kolaylaştırıcı: Elma yemek hazmı kolaylaştırır. (Kabuğunu soymadan.) Bu hazım kolaylaştırıcı etki elma ve hıyar kabuğunda mevcuttur.
11) Böbrek çalıştırıcı: Elma yemek böbrekleri çalıştırır.
12) Bronşit, nezle, anjin: Elma yemeğe devam edilir. Çekirdekleri biriktirilir. Elma çekirdekleri, ayva çekirdekleriyle beraber yalnız elma çekirdeği de olur. Ezilip kaynatılır. Sabahleyin süzülüp balla tatlandırılarak gargara yapılır. Bu çaydan içmeye devam edilir.
13) Kalp ve damar açıcı: Elmanın yeni çıkan filizleri, oğul otuyla beraber kaynatılıp balla tatlandı-nlarak soğuk içilmeye devam edilir.
14) Bağırsak kurtları: Elma çekirdeği, kabak çekirdeğiyle beraber ezilip kaynatılır, sabahleyin süzülüp 1 su bardağı içilir. 1-2 saat yemek yenmez. 1 hafta devam edilir.
15) Uçuk, ağız içi iltihapları: Elma yenmeye devam edilir, aç karnına.
16) Mide ülseri: Elma yenmeye devam edilir.
17) Zehirlenme: Elma yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
18) Sarılık: Elma kürüne devam edilir.
19) Karaciğer güçlendirici: Elma kürüne devam edilir.
20) Halsizlik: Elma şurubuna devam edilir.
21) Kansızlık: Elma şurubuna devam edilir.
22) Çıban: Elma pişirilip çıban üzerine lapası bağlanır.
23) Göz kuvvetlendirici: İçinde A vitamini olduğu için gözleri kuvvetlendirir.
24) Kolesterol: Elmayı kabuğuyla yemek kolesterolü düşürür.
25) Mikrop öldürücü: Kabuğuyla elma yenirse içeriğindeki malik asit mikroplan öldürür.
26) Kusma Bulantı: Hamilelik bulantıları ve normal bulantılara elma yemek çok faydalıdır.
27) Safra düzenleyici: Tatlı elma yemek safrayı düzenler.
|
ALKOL KULLANIMI Alkolü günümüzde stres atmak, duygudurumumuzu değiştirmek veya eğlenmek için kullanırız. Ergenler de ise merak , özenti ve kendini kanıtlama alkol kullanımında başta önemli nedenlerdir. Bu , arada bir seyrek kullanımlar bir süre sonra sıklaşmaya ve ilerledikçe karşı konulmaz bir alkol tüketimine döner. Bu süreçte kişinin hayatı birçok yönden değişir
MADDE KULLANIMI Madde kullanımında da alkol kullanımında geçerli olan nedenler aşağı yukarı aynıdır: gevşeme isteği , arkadaş çevresi , stres atma , rahatlama , özenti gibi . Genelde bir kez denemeyle başlar .
Ve madde kullanımı hakkındaki YANLIŞ DÜŞÜNCELER:
“Bir kereden bir şey olmaz ” “Herkes kullanıyor ” “Benim iradem güçlüdür bu yüzden bağımlı olmam ” “İstediğim zaman bırakabilirim ” tarzı düşünceler bağımlılığa dönüşmesine yol açar.
Uzun süreli alkol ve madde kullanımıyla görülen olumsuz değişimler: Ailesi ve sosyal çevresiyle ilişkileri bozulur ya da çevresi sadece kendisi gibi alkol ve madde kullananlardan oluşur. İş hayatı bozulur ; ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlar Duygusal çökkünlük hali yaşanmaya başlanır. Cinsel hayatta sorunlar baş gösterir. Kültürel , sanatsal , sportif faaliyetlere katılamaz . Saldırgan davranışlar görülür. İntihar düşünceleri veya teşebbüsleri bulunur. Yanında eşlik eden başka madde kullanımları olabilir. Tabi bunların yanında birçok sağlık problemi de kendisini gösterir.
Alkol ve Madde Bağımlılığı Nasıl Oluşur? İlk olarak böyle merak veya özentiyle başlar. Daha sonra ‘zevk’ için ara sıra kullanır ama kişiye göre hala bırakabileceğini düşünür. Giderek daha fazla vaktini madde ile geçirir. Artık sadece ‘zevk almak’ için değil üzüldüğü zamanlarda da maddeye başvurur. Bir süre sonra madde almadığı zaman ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini yok etmek için almaya devam eder.Bağımlı olduğunda da artık ‘zevk almak’ için değil ‘normal’ hissedebilmek için kullanır. . Bağımlılık bu şekilde oluşur .
Bağımlılıktan nasıl kurtulunur? Bağımlı olduktan sonra kurtulmak o kadar kolay gerçekleşmez . Bunun için kişinin tıbbi ve psikolojik yardıma ihtiyacı vardır.
Her iki madde alışkanlığının tedavisinde kullanılan yöntemler: İlaç tedavisi Bilişsel-davranışçı terapiler Grup terapileri Destekleyici psikoterapi Aile terapisi
8月12日
|
İLK 4 AYDA BEBEĞİN BESLENMESİ
İlk 4 ayda yalnızca anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara ve alerjik hastalıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. İlk 4 ayda bebeğinizi sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yararlanmasını engeller.
Bu aylarda, hastalık durumu ve çok sıcak havalar dışında bebeğinizin su gereksinimi yoktur. Eğer vermeniz gerekli ise kaynatılmış ve şekersiz su veriniz.
İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir, bebeğinizi sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız.
Anne sütünün artmasını sağlamak için göğüslerinizin boşalması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğinizi sık besleyiniz. Bebeğinizin emmediği durumlarda göğsünüzü pompa ile mutlaka boşaltınız.
Tüm annelerin sütü yararlıdır. Sütünüz size sulu gelebilir. Bu anne sütünün genel özelliğidir, bu konuda endişe etmeyiniz.
Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir. Bu durum normaldir, endişelenmeyiniz.
Bebeği emzirirken göğüs uçlarında acıma, çatlak gibi durumlar sık görülebilir. Bu durumda bebek sık emzirilmeli ve göğüs başları kuru tutulmalıdır.
Emziren anneler her zaman sutyen giymelidirler. Sutyen bol ve pamukludan yapılmış olmalıdır.
Anne sütünün yetmediği inancı ile doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde 6 defa beslenebilen, bezini günde 6 kez ıslatan ve 1-2 kez de kaka yapan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir.
Anne sütünün yeterliliği en iyi, çocuğun gereken kiloyu alması ile anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrolüne götürünüz.
Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra 20 dakika kaynatılarak steril edilmiş şişelerde buzdolabı raflarında 24 saat, buzlukta ise 6 ay saklayabilir. Saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.
Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemelidir.
Emzirme Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
1-Emzirmeye başlamadan önce ellerinizi yıkayınız.
2-Emzirirken sırtınızı dayayabileceğiniz şekilde rahat oturunuz.
3-Her gün banyo yapamayan anneler, meme başlarını günde bir kez sabunlu su ile silmelidirler. Meme başlarının nemli olması meme başı çatlaklarına yol açar.
4-Emzirirken meme ucu ve etrafındaki kahverengi halkanın çocuğun ağzını tamamıyla kapatacak şekilde olmasını sağlayınız.
5-Emzirirken çocuğunuzun burun deliklerinin açık olmasına dikkat ediniz.
6-Her emzirme öğününden sonra bebeğinizin gazını çıkarttırınız.
7-Beslenme programını bebeğinizin isteğine göre düzenleyiniz. Bu istek 2 saat aralıklarla bile olabilir, buna uyunuz.
Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle anneler;
Günde 2 lt (10 su bardağı kadar) sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto, çorbalar vb.) almalıdır.
Günlük beslenmesinde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et, 1 adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek, 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne, süt verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
BİLGİLENELİM
diyabet
Diyabetin Tanımı Diabet insülin ile ilgili bir problemden kaynaklanan bir hastalıktır. Problem vücudun hiç insülin üretmemesi, yeterli düzeyde insülin üretememesi veya insülini tam anlamıyla kullanamamasıdından kaynaklanır. İnsülin pankreasta üretilen ve kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Vücudunuzdaki hücreleri küçük birer makine olarak düşünün.Bütün makinalar işleyebilmek için yakıt almak zorundadırlar.İşte yediğimiz yiyeceklerle aldığımız karbonhidrat protein ve yağlar vücutta dönüşüme uğrayarak hücreleri çalıştıracak yakıt haline dönüşürler.Hücreler tarafından kullanılan esas yakıt basit şeker olarak adlandırılan glukozdur. Hücreler büyümek ve fonksiyonlarını yürütmek için gerekli enerjiyi glukozu kullanarak üretirler. İşte hücrelerin yakıtı olan kandaki glukozun hücrelere geçebilmesini ve hücrelerin bunu yakarak enerji üretebilmesini İnsülin sağlar.İnsülin kan dolaşımı boyunca glukoza eşlık eder ve hücrelerin kilidini açarak glukozun içeriye girmesini sağlar.Eğer vücut yeterli insülin üretemezse hücreler glukozu kandan alıp enerjiye çeviremezler ve kullanılmayan glukoz kanda yüksek seviyelere ulaşır.Kullanılmayan glukoz karaciğer ve kas hücrelerinde glikojen olarak depolanır.Yemek aralarında kandaki şeker oranı düştüğünde karaciğerde depolanmış olan glikojen glukoza dönüşerek kana verilir. Diabetlilerde insülinle ilgili problem yüzünden glukoz hücrelere giremez.Kullanılamayan glukoz kanda birikir ve hiperglisemi olarak adlandırılan tabloyu oluşturur. Diabet hiçbir belirti vermeden uzun yıllar boyunca sinsice ilerleyebilir.Tanı konduğu zaman oluşabilecek zararları önlemek için çok geç kalınmış olabilir. Genellikle diabet tanısı konduğunda kardiovasküler hastalıklar,böbrek hastalıkları veya görme bozuklukları gibi komplikasyonlar oluşmuştur. Günümüzde geliştirilmiş tanı ve tedavi yöntemleri ile diabetlilerin yaşam kaliteleri artmış ve erken ölümlerde azalma görülmüştür. UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Diyabetlimisiniz ?
American diabet derneği 45 yaşına gelmiş her erişkinde açlık kan şekeri ölçümünün yapılmasını önermektedir.Eğer test sonuçları normal çıkarsa testler 3 yılda bir yenilenmelidir. Eğer diabetle ilgili risk grubundan iseniz veya diabet belirtilerinden herhangi biri varsa daha genç yaşlarda ve daha sık aralar ile açlık kan şekeri ölçümü yaptırmalısınız.
Açlık Kan Şekeri ölçümü diabetin tanısı için basit ve güvenilir bir yöntemdir.Test için kan alınmadan önceki gece (veya 8 saat önceden) aç kalınmalıdır.Normal açlık kan şekeri değerleri 70-120 miligram/desilitre'dir
Açlık kan şekeri düzeyi iki testte 126 mg/dl'den yüksek çıkarsa diabet tanısı doğrulanır. (Eskiden bu sınır 140 mg/dl idi.1997 den sonra 126 mg/dl olarak düzeltildi.) Doktorunuz açlık kan şekerinizdeki yükselme ile veya diabet belirtileri ile birlikte kan şekerindeki yükselme ile diabet tanısı koyacaktır
|
|
|
|
|
|
Şeker Hastalığının (Diabetes Mellitus) Belirtileri Nelerdir ? Tedavi edilmeyen şeker hastalarında aşağıdaki bekirtilerin hepsi veya sadece bir kısmı görülebilir.
Ağız kuruluğu ve çok su içme (polidipsi)(Vücuttan idrarla çok su atıldığı için vücutta su azalır ve çok su içme ihtiyacı doğar)
Çok idrara çıkma (poliüri), gece çok idrara kalkmak(Noktüri). (Kandaki fazla şeker böbreklerden idrara geçer, fazla şekeri atmak için şekerle beraber vücuttan suda atılacağı için idrar miktarı fazlalaşır)
Açlık hissinin fazlalaşması ve çok yemek yeme (polifaji) (insülin yetersizliğinden dolayı hücrelerin ihtiyacı kadar şeker hücrelere giremez, bunun sonucunda hücrelerden beyine sürekli açlık sinyali gönderilir. Yemek yenilsede şeker hücrelere alınamadığı için açlık hissi devam eder, vücut yenilen besinleri enerjiye dönüştüremez . Bunun sonucunda halsizlik, kilo verme yakınmaları da ortaya çıkar.)
Halsizlik
Zayıflama
Bulanık görme
(Kan şekerinin yükselmesi görmemizi sağlayan göz merceği ve göz sıvısının yoğunluğunun değişmesine yol açar ve bulanık görme ortaya çıkar. Kan şekeriniz, şeker hastalığınızın tedavisi ile normal değerlere gelse de görmenizin düzelmesi bir kaç hafta alabilir.)
Ciltteki yaraların veya kesiklerin yavaş iyileşmesi (Hücreler yeteri kadar beslenemedikleri için ve vücudun savunma sistemi bozuk olduğu için yara iyileşmesi geç olur)
(Kadınlarda) Vajinal kaşıntı ( Kan şekerinin yüksek olması hem vücudun direncini azaltarak hem de mayaların çoğalmasını sağlayacak uygun ortamı hazırlayarak vajinal kandidiasis-vajinal mantar oluşmasını sağlar. Kan şekeri kontrolü ile bu durum kendiliğinden geçebilir, düzelmezse doktora başvurmanız gerekir)
| |
|
 | 8月10日
| Cilt kırışıklıkları için şifalı yöntemler..
|
|
Nedenler: Deri kırışıkları, herhangi bir hastalık belirtisi değil, bir yaşlanma belirtisidir; ama oluşum süreci yavaşlatılabilir. Başlıca neden, derinin giderek kurumasının yanı sıra, yaşlanma süreci içinde deride albümin birikimleri oluşmasıdır. Yanlış yüz bakımı, fazla güneş ışını, yanlış beslenme, stres, hareketsizlik, nikotin ve alkol bu birikimlerin oluşmasını destekleyen faktörlerdir. Ayrıca, radikal diyet kürleri de deri kırışıklıklarına yol açabilir.
Pratik çözümler: Bolca C ve E vitamini alınması gerekir. E vitamini, ıspanak, kabak, marul, lahana, yeşil salata, ayçiçeği yağı, badem, ceviz ve fıstık ürünlerinde vardır.
Bromelain enzimi, deri dokusundaki albümin birikintilerini çözer. Bolca bromelain içeren taze ananas suyu günde en az 1 bardak içilmelidir.
Yumurta akı-bal maskesi: 1 yumurta akı ile 2 yemek kaşığı çiçek balı iyice karıştırılır, yüze sürülür ve 20 dakika etkilenmeye bırakılır. Süre sonunda yüz ılık suyla yıkanır.
Balmumu maskesi: 10 gr balmumu bir kapta eritilip, 3 yemek kaşığı çiçek balı ile iyice karıştırılır. Soğuduktan sonra yüze sürülür, 15-20 dakika etkilenmeye bırakılır. Süre sonunda yüz ılık suyla yıkanır.
Her gün ısırganotu çayı ile yıkanan yüz gerginleşir. Yüz her gün bir kere yayık ayranı ile yıkandığında, kırışıklar azalır. Her gün çay ile yıkanan yüz güzelleşir. Sigara zararlıdır. Nikotin, deri dokusunu besleyen kılcal damarların tıkanmasına yol açar. Uzun süre güneşlenmek zararlıdır. Günde en az 7-8 saat uyumak gerekir. Deri pörsümesine ve kırışmasına, gereğince görev yapamayan bağırsaklar da neden olabilir. İyi bir sindirim sağlanması gerekir.
Organizmanın koruyucusu olan deri, kendini de çok iyi koruyabilir. Ama onu, her gün belirli oranda sıcağa, soğuğa, ışığa, kuru ve nemli ortama tabi tutarak, güçlendirmek gerekir. Özellikle açık hava, derinin başlıca güç kaynağıdır.
| 8月2日
|
Maden Suyunun Faydaları
Özellikle yemeklerden sonra içilen maden sularının, milyonlarca YTL değerindeki güzellik ve cilt bakımı ürünlerine alternatif olmaya başladığı bildirildi.
Uluslararası Tıbbi Hidroklimatoloji Derneği (ISMH) Başkan Yardımcısı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, yaptığı açıklamada, maden suyunun şifasını keşfederek, pürüzsüz ve güzel cilde kavuşan kadınların sayısının her geçen gün arttığını söyledi.
Ülkemizde çıkarılan maden sularının içerdiği
mineraller açısından asırlardan beri şifa kaynağı olarak kullanıldığını belirten Prof. Dr Karagülle, bu suların insan sağlığı için de 'doğal mucize' olduğunu kaydetti.
Maden sularının içerdiği kalsiyumdan oranından dolayı özellikle kemik sağlığı ve menopoz sonrası kadın sağlığı için son derece önemli olduğunu aktaran Prof. Dr. Karagülle, şöyle konuştu: ''Maden suyu, vücudun ihtiyaç duyduğu mineralleri doğal olarak içerdiği için son derece faydalı içecektir. Her gün içilen maden suyu hem sağlıklı olmak hem de sağlığı korumak açısından önemli rol oynar.
Özellikle kadınların, osteoporozun önlenmesi ve tedavisi açısından bol miktarda kalsiyum içeren maden suyu içmesi gerekir. Mide, böbrek ve bağırsakların fonksiyonlarını sağlıklı yerine getirmesi bakımından yardımcı unsur olan maden suyu, son dönemlerde, milyonlarca YTL değerindeki güzellik ve cilt bakımı ürünlerine alternatif olmaya başladı.''
Dünyanın önde gelen kozmetik üreticilerinin bile maden suyu kullandığını hatırlatan Prof. Dr. Karagülle, içilen maden suyunun ciltteki pürüzleri yok ettiğini, yorgun ve solgun görünümü ortadan kaldırdığı, cildi yenileyerek yaşlanmayı geciktirdiğini kaydetti. Prof. Dr Karagülle, şöyle devam etti:
'Birçok önemli tıp merkezinde gerçekleştirilen bilimsel araştırmalarda, maden sularının insan sağlığı için önemi ve yararı ortaya çıkmıştır. Ancak maalesef ülkemizdeki maden suyu tüketimi dünya ortalamasının çok altındadır. Türkiye'de kişi başına maden suyu tüketimi yılda 5 litre ile sınırlı kalırken, Avrupa'da bu oran günde yarım litredir. Avrupa'da düşük mineralli kaynak suları yerine yüksek mineral içerikli maden suyu içiliyor.''
''MADEN SUYU İLE SODANIN AYNI ÜRÜN OLDUĞUNA İNANILIYOR''
Avrupa ile Türkiye arasındaki maden suyu tüketimi oranlarına dikkati çeken Beypazarı Karakoca Doğal Maden Suyu İşletmesi Genel Müdürü Niyazi Ercan, ülkemizde, 'maden suyu' ile 'soda'nın aynı ürün sanıldığını belirtti.
Ercan, maden suyunun, içerdiği mineraller ve karbondioksit gazı ile birlikte, yeraltındaki çatlaklardan yol bularak yeryüzüne çıktığını belirterek, tamamen ''doğal'' olduğunu vurguladı. Sodanın ise üretim esnasında suya karbondioksit gazı basılmasıyla elde edildiğini ve tamamen ''yapay'' içecek olduğunu kaydetti.
''Özellikle ABD'de yaygın olarak tüketilen soda ile maden suyunun aynı ürün olduğuna inananlar, (Maden suyu zararlı, midenizi deler) gibi yanlış inanış ile bu mucize suyu 'zararlı' ilan ediyor'' diyen Ercan, maden sularının, insan sağlığına zararının olmadığını, aksine içerdiği mineraller dolayısıyla faydası bulunduğunu söyledi.
Türkiye'de, 'soda' tabir edilen içeceklerin artık üretilmediğini ifade eden Ercan, şu anda ülkemizde 24 mineralli su kaynağından, günlük 650 bin litre maden suyunun şişelendiğini bildirerek, şöyle devam etti:
''Biz yaptığımız yatırımlar ve verdiğimiz reklamlarla, maden suyuna ilgiyi artırmaya çalışıyoruz. Günlük 4 milyon 800 bin şişe olan üretim kapasitemizle, Hollanda, Belçika, Fransa, İngiltere, Suudi Arabistan ve KKTC'ye ihracat gerçekleştirmeye başladık.''
Ülke olarak artık milli ''su politikası'' oluşturulması gerektiğini de dile getiren Ercan, su kaynaklarının işletilmesi ve değerlendirilmesi için yatırımcıların teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı. Ercan, ilkokullarda süt tüketimini artırmak için düzenlenen 'ücretsiz süt dağıtımı' kampanyalarının benzerini, maden suyu tüketimini artırmak için düzenleyeceklerini sözlerine ekledi
__________________ Linebuze is my world, my world is Linebuze
|
| |
ZAYIFLAMA FORMÜLÜ
ZAYIFLAMA
En fazla merak edilen konu, bedavadan (para olarak değil, rejim yapmadan) zayıflama, forma kavuşma meselesidir. Eşyanın tabiatına aykırı ham bir hayaldir.
Şişmanlığın sebeplerini ortadan kaldırmak gerekir. Ev hanımları lavoba tıkanınca onu lavaçla açtıkları gibi, istedikleri gibi yemek, içmek ve aynı zamanda da zayıflamak isterler.
Köyde büyümüş bazı kardeşlerimiz tereyağı margarin yemeyin kolesterol olur deyince, inanmıyorlar. Diyorlar ki "Dedem 1 tabak tereyağını bir oturuşda yerdi, hiç damarları tıkanmadı." Kısmen doğru bir tesbit. 1 tabak tereyağı yiyen aynı zamanda 3 soğan, 1 kafa sarımsağı da yerdi aynı gün.
Köyde tereyağını bolca yiyenler, sabah namazında kalkar, güneş doğmadan 1 yük odunu dağdan eve getirir, parçalar, sonra ahırdaki hayvanlara bakar, sabahleyin tarhana çorbasını içer, tarlaya gider, çift sürer v.s. hayatını bileğinin gücüyle, terleyerek aldığı besinleri, enerjiyi yakarak geçirirdi.
Biz temiz havadan yoksunuz, temiz gıdadan fakiriz, suni ve yapmacık gıdalarla idare ediyoruz. Spor yapmıyoruz, masabaşı, hareketsiz işlerle meşgulüz. Fark; yaşam ve ortam farklılığında.
Zayıflama mevzusuna girmeden önce gıdaların tabiatına bir göz atalım. Yağlı fındık , fıstık , çikolata, ceviz yağ yapar. Kolesterol hamurlu gıdalar da yağ yapar.
Ekşi ( limon gibi) gıdalar vücudu serinletir, yağ eritir, idrar artırır , kabızlık yapar.
Posalı gıdalar vücuda gereklidir.
Isıtıcı gıdalar susuzluk yapar.
Vücudumuzun günde 3500 kalori enerjiye ihtiyacı vardır. Fazla alınan enerji ise vücudda yağ olarak saklanır.
ZAYIFLAMAK İÇİN
Böbreklerin iyi çalışması (idrar çokluğu).
Bağırsakların iyi çalışması (Hazım kolaylığı)
Karbonhidrat (unlular), yağlılar ve fazla enerjili gıdalardan uzak durulması.
Meyve ve sebzeleri, kabuklarıyla bol bol yemek gereklidir.
Kolay ve ucuz zayıflama kürleri elma, armut, incir, üzüm, kiraz, limon devamlı yenir. Öğünün biri meyve kürüyle geçiştirilir.
Yemeklerden önce meyve yenir, su içilir.
Maydanoz , limon (kabuklanyla beraber) kaynatılıp çam balıyla tatlandırılır, günde 3 su bardağı içmeye devam edilir.
Maydanoz ve kereviz yaprağı kaynatılıp içilmeye devam edilir.
Kekik, kiraz çöpü, mısır püskülü çörek otu, sinameki karışımı ıhlamur gibi kaynatılıp çam balıyla tatlandırılıp günde 3-5 su bardağı içilmeye devam edilir.
Marul, maydanoz, roka, tere, salata yapılıp yenmeye devam edilir.
Sert limonata içilir.
Zayıflamak için rejim şarttır. Rejim yapmadan zayıflamak hayaldir. Ayda 5-6 kilodan fazla zayıflamak da tehlikelidir.
Deniz ürünleri, karaciğer, ıspanak, greyfurt, portakal, havuç, kabak, mercimek, arpa, salamura peynir yemek zayıflatır.
Kayısı yemek bağırsakları çalıştırır.
Sauna ve hamamda terlemek zayıflamaya yardımcı olur.
Formda kalmak için ideal günlük yemek ihtiyacıdır; % 20 proteinler (etler, peynir, süt, yoğurt, soya, mercimek, badem, kurufasulye, yulaf, pirinç ) %60 sebze ve meyveler %10 unlu gıdalar %5 bitkisel yağlar olması gerekir.
Spor yaparak zayıflamak en sağlıklı yoldur. Göbek yağlarını eritmek için mekik çekmek iyidir. Mekik çekmeye başlamadan önce göbek vazelinle yağlanırsa daha faydalı olur.
|
SAÇLARINIZIN HIZLI UZAMASINI İSTERMİSİNİZ? Saç köklerimiz saç tellerine hayat veren organlarımızdır. Saç köklerimiz normal koşullarda saç tellerine yeni kısımlar ekliyerek saçları uzatırlar. Günümüzde saç yapımını hızlandıracak bir çözüm henüz bilinmemektedir. Bazı ilaçların kullanımı, beslenme bozuklukları stress gibi faktörlere bağlı olarak saç uzamasında yavaşlama olasıdır. Saç köklerinin beslenmesini bozan durumlarda da saç uzaması yavaşlar. Sigara yine damaraları büzücü etkisi ile kan dolaşımını bozan ve besinlerin, oksijenin hücrelere ulaşımını engelleyen bir faktördür. Dikkat edilecek olursa saç uzamasını olumsuz yönde etkileyen faktörler yaşantımızda sık karşılaştığımız faktörler. Saçlarının hızlı uzamasını isteyen kişileride etkileyen faktörlerdir. Saç yapımı ile ilgili olarak bazı vitaminlerin önemli olduğu günümüzde biliniyor. Ancak bu vitamin ve mineraller günlük beslenmemiz yolu ile zaten alınan vitaminlerdir. Zaman zaman takviye olarak bu tip vitaminlerden almak eksiklik varsa düzeltir. Saçların uzamasını hızlandırmak için yapılacak en iyi şey saçların uzamasını azaltan faktörler ile savaşmaktır. Sağlıklı beslenme, özellikle sebze ve meyvaların ağırlıklı olduğu beslenme tarzları, bol su içmek, düzenli ve yeterli uyku çok önemlidir. Stress yine salgılattığı adrenalin gibi hormonlar yolu ile damarlarda daralmaya yol açar ve saç köklerinde beslenmeyi bozar. Stresi düşürecek önlemlerde saç uzması açısından önemlidir. Sigara içerdiği nikotin ve karbon mono oksit gazı ile olumsuz etkileri olan bir faktördür. Nikotin damarları daraltırken, karbon mono oksit gazı kanda oksijen taşınmasını bozarak hücre beslenmesini bozarlar. Yeterli besin ve oksijen alamayan saç köklerinin normal üretimlerini yapması zordur. Saç derisine uygulanacak sıcak havlular, hafif masajlar bu bölgede dolaşımı arttıtacak ve saç köklerinin normal beslenmesini sağlayacaktır.Saç köklerimiz saç tellerine hayat veren organlarımızdır. Saç köklerimiz normal koşullarda saç tellerine yeni kısımlar ekliyerek saçları uzatırlar. Günümüzde saç yapımını hızlandıracak bir çözüm henüz bilinmemektedir. Bazı ilaçların kullanımı, beslenme bozuklukları stress gibi faktörlere bağlı olarak saç uzamasında yavaşlama olasıdır. Saç köklerinin beslenmesini bozan durumlarda da saç uzaması yavaşlar. Sigara yine damaraları büzücü etkisi ile kan dolaşımını bozan ve besinlerin, oksijenin hücrelere ulaşımını engelleyen bir faktördür. Dikkat edilecek olursa saç uzamasını olumsuz yönde etkileyen faktörler yaşantımızda sık karşılaştığımız faktörler. Saçlarının hızlı uzamasını isteyen kişileride etkileyen faktörlerdir. Saç yapımı ile ilgili olarak bazı vitaminlerin önemli olduğu günümüzde biliniyor. Ancak bu vitamin ve mineraller günlük beslenmemiz yolu ile zaten alınan vitaminlerdir. Zaman zaman takviye olarak bu tip vitaminlerden almak eksiklik varsa düzeltir. Saçların uzamasını hızlandırmak için yapılacak en iyi şey saçların uzamasını azaltan faktörler ile savaşmaktır. Sağlıklı beslenme, özellikle sebze ve meyvaların ağırlıklı olduğu beslenme tarzları, bol su içmek, düzenli ve yeterli uyku çok önemlidir. Stress yine salgılattığı adrenalin gibi hormonlar yolu ile damarlarda daralmaya yol açar ve saç köklerinde beslenmeyi bozar. Stresi düşürecek önlemlerde saç uzması açısından önemlidir. Sigara içerdiği nikotin ve karbon mono oksit gazı ile olumsuz etkileri olan bir faktördür. Nikotin damarları daraltırken, karbon mono oksit gazı kanda oksijen taşınmasını bozarak hücre beslenmesini bozarlar. Yeterli besin ve oksijen alamayan saç köklerinin normal üretimlerini yapması zordur. Saç derisine uygulanacak sıcak havlular, hafif masajlar bu bölgede dolaşımı arttıtacak ve saç köklerinin normal beslenmesini sağlayacaktır.
|
| |
Diyet yapmak kadar, diyetin sonucunu devam ettirmek de önemli. Bunun için, birkaç kilo verildiğinde eski beslenme alışkanlıklarına geri dönmemek gerekiyor. Sağlıklı kilo verme, sağlıklı kilo korumanın da temeli. Bunun için diyet sonrası şu noktalara dikkat etmeniz gerekiyor:
- Günde 3 öğün beslenin.
- Yemeklerinizi belirli zamanlarda yiyin.
- Gözönünde yemek bulundurmayın, mutfakta fazla kalmayın.
- Servis tabağını masada bırakmayın.
- Yemek için küçük, salata için büyük tabağı tercih edin.
- Yemeğiniz bitince sofrada oyalanmayın.
- Kalan yemeğinizi ertesi gün tüketmek için soğutucuya kaldırın.
- Ağzınız dolu iken çatalınızı tabağa bırakın.
- İyi çiğneyin, yemek için acele etmeyin.
- Yenecek kadar yemek hazırlayın ve tabağınıza az yemek koyun.
- Yemek yerken başka işlerle uğraşmayın.
- Dikkat! Alışverişi yemekten sonra yapın ve liste kullanın.
- Hazır yiyeceklerden sakının. Alışverişe giderken yanınıza az para alın. Yine alışverişlerinizde aynı gruptaki besinlerden kalorisi az olanı tercih edin.
- Canınız sıkıldığında sıkıntınızı yemek yeme ile gidermeyin. Bir şeyler yeme yerine dışarı çıkıp biraz dolaşabilir veya farklı işlerle uğraşabilirsiniz. Sosyal aktivitelere katılabilir, sinema veya tiyatroya gidebilirsiniz.
- Başkalarının ikramını geri çevirmeyi kabalık saymayın. Sizin iyiliğinizi düşünenlerin yemek yeme için ısrar etmek yerine, yememenizi teşvik etmelerinin daha iyi olacağını çevrenize anlatabilirsiniz.
- Kendi kendinizi yaptığınız değişiklikler için ödüllendirin. Ancak ödüllendirmeniz bir yiyecek olmamalı. Kendinize yeni bir şeyler almaya ne dersiniz?
- Toplantılarda kalorisiz veya düşük kalorili olan yiyecek ve içecekleri tercih edin (taze sıkılmış meyve suyu, diyet kola, beyaz peynir, domates, salatalık veya alkol oranı en düşük olan beyaz şarabı tercih edebilirsiniz).
- Toplantıya giderken yiyeceklerinizi önceden ayarlayın.
- Sosyal toplantılarda fazla yerseniz bir sonraki öğününüzü sebze salatası ile geçiştirin.
- Kısa mesafeler için taşıt kullanmayın. Mümkün olduğunca dik ve hızlı tempoda yürüyün. Asansör kullanmayın. Ev ve bahçe işlerinizi kendiniz yapın.
- Uyandıktan sonra yatakta fazla oyalanmayın.
- Kepekli ekmeği tercih edin.
- Her gün tartılın ve tartınızdaki en ufak değişikliği gözardı etmeyin.Et, kıyma ile yapılan yemeklere ekstradan yağ koymayın.
- Zeytinyağlı sebze yemeklerine kişi başına 1 çorba kaşığı, çorbalara 1 tatlı kaşığı yağ ekleyin.
- Tatlı yerine salata ve meyveyi tercih edin.
- Böreklerde kıyma yerine sebzeyi, yağlı peynir yerine yağsız peyniri tercih edin.
- Dışarıda yemek yiyorsanız et şiş yerine, piliç şiş gibi beyaz etten yapılan yemekleri tercih edin.
- Klasik ordövrlerden kaçının.
7月25日
Alıntı
MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN 20 TAKTİK
MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN 20 TAKTİK
Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.
1—Hikâyenizi Yazın Temiz bir kâğıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikâyesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.
2—Geleceği Gözünüzde Canlandırın Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.
3—Geçmişi Gözünüzde Canlandırın Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.
4—Büyük Düşünün Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?
5—Kendinizi Eğitin Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.
6—Kendinize Bir Model Bulun Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir. Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa ünlü bir lideri, sanatçıyı ya da bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.
7—Başarı Hikâyelerini Okuyun Etrafınızdaki insanların başarı hikâyelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikâyeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikâyelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.
8—Motive Edici Filmler İzleyin Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ’su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.
9—Motive Edici Alıntıları Okuyun Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın. Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikâyeler bile çok işinizi görecektir.
10—Sürekli Öğrenin En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya "bilmiyorum" demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır. Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.
11—Hedeflerle Çalışın Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış! Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız. İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir. Earl Wilson’un güzel bir sözü var. Diyor ki : “Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun!” Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.
12—Beyin Fırtınası Yapın Temiz bir kâğıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak. Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın. Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.
13—Büyük Hedefler Seçin Hedeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer. Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.
14—Kendinizi Ödüllendirin Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda ya da küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın ya da sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.
15—Doğru Kelimeleri Kullanın Günlük konuşmalarınızda, ‘Bunu başarabilirim’ ya da ‘Bir çözüm buluruz’ gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin. Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.
16—Ara Vermesini Bilin Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın. Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız ya da amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.
17—Harekete Geçmeden Önce İki Kere Düşünün Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin. İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.
18—Tepki & Yanıt (React vs. Respond) Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır. Hayatınızda sizi direkt ya da dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın. Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez. Tepki değil, yanıt verin.
19—Sahip Olduğunuz Şeylerin Değerini Bilin Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz ya da başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.
20—Her Zaman Mutlu Olmak Zorunda Değilsiniz Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz. Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.
Kaynak: kigem.com
Alıntı
15 Tehlikeli Gıda Katkı Maddesi..! Allerji, Astım, Beyin hasarı, Kanser Oluşturabilen Bu Şaibeli Kat
Bugün dünya üzerinde, koruma, renklendirme, kıvamlandırma, tat verme, tatlandırma ve daha birçok özellikler vermek amacı ile yapay gıdalara 3000 den daha fazla katkı maddesi ilave edilebilmektedir. Bu katkı maddelerinin hiçbiri de tüketiciye fayda sağlayacak maddeler değildir. Üstelik burada sadece 15 tanesi için açıklayacağımız gibi birçok zararlı sonuçları olabilen maddelerdir. Buna rağmen hepsi de yasal olarak kullanıma açık tutulmaktadır. Üreticilerimiz kullanmaya, tüketicilerimiz de tüketmeye sorumsuzca devam etmektedir.
Siz tüketiciler, endüstri tesislerinde işlenmiş gıda maddeleri ile bu katkı maddelerine karşılık gelen bir riske doğru farkında olmadan koşuyor ve etiketlerini okuyup anlayıncaya kadar bir bilmece çözmedeki yorgunluğa denk bir yorgunluk yaşıyorsunuz.
Şüphesiz büyük ölçüde taze gıda maddeleri yiyerek bu nahoş katkı maddelerinden uzak durmak en iyisidir. En azından yemeklerinizde bazı işlenmiş gıda maddelerinin içerdiği aşağıdaki katkı maddelerinden uzak durmanızda sağlığınız için yarar vardır.
Mümkün olduğu kadar, kendi evimizde pişirelim, hazır gıdaları kullanmayalım.
Alış-veriş yaptığımız ürünlerin içeriklerini okumayı alışkanlık haline getirelim.
E310 Propyl Gallate
Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır.
Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Çoğunlukla BHA ve BHT katkı maddeleri ile birlikte kullanılır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.
E320 BHA ve E321 BHT
Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır.
Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde kansere sebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir. Tükettiğiniz ürünlerin etiketinde bu katkı maddesinin kullanıldığı bilgisi varsa, bu katkı maddesini içermeyen bir başka marka ürünlere yönelmeniz sağlığınız için daha uygun olacaktır.
E924 Potassium Bromate
Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacim artırmak ve daha güzel ekmekiçi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır.
Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır
.
E621Monosodium glutamate (MSG)
MSG, hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır.
Bir yazar ve sinir hastalıkları uzmanı olan Dr. Russell Blaylock’a göre; ani kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandırıcılar gibi katkı maddelerin sebep olduğu excitotoxic hasarlar arasında bir bağ bulunmaktadır. Excitotoxinler bir gurup heyecan artırıcı amino asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.
Pekçok tüketici de MSG nin hastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır. MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır.Birçok üründe MSG kullanımı maalesef gizli yapılmakta etikette gösterilmemektedir. Eğer güvenli bir katkı maddesi ise üreticiler neden gizlerler?
E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)
Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır.
1970 li yıllarda yapılan çalışmalarda farelerde beyin tümörüne sebep olduğu belirtilmiştir. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur.
Aspartama duyarlı insanlar, tüketimden sonra başağrısından, baş dönmesinden ve hallusinasyondan ızdırap çekebilirler. Aspartama duyarlı olan kişilerde anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye neden olur.
E950 Acesulfame-K
Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır.
Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. İki fare araştırmasında bu maddelerin kansere sebep oldukları ve diğer çalışmalarda ise bu katkı maddesinin güvenirliğinin bulunmadığı ispatlanmaktadır.
Olestra
Olestra, Olean markası ile, krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine kullanılmaktadır.
Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu madde ishale, gevşer bağırsak, karın ağrıları, beden gücünün azalmasına ve gazlanmaya sebep olabilir.
E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)
Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazır et yemeklerinde, tütsülenmiş balıklarda, tuzlanmış bifteklerde ve diğer işlenmiş etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanılmaktadır.
Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Bazı çalışmalar, tüketilen konserve etler ve nitrit ile insanlarda oluşan kanser arasında bir bağın olduğunu göstermiştir. Nitritler nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı ile sonuçlanabilecek rahatsızlıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocukların gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.
E220-E228 Sülfitler
SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler.
Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunurlar.
Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir.
Bir çok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.
E210-E219 Benzoatlar
Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır.
Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, diş macunlarında eczacılıkta ağız yoluyla alınan bir çok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma , sinirsel bozukluğa, ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir ve astımı ağırlaştırabilir.
Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.
İngilterede yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı ürünleri tüketen ve göğüs kanserine yakalanmış insanların kanserli dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaz ürünleri ve diş macunu kullanımı ile cilten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı anlaşılmıştır. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.
Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır..
Hydrogenated Vegetable Oil(Hidrojene edilmiş bitkisel yağ)
Margarinler gıda katkı maddesi olmadığı halde burada zikretme ihtiyacı duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katkı maddelerinden de daha büyük tehlikeler arzetmektedir.
Hidrojene edilmiş bitkisel yağları yapmak için kullanılan proses, kalp rahatsızlıklarını ve şeker hastalığını teşvik eden trans yağlarını husule getirmektedir. “The Institute of Medicine” tüketicilerin trans yağları mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.
E102 Tartrazin
Renklendirici; Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakızlar, sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları, tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık, hazır çorbalar, alkolsüz meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler.
Tartrazin duyarlı insanlarda kurdeşen veya astım ataklarına neden olabilir. tiroid tümörü, kromozom hasarı, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir;Norveç ve Avusturya'da yasaklandı.
E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)
Renklendirici; sentetik kömür katranından üretiliyor; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; farelerde beyin tümörüne sebep olmuştur.
Çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.
E127 Red 3(Erythrosine)
 Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta,biskuvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve troid hormonu seviyesini arttırıp hipertroidism'e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada troid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandı.
E110 Yellow 6(Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)
 Renklendirici; sentetiktir; unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç'te yasaklandı.
[hanimlar.com] 7月13日
Baş Dönmesi
Baş dönmesi çoğu zaman altında önemli bir hastalık bulunmayan ve kendiliğinden düzelen bir belirti olsa da ciddi sağlık sorunlarının da habercisi olabilir. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Nöroloji Uzmanı Dr. Sema Demirci, baş dönmesinin meniere hastalığından beyin tümörlerine kadar pek çok hastalıkta görülen bir belirti olduğunu belirtiyor. Baş dönmesinin (Vertigo) nöroloji kliniklerinde sık karşılaşılan şikayetlerden biri olduğuu söyleyen Dr. Sema Demirci, çoğu zaman altında önemli bir hastalık bulunmayan ve kendiliğinden düzelen bir belirti olarak ifade edildiğini aktarıyor. Ancak bazen çok ciddi nörolojik bir hastalığa da işaret edebildiğini vurgulayan Dr. Sema Demirci, "Vücudumuzun mekandaki pozisyonundan haberdar olmayı ve dengemizi sağlayan bazı mekanizmalar var. Göz, iç kulaktaki denge organı, kas ve eklemlerden kalkan uyarılarla sürekli baş ve vücudun diğer kısımlarının birbiriyle ve mekandaki yerleri hakkında beyne bilgi geliyor. Bu mekanizmalarda bozukluk olunca denge bozukluğu veya baş dönmesi ortaya çıkıyor. Baş dönmesi sık karşılaşılan bir şikayet. Ancak hastalar çok farklı şeyleri baş dönmesi olarak ifade edebiliyor. Vertigo, hastanın kendi bedeni veya çevrenin etrafında gerçekten dönmekte olduğunu zannetmesiyle gelişen bir tablo. Bu şekilde bir dönme hissi olmadan ortaya çıkan vertigo ise yalancı vertigo olarak tanımlanıyor" diye konuşuyor.
Hangi Hastalıkların Habercisi Olabilir?
Dr. Sema Demirci'nin verdiği bilgilere göre; vertigo çok şiddetli olduğunda hastalarda gözlerde sıçrayıcı hareket, bulantı ve kusma, ayakta duramama şeklinde belirtiler de olabiliyor. Vertigo; iç kulak, denge siniriyle ilgili hastalıklar, beyin sapı ve beyinciği tutan hastalıklarda görülebiliyor. Vertigo belirtilerinin gözlendiği hastalıklar ise şöyle:
Meniere hastalığı: İç kulakla ilgili bir rahatsızlık. Hasta dakikalar veya saatler süren ataklar halinde tekrarlayan vertigodan yakınıyor. Bu sırada ayakta duramıyor, en ufak baş hareketiyle şiddetli vertigo gelişiyor. Genelde bulantı, kusma ve kulak çınlaması eşlik ediyor. Atakların tekrarlaması hasta olan iç kulak tarafında işitme kaybına neden oluyor.
İyi huylu tekrarlayıcı pozisyona bağlı vertigo: İç kulakla ilgili bir rahatsızlık. Başın belli bir pozisyonunda ortaya çıkan, vertigo ve gözde sıçrayıcı hareketlerle karakterize iyi huylu bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Saniyeler içinde gelip geçiyor, başın aynı pozisyona getirilmesiyle tekrar başlıyor.
Diğer nedenler: Beyin sapı- beyincik birleşme bölgesinden denge siniri geçiyor. Bu bölge tümörlerinde vertigo, kulak çınlaması, giderek artan işitme kaybı olabiliyor. Beyin sapı ve beyincik damar tıkanma ve kanama durumlarında da baş dönmesi gelişebiliyor. Ancak bu durumlarda birçok bölge fonksiyonunu kaybettiği için kafa sinirlerinin çoğunda tutulum, bir taraf kol-bacakta felç gibi nörolojik bozukluklar görülebiliyor. Multiple Skleroz hastalığında beyin sapı ve beyincik, göz tutulumları olabiliyor ve vertigo, dengesizlik gibi şikayetler yapabiliyor. Oturma kalkma sırasında gelişen tansiyon düşüklüğü, çeşitli kalp hastalıkları, ağır kansızlıklar ve metabolik bozukluklar da vertigoya neden olabiliyor. Boyun kemiklerinde bozulmalar ve kireçlenmeler bu kemiklerin içinden geçen ve beyin sapı ile beyinciği besleyen damarları sıkıştırarak vertigo yapabiliyor. Uzmanlara göre, bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da tekrarlayan vertigo şikayeti olabiliyor. Yaşlı ve birçok hastalığı olan (özellikle diabet gibi) kişilerde sürekli yalancı vertigo ve dengesizlik şikayetleri ortaya çıkabiliyor.
Tanı Nasıl Konuyor?
Vertigo tanısı konulması için bir dizi tetkik gerekiyor. Hastanın vertigosunun gerçek olup olmadığının anlaşılabilmesi için ayrıntılı sorularla öykü alınıyor. Ardından dikkatli bir nörolojik muayene yapılması gerekiyor. Beyin görüntülemesi istenecekse beyin magnetik rezonanslı (MR) görüntüleme tercih ediliyor. Çünkü MR beyin sapı ve beyin sapı-beyincik birleşim yerini, iç kulak yapılarıyla ilgili iltihabi durumları daha ayrıntılı gösteren bir tetkik. Gereken durumlarda kulak-burun- boğaz (KBB) muayenesi ve odiyometrik( işitme ilgili) testler yapılıyor. Rutin kan tetkiklerine bakılıyor. Başka birçok hastalıkla ilişkili olduğu yönünde şüphelenilen hastalarda ileri incelemelere başvuruluyor.
Nasıl Tedavi Ediliyor?
Vertigo beyin damar hastalığı, MS, beyin tümörü, boyun kemiklerinde kireçlenme gibi hastalıklarla ilişkili ise bu hastalıklara yönelik özel tedaviler uygulanıyor. İç kulakla ilgili vertigolarda genelde tedavi hastanın şikayetlerini hafifletmeye yönelik uygulanıyor. Kulak Burun Boğaz tarafından uygulanan bazı özel baş manevraları da tedavide kullanılıyor. Sık tekrarlayan vertigo atakları olan hastalar için çeşitli tedavilerle atak önleyici tedaviler oluşturulmaya çalışılıyor.
Kilo vermenin doğal yolları?
Yazın gelmesiyle birlikte sıkı rejim listeleri de görünür yerlere asılıp, uygulanmaya başlarken; uzmanlar, kilo vereyim derken sağlıktan olunmaması konusunda uyarılarda bulunuyor.
Yazın gelmesiyle birlikte hemen sıkı rejimlere başladınız değil mi? Fakat bunu yapayım derken bitkin düşebilir, tatilin tadını çıkarmaktan mahrum kalabilirsiniz. Dönemlik sıkı rejimler uygulayıp ani şekilde kilo verebilirsiniz ama birkaç püf noktaya dikkat ederseniz hem doğal olarak zayıflayacaksınız hem de kilonuz sabit kalacak.
Uzmanlar, sağlıklı kilo verebilmek için üç öğün yerine altı öğün yemek yenilmesini, ancak porsiyonların küçültülmesini öneriyor. Sık aralıklarla beslenmenin, gereğinden fazla yemeyi ve kaçamakları önlediğini vurgulayan uzmanlar, "Çünkü sık sık beslendiğiniz için açlık hissi duymazsınız. Acıkmayı önlediğinden, sonraki öğüne çok acıkmamış olarak ulaşacağınız için daha az besinle doyarsınız" diyorlar.
Uzmanlar, yağsız et yemeye özen gösterilmesi gerektiğini belirterek, "Daha fazla sebze, mevye ve tahıl grubunu tercih edin. Kırmızı et yerine derisiz tavuk, hindi ve balığın beyaz etlerini tüketin" önerisinde bulunuyor. Yağ oranı düşük besinlerin tercih edilmesi gereğine işaret eden uzmanların diğer önerileri ise şöyle:
"Yağı alınmış yoğurt yiyin. Yemekten kalkar kalkmaz dişlerinizi fırçalayın. Yemeğe küçük bir kase dolusu çorba veya salatayla başlayın. Erken yemek yiyin. Özellikle sabah kahvaltılarında karnınızı iyice doyurun. Gece yememeye özen gösterin. Lifli sebzelere ağırlık verin. Fazla kalori veren yiyeceklerden ve çikolata dahil şekerlemelerden uzak durun. Yemeklere koyduğunuz yağ miktarını azaltın. Yemeklerin suyundan daha çok posa kısmını tercih edin. Bol sebze ve meyve tüketin. Cips, yağlı patlamış mısır, yağlı kraker, börek, çörek, pasta vb. yiyecekleri tüketmekten kaçının veya seyrek ve az miktarda tüketin. Bol bol su için. Kızartma yerine fırın, haşlama ya da ızgara yiyecekler tercih edin. Krema yerine un, nişasta, patates kullanın. Sıvı yağı tercih edin. TV izlerken yemek yeme huyundan vazgeçin. Ayakta değil masada yemek yiyin." Uzmanlar, hareket etmenin çok önemli olduğunu da kaydederek, "Asansör yerine merdiven kullanmayı alışkanlık haline getirin. Oturduğunuz yerde kol ve bacak hareketleri yapın. Her zaman hızlı tempoyla yürüyün. Okurken ve televizyon izlerken dik oturun. Düzgün durmak, daha çok kalori yakmanızı sağlar" ifadesini kullanıyorlar.
Göz Sağlığı
Bazen görme alanınızda küçük uçuşan noktalar veya karanlık alanlar görürsünüz. Bunlar genellikle boş bir duvar veya mavi gökyüzü gibi düz bir zemine bakarken belli olurlar. Uçuşan cisimler aslında, gözünüzün içini dolduran ve vitre ismi verilen saydam jel şeklindeki sıvıda bulunan hücrelerin küçük birikintileridir. Bu nesneler sanki gözün önünde uçuşuyormuş gibi görünmesine rağmen aslında gözün içindedirler. Sizin gördükleriniz onların gözün sinir tabakası üzerine düşen gölgeleridir. Uçuşan cisimler farklı şekillerde olabilirler: Küçük noktalar, çemberler, çizgiler, bulutsu veya ağ şekiller veya tespih taneleri gibi.
Uçuşan cisimlerin sebepleri nelerdir? İnsanlar orta yaşlara ulaştığında vitre kalınlaşmaya ve büzüşmeye başlar ve gözün içinde kümeleşmeler veya lifler oluşur. Vitre jeli gözün arka duvarından ayrılır. Böylece arka vitre dekolmanı oluşur. Bu durum, uçuşan cisimlerin sık görülen bir nedenidir.  Arka vitre dekolmanı aşağıdaki durumlarda daha sıktır: · Miyopi; · Göz yaralanması; · Katarakt cerrahisi geçirilmiş olması; · YAG lazer cerrahisi yapılmış olması; · Göz içinde iltihap olması; Uçuşan cisimler ani gelişirse uyarıcı bir belirti olabilir. 8-10 yaşından itibaren pek çok insanda görülebilir. 45 yaşın üzerindeyseniz ve aniden uçuşan cisimler görmeye başlamışsanız hemen göz doktoruna müracaat etmelisiniz.
Uçuşan cisimler ciddi bir durum olabilir mi? Büzüşmekte olan vitre retinayı çekerse yırtık meydana gelebilir. O zaman göz içinde hafif bir kanama olur ve kan, yeni oluşan uçuşan cisimler olarak görünebilir. Retina yırtılması daima ciddi bir problemdir, çünkü retina dekolmanına yol açabilir. · Ani bir uçuşan cisim oluştuğunda; · Ani ışık çakmaları olduğunda hemen göz doktoruna müracaat ediniz. Çevresel görme kaybı gibi ek belirtiler olduğunda da mutlaka göz doktoruna görünmelisiniz.
Uçuşan cisimler için ne yapılabilir? Retinada yırtık oluşup oluşmadığını bilmeniz gerektiği için aniden uçuşan cisimler gördüğünüzde dotorunuza müracaat etmelisiniz. Okumaya çalışırken göz önünde görünen cisimler oldukça rahatsız edicidir. Bu cisimleri gözün önünden uzaklaştırmak için yukarı aşağı bakabilirsiniz. Bir kısım uçuşan cismin sebat edebilmesine rağmen çoğu zamanla kaybolur veya verdiği rahatsızlık azalır. Yıllardır uçuşan cisimler görüyorsanız fakat aniden yenileri oluşmuşsa yine hemen göz doktoruna müracaat etmeniz gerekir.
Işık çakmalarına ne sebep olur? Vitre jeli retinaya sürtündüğü veya onu çektiği zaman şimşek çakar gibi ışıklar görürsünüz. Göze darbe alındığında da yıldızların uçuşması tarzında ışıklar görülür. Işık çakmaları beş-on hafta veya ay boyunca tekrar tekrar olup kaybolabilir. Yaşınız ilerledikçe ışık çakmaları daha da artar. Ani ışık çakmaları gördüğünüzde retina yırtığı olabileceği için derhal göz doktoruna görünmeniz gerekir.
Migren Bazı kimseler, ışık çakmalarını sıklıkla 10-20 dakika kadar süren zigzaglı veya dalgalı çizgiler halinde görebilirler. Bu tip ışık çakmaları genellikle beyindeki kan damarlarının spazmına bağlıdır ve migren denir. Işık çakmalarını başağrısı izlerse buna migren başağrısı denir. Fakat başağrısı olmadan da zigzaglı veya dalgalı çizgiler görülebilir. Bu durumda ışık çakmalarına göz migreni veya başağrısız migren denilir.
Gözleriniz nasıl muayene edilir? Önce damlalarla göz bebekleriniz genişletilir. Retina ve vitre dikkatle izlenir. Gözleriniz genişletildiği için bulanık görme meydana gelir. İlaçla gözbebeğinizin büyümesi geçicidir. 10-12 saat sonra gözbebeğiniz eski halini alır ve gözünüzde kalıcı bir zarar meydana gelmez. Bulanık görme nedeniyle arabanız varsa yanınızda onu sürecek birini getirmeniz gerekir.
Yaşlandıkça uçuşan cisimler ve ışık çakmaları artmaya başlar. Tüm uçuşan cisimler ve ışık çakmaları ciddi olmamakla birlikte retinanızda bir hasar olup olmadığını anlamak için iyi bir göz muayenesinden geçirilmeniz şarttır. Hazırlayan: Dr. Ahmet Karakurt Ankara Numune Hastanesi Göz Kliniği
7月12日
UYUŞTURUCU VE GENÇLİK Gençlik neden önemli ? Gençler bir toplumun dinamik kesimidir ve aslında topluma ayakta tutan temel güçtür. Gençlik bir ülkenin geleceği, ufku ve yarınlarıdır. Eğer bir ülkenin gençleri, çağın gerektirdiği bilgi, teknolojisi, düşünce ufkuyla donatılamazsa bu gençlik suni başarılarda umut arar. Yani uyuşturucu ve alkol kullanımına yönelebilir. Buda ülkenin geleceğinin yavaş yavaş erimesi anlamına gelir.
UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞI Çağımızın vebası olarak da adlandırılan uyuşturucu, çağımız gençliğini önemli düzeyde etkilemektedir. Bu gençlerde fizyolojik ve psikolojik yaralar açmaktadır. Gençler, maddi veya psikolojik bunalımlarından kurtulmak için uyuşturucuyu vasıta olarak kullanırlar. Bu sayede sorunlarından suni olarak kurtulmaya çalışırlar. Hatta uyuşturucu kullanımında son nokta olan "altın vuruşu" kurtuluş (ölüm) olarak görürler. Toplumun geleceği uyuşturucu yüzünden derinden etkilenirken acı olan bu gençliği yetiştiren ailelerin bilinçsiz olmalarıdır. Aileler bu durumdaki çocuklarını daha derin sevgi besleyip koruması gerekirken, o durumdaki çocuğundan utanmakta, onu dışlamakta, onu bu derdiyle başı boş bırakmaktadır. Uyuşturucu kullanan bir çocuğunuz varsa onu dışlamayın, onu korumaya ve iyileştirmeye çalışın. Ona destek olun.. Uyuşturucu insanı nasıl etkiler ? uyuşturucunun özellikleri nelerdir ? bunları şu şekilde maddeleştirebiliriz; 1.Canlı organizmanın yapısını olumsuz etkiler, 2. Fizik ve psikolojik bağımlılık yapar, 3. Ruhi,bedeni ve zihni faaliyetleri bozar, 4. Fert ve toplum yapısını tahrip eder. Bunların yanı sıra uyuşturucunun insanin sağlığı açısından da olumsuzlukları vardır. Bunlar ; 1.Beyin ve merkezi sinir sistemini tahrip eder, 2. Delilik,erken bunama, hafıza kaybı ve felç, 3. Depresyon (fizik ve moral çöküntü) , 4. Sayıklama, saçmalama (hezeyan), 5. Hayal görme ve hayallerle yaşama (halüsinasyonlar), 6. Ölüm arzusu ve intiharlar, 7. Ani ölümler, 8. Endişe ve korkular, 9. Şüpheler, ters yorumlar, 10. Zaman kavramlarında çarpıtmalar, 11. Erkeklerde iktidarsızlık, 12. Kalp ve kan düzensizlikleri, şekil bozuklukları ve felçler, 13. Karaciğer ve böbreklerin iflası, 14. Nefes darlığı,öksürük ve boğulma hissi, 15. Zehirlenmeler, 16. Cinayet,gasp, her türlü fuhuş ve anarşi , 17. AIDS, frengi,kanser,verem ve kangren gibi amansız hastalıklar meydana getirirler. Gençlerimize neler oluyor da yukarıda sayıldığı gibi bir çok olumsuzluğu olan bu maddeye yönelme ihtiyacı duyuyor. Nasıl oluyor da gençlerimiz bu maddeye bağımlı hale geliyor ? 1.Bilgisizlik, 2. Özenti, 3. Birayı içkiden saymama, 4. Grup baskıları, 5. Merak etme, 6. Çevreye uyma gayretkeşliği, 7. Kendini ispatlama gayreti, 8. Genetik yapının maddeye yatkınlığı, 9. Kişilerdeki manevi boşluk, 10. Ailevi problemler, 11. Eğitimdeki yetersizlikler, 12. Uyuşturucu kültürü, 13. Dış güçlerin ajanları ve işbirlikçilerinin hedeflerinin gençler olması, 14. Kimsesizlik ve başı boşluk, 15. Özel günlerde kullanılan bira ve alkollü içkiler gibi etkinlikler
ALKOL BAĞIMLILIĞI "Alkol bağımlılığı, alkolü kontrollü içmek veya bırakma isteğine rağmen bırakılamama aşamasına gelinmesi, alışkanlığın onsuz yaşanamayacak boyutlara varmasıdır." Dünya sağlık örgütü (WHO) ne göre "içkinin işine engel olduğunu değil de,işinin içmesine engel olduğunu düşünmeye başlayan kişi alkoliktir." Eğer içki içmeye başladığınızda istediğiniz yerde bırakamıyorsanız korkarım alkol bağımlısı olma ihtimaliniz çok yüksektir. Alkol bağımlısı olan kişilerin bir takım ortak özellikleri vardır. Nelerdir bunlar ? 1.Bencillik ya da ben merkezcilik, 2. Gerilimlere karşı duyarlılık, 3. Bir kişiye ya da nesneye aşırı bağlılık, 4. Kendini büyük ve güçlü görme. Alkol kullanan gençlerin ise kendilerine özgü özellikleri vardır. Bunlar; 1.Cinsel duygu, eğilim ve isteklere karşı aşırı duyarlılık, 2. Sürekli maddi doyum arama eğilimi, 3. Fiziki güce hayranlık, 4. Alabildiğine sınırsız özellik, 5. Sorumluluktan kaçma, 6. Bütün otoritelere başkaldırma, 7. Gerçek dışı yaşam isteği, 8. Gerçekleşmesi olanaksız bir yaşam için sürekli düş kurup serüven peşinde koşmak, 9. Engeller karşısında büyük kaygı, sıkıntı, saldırganlık ve tepki, 10. Geleceğe ilişkin olumlu bir amaç ve beklentinin olmaması, 11. Güvensizlik ve yetersizlik duygusu Alkol bağımlısı olmanın insanlar üzerinde bir takım önemli sonuçları da vardır. Nelerdir bunlar ? 1. Alkol vücutta bir çok organa zarar vermekle beraber en çok beyinde tahribata neden olmaktadır. 2. Beyne ilk etkisi yorum ve düşünceyi kontrol eden bölgeyi yavaşlatmasıdır. Böylece kişinin hatırlama, anlama, karar verme gibi normal akli görevlerini yürütmesine engel olur. 3. Alkoliklerin bedensel hastalıklarının çoğu karaciğerle ilgilidir. Bu hastalıklar sarılık, siroz ve safra kesesinin iltihaplanması olarak kendini gösterir. Karaciğer sirozu alkol bağımlısı kişilerde kullanmayan kişilere oranla sekiz kat daha fazladır. 4. Fazla miktarda kullanılan alkol gastrit, ülser, pankreas yetmezliği, pankreatik kanserler, kan basıncında yükselme, karaciğer enzimlerinde yükselme, karaciğer yağlanması gibi rahatsızlıklara neden olmaktadır . 5. Mutsuz evlilikler, yıkılan yuvalar, terk etmeler, boşanmalar, düzensiz aileler, boşta kalan çocuklar hepsi alkolün bir sonucudur. 6. Ölüm ve yaralanmalara neden olan trafik kazalarının % 66`sı alkol kullanımından kaynaklanmaktadır. 7. Ölme nedeni olan intiharların yarısı ve cinayetlerin 1/3`ü alkolle ilgilidir. 8. Alkol bağımlısı olan bir kişinin topluma yaptığı en büyük kötülük, insan gücü kaybına yol açmasıdır. Alkolik kişi veriminin düşmesi sonucunda kendisinden bekleneni veremez. Ayrıca mesai arkadaşlarıyla sürtüşmelere ve iş verenler ile olumsuz ilişkilere sebebiyet vermektedir. 9. Alkol bağımlısı kişiler için yapılan tedavi masraflarından, motorlu araç kazalarında, çalışma süresi kaybından doğmaktadır. Alkol kullanma alışkanlığını engellemenin ilk koşulu başlamamaktır. Yani bataklığı kurutmaktır. Alkol kullanımını engelleyebilecek önlemler olarak şunları gösterebiliriz. 1. Arkadaşların iyi seçilmesi, 2. Sıkıntıları yenebilmeyi öğrenmek , 3. İçkiyi dinlendirici bir ilaç gibi görmemek, 4. Olumlu düşünmek, 5. Stresi yenmeyi öğrenmek , 6. İçkiye hayır demeyi öğrenmek, 7. İçkili ortamdan uzak durmak, 8. Boş zamanı iyi değerlendirmek, 9. Kendini tanımak, 10. İlgi alanını genişletmek, 11.İnsanlarla iyi etkileşimde bulunmak, 12. Kendini gerçekleştirmek
ALKOL VE UYUŞTURUCU KONUSUNDA BİLİNMESİ GEREKENLER Alkol ve uyuşturucunun insan üzerindeki zararlarını birazda istatistiği verilerle anlatmaya çalışalım. Böylece bireysel yaşamı, toplumsal yaşamı ve sağlığımızı nasıl etkilediğini daha iyi anlayalım. Vücudunuza giren 1 gram eroinin, beyninizdeki 1 milyon hücreyi öldürdüğünü; Bütün uyuşturucuların önce aklı, sonra hayatı mahvettiğini; Uyuşturucunun bir nevi ölüm denemesi olduğunu; Uyuşturucu bağımlılarının aıds taşıyıcısı olduklarını; Uyuşturucuların ateşli silahlardan daha tehlikeli olduklarını; Birahanelerin,barların,pavyonların,diskoteklerin uyuşturucu zemini olduklarını; Her çeşidi ile uyuşturucuların birer intihar yolu olduğunu; Uyuşturucuların insan vücuduna gram gram girerek zehirlediğini; Trafik kazalarının %61'ni alkollü sürücülerin yaptığını; Eşlerini dövenlerin %70'nin alkollüler olduğunu ; Şiddet olayları ve ırza tecavüz suçlarının %50'sinin alkollüler tarafından işlendiğini; Aile facialarının büyük bir kısmının nedeninin alkol olduğunu; "Beni uyuşturursanız sizi nasıl idare edebilirim?"diyenin"beyin" olduğunu; "1 gram eroin için kimlere satılmadım ki"; diyenin uyuşturucu bağımlısı olduğunu; Bir defa alkol ve uyuşturucu almaktan ne çıkar ki; diyenin "alkol ve uyuşturucu bağımlısı" olduğunu; Tek sigara bir paketin,tek kadeh bir fıçının anahtarı olduğunu; İnsan vücuduna alkol koymanın,makine yataklarına kum koymaya benzediğini; Her türlü rezalet ve sefaletin, uyuşturucu ve alkolden geçtiğini; Bütün kötülüklerin anasının "alkol" babasının da"uyuşturucu" olduğunu; Ölüme yolculuğa "altın vuruş" dediklerini; Biliyor muydunuz.... 7月2日 Kansızlık
Kansızlığa çiğ pırasa ve dometisin iyi geldiğini biliyor muydunuz ? Dünya nüfusunun yüzde 30'unun yakındığı kansızlık pek ciddiye alınmıyor ve tek çare olarak demir hapları görülüyor. Oysa bazı önemli hastalıkların habercisi de olabilen kansızlığın önemsenmesi gerekir.
Kansızlık çekenler için son yıllarda bitkisel çözümler öne çıktı.
Bahçelerde yetiştirilen sebzeler, doğada büyüyen bazı şifalı bitkiler kansızlığa iyi geliyor.
Özellikle saf polen, kansızlıkta bedene önemli takviyelerde bulunuyor.
Sebzeleri de unutmamak lazım. Örneğin pırasa çiğ yenildiğinde kan yapıcı etki gösteriyor. Ayrıca soya sütü, yulaf, pekmez gibi birçok besin iyi geliyor. Kansızlık kadınları tehdit ediyor! Doğurganlık çağındaki kadınları etkileyen kansızlık; yorgunluk, baş dönmesi gibi belirtiler gösteriyor. Ülkemizdeki kadınların yaklaşık üçte birinde demir eksikliğine bağlı kansızlık görülüyor. Bunun nedeni ise adet kanamaları ve sık yapılan doğumlar. Kansızlık özellikle doğurganlık çağındaki kadınları daha çok etkiliyor.
Halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, saç dökülmesi ve tırnaklarda kırılma gibi belirtiler de kansızlığa işaret olabiliyor.
Anne sütü önemli demir kaynağı
Gebe ve emzikli kadınlarda da kansızlığa sık rastlanıyor. Bu durumdaki kadınlara, kansızlık gelişmemesi için demir içeren ilaçlar verilmesi gerekiyor çünkü, annede kansızlık varsa bebeğin anne karnındaki fiziksel ve zihinsel gelişimi olumsuz yönde etkilenebiliyor. En önemli demir kaynaklarından biri de anne sütü olduğundan yeni doğan çocukların en az 6 ay süre ile emzirilmeleri gerekiyor.
Vitamin eksikliği de olabilir
Kansızlığın bir diğer nedeni ise B12 vitamini eksikliğidir. Gıdalarla alınan vitamin B12'nin yeterince emilememesi sonucu oluşur. Halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, çarpıntı gibi bulguların yanında unutkanlık, aşırı sinirlilik, el ve ayaklarda uyuşma, denge kaybı, bazen de şuur bulanıklığı ile kendini gösterebilir. Bu hastalara erken dönemlerde B12 verilmesi tedavide başarı şansını artırır. Kansızlığı önemseyin! En fazla genç kadın ve çocuklarda demir eksikliği olarak görülen kansızlık, diğer hastalıklarla karıştırılması nedeniyle genellikle göz ardı ediliyor. Kandaki alyuvar veya alyuvarlara renk veren hemoglobin sayısındaki azalma, kansızlık olarak adlandırılıyor.
Hemoglobinin üretilmesinde gerekli olan demir, besinlerle yeterli miktarda alınmazsa hastalığın oluşmasına zemin hazırlıyor.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Özlem Sert, bu konuyla ilgili cnnturk.com'un sorularını yanıtladı:
Hemoglobin miktarı ne olmalı?
"Hemoglobin miktarı erkeklerde 13 g/dL, kadınlarda 12 g/dL, altı ay ile altı yaş arası çocuklarda 11 g/dL nin, 6-14 yaşlarda 12 g/dL nin altındaysa kişi anemik kabul edilir.
Beslenmenin yanı sıra kişide karaciğer, böbrek rahatsızlıkları ve kanser gibi ciddi hastalıklarda görülen iç kanama varsa demir eksikliği kansızlığın nedeni olabilir."
Kansızlığın belirtileri nelerdir?
"Halsizlik, yorgunluk, soluk bir cilt, asabiyet, uykusuzluk, konsantrasyon eksikliği, saç dökülmesi, tırnaklarda incelme görülebilir.
Dünya nüfusunun yüzde 30'unda görülen kansızlık ileri derecelerde elde ve ayakta karıncalanma, depresyon, çarpıntı, kulak çınlaması gibi yakınmalara neden olur.
Özellikle kış aylarında el ve ayaklarda üşüme ile kendini gösterir. Bu tip şikayeti olanlar en yakın bir zamanda hematoloğa başvurmalıdırlar.
Eğer kansızlık demir eksikliğinden oluşuyorsa ağız kenarlarında ve dilde yaralar, tırnaklarda çatlaklar, toprak, buz ve kirece karşı istek olabilir.
Folik asit eksikliğinden kaynaklı ise depresyon, ishal, şiş bir dil olabilir. B-12 vitamini eksikliğinden oluşuyorsa da kilo kaybı, depresyon, hafif renk körlüğü, duyu kaybı ve kararmış bir cilt görülebilir."
Kansızlık nasıl tedavi edilir?
"Tedavide öncelikle kansızlığa sebep olan unsurları öğrenmek gerekir. Fazla adet kanaması veya hemoroid kanaması varsa tedavi edilmelidir. "
Beslenmeye bağlı olan bir durumsa dikkat edilmesi gerekenler:
- Kırmızı et, karaciğer, balık, yumurta sarısı, kurubaklagiller, kuru üzüm, kuru incir, yeşil yapraklı sebzeler, ayçekirdeği, fıstık, ceviz, badem, soya fasülyesi demirden zengin yiyecekler tüketilmeli
- Demir emilimini artıran C vitamini alınmalı.
- Öğünlerde ana yemeklerin yanında domates, maydanoz, sivri biber, marul içeren limonlu salata tercih edilmeli
- İçinde bulunan laktik asit demirin vücutta depolanmasını kolaylaştırdığı için yoğurt tüketimi artırılmalı
- Demir emilimini azaltan besinler fazla tüketilmemeli. Çay, kahve, kola, sigara, alkol ve kepekli ekmek.
- Yemekten en az yarım saat sonra çay veya kahve tüketilmemeli
- Sebzelerin haşlama suyu atılmamalı
- Sebzeler mümkün olduğunca az suda veya düdüklü tencerede pişirilmeli
Aşırı üşüme kansızlığın belirtisi Özellikle kış aylarında el ve ayakların normalden fazla üşümesi ve ısınmaması kansızlığın belirtisi olabilir Kansızlık, kırmızı kan hücrelerinin içinde bulunan, oksijen taşımakla görevli hemoglobin molekülünün miktarındaki azalma olarak tanımlanıyor.
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hematoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erdal Kurtoğlu, kansızlığın en fazla genç kadınlarda ve iyi beslenmeyen bebeklerde görüldüğünü söyledi.
Kan hücreleri açısından önem taşıyan hemoglobin molekülünün üretilmesi için demire ihtiyaç duyulduğunu belirten Kurtoğlu, şunları söyledi: "Besinlerle demir alımının az olması ya da farkına varılamayan iç kanamalar nedeniyle vücuttaki demir kaybının artması bu mineralin eksikliğine yol açar. Bu eksikliğin yol açtığı başlıca rahatsızlık da kansızlıktır. Kansızlığın temelinde çoğunlukla karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları , kanser gibi ciddi hastalıklar yatar."
Kurtoğlu, kansızlık görülen kişilerin el ve ayaklarında normalden daha fazla üşüme olacağını ve çok güç ısıtılacağını belirterek, "Ayrıca, halsizlik, çabuk yorulma ve iştahsızlık da kansızlığa işaret edebilir. Bu nedenle, özellikle kış aylarında el ve ayakların fazla üşümesinden şikayet edenler hemen bir doktora başvurmalı ve kanını kontrol ettirmelidir" dedi.
Kansızlığın önce altında yatan nedeninin belirlenmesi ve bilinçsiz bir şekilde ilaç kullanmaktan kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kurtoğlu, "Beslenmeden kaynaklanıyorsa demir destekli bir diyet programı uygulanır. Ancak, temelinde ciddi hastalıkların bulunabileceğ i kansızlık için doktora gitmeden gelişigüzel bir beslenme programının uygulanması, daha kötü sonuçlar doğurabilir. Bir elin fazla üşümesi, önemsenmelidir" diye konuştu.
7月1日
Alıntı
Sigaranın getirdikleri,götürdükleri...

Sigara ne gibi avantajlar getiriyor hayatımıza ? Buna verecek hiç bir cevabım yok, hiç içmeyen biri olarak bu konuda yorum yapamam.
Ama götürdükleri konusunda çok şeyler yazabilirim. Bir sağlıkçı olarak sigaranın hangi organa ne kadar zarar verdiğine hiç değinmek istemiyorum, bu tür yazıları internette bulabilme imkanınız zaten var.
Sıradan bir insan olarak gözlemlerimi yazmak istiyorum
** Sigara bağımlılığı olanlar sürekli sigara dumanı koktukları için çok fazla yakınlarında durulamayan kişilerdir. Bir bayanın sigara kokmasını bir erkeğin sigara kokmasıdan çok çok daha itici bulduğumu söyleyebilirim.
**Sigara içicilerinin büyük kısmı bu alışkanlığını eşinden ya da ebeveynlerinden saklamak zorunda hissettikleri için sürekli bunun sıkıntısını çekerler, o kadar ki sigarasızlığın verdiği sıkıntı, bu ikiyüzlüce davranışının yaptığı sıkıntıdan kat kat fazladır. Bu gizleme davranışı zaten normal bir alışkanlık haline gelmiştir, kişi başka konularda da yalan söylemeyi kolaylaştıran bir alışkanlık edinmiştir. Sonuç olarak bu insanlarda kişilik dejenerasyonu yaşanma ihtimali de yüksektir.
**Sigarayı çocuklarının yanında rahat rahat içebilen kişiler kendilerine verdikleri zarardan kat kat fazlasını çocuklarına verdiğinin ne kadar bilincindedir, bilemiyorum. Çocuklar, anne ve babayı her zaman bir model olarak görürler.
**Sigara, spor yapmayan, sedanter yaşayan insanlarda belirgin bir nefes darlığına yol açmadığı için sigarayı bırakma olayı istense de gecikir. Sigara, özellikle hava yolları hiperaktif olan insanlarda çok genç yaşlarda kronik bronşite yol açar, sürekli öksüren, sabahları ihrazat çıkaran bu bireyler, bu durum onları çok da rahatsız etmediği için sigarayı bırakmaya yanaşmazlar. Ne var ki yaşla beraber akciğer havalanma rezervi daha da bozulur, hastalık ilerlediğinde acil servislerden çıkmayan insanlar haline gelirler. Hava açlığının, hava alamama hissinin pek çok ağrıdan daha kötü bir his olduğunu öğrendiklerinde zaten iş işen geçmiştir.
**Bu kişiler bazı önemli operasyonlara akciğer hava rezervi yetersiz olduğu için yüksek risk nedeni ile alınamazlar, alınsalar bile ameliyat sonrası iyileşme periyotları diğer insanlara göre çok daha uzundur.
**Vücut bağışıklık sistemleri bozuk olduğu için kış aylarında sigara içmeyenlere göre daha kolay hastalanırlar ve hastalıkları daha dirençli ve uzun sürelidir.
**Sigaraya bağımlı duruma geldiklerinde, sigaraya ulaşamadıklarında ellerde titreme, huzursuzluk, gerginlik, konsantrasyon bozukluğu gibi durumlar yaşarlar. İş gücü kaybı bir yana çevrelerince normal olmayan bu tutumlar yüzünden farklı şekilde algılanabilirler. Bir zamanlar sigarayı zevk aracı olarak kullanırken artık sigaranın kölesi olmuşlardır.
**Pek çok kurumda sigara içme odaları olmadığı için yangın merdiveni, teras ve tuvalet gibi yerlerde sigara içme ihtiyaçlarını giderirler. Kendilerini "kaçak köçek" konumuna düşürler, yaşlarına ve konumlarına yakışmadığı halde o durumu yaşamayı göze alırlar.
Bunları yazmamın amacı sigara içen inanları (ve pek çok arkadaşımı) rencide etmek değil, sadece sigara içmeyen bir kişinin gözünden (çemberin dışından) çemberin içine bakmalarını sağlamak.. 6月28日
Alıntı
Kene çıkarmanın alternatif yolları...
Kene ısırması sonucu yaşanan ölümler, bilim adamlarını da değişik önlemler arayışı içine yöneltiyor.
Bu konuda bir teklif de Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Güler Yaylı'dan geldi. Prof. Yaylı, kene ısırıklarında zeytinyağı ve vazelin kullanılmasının uygun olduğunu belirtti.
Yaylı, "Kene ısırması vakalarında keneyle oynamayın, alkol veya ispirto gibi maddeler kullanmayın. Bunun yerine kenenin bulunduğu bölüme zeytinyağı veya vazelin kremi sürün. Bunları bolca sürdüğünüz takdirde kenenin bulunduğu bölümde hava sıkışması yaşanıyor. Mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna giderek, kenenin bir doktor tarafından çıkarılmasını sağlayın." diye konuştu.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Önder Ergönül ise "Kene hiçbir zaman tamamen cilt altına girmez. Çıkarırken kafasının içeride kalmasında bir sorun yok. Önemli olan gövdesinin çıkarılması.'' dedi. 6月18日
Alıntı
sigara öldürür bir kaç güzel söz
"Cahil Kimsenin Yanında Kitap Gibi Sessiz Ol."
MEVLANA
"İnsan Ne Söylediğini Bilmeli,Fakat Her Bildiğini Söylememelidir."
NAMIK KEMAL
"Çok Dinlememiz ve Az Konuşmamız İçin , İki Kulağımız ve Bir Dilimiz Vardır."
DİYOGENES 6月17日 Hollanda'nın Wageningen Üniversitesi ile Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından yürütülen bir çalışma, bor madeninin, dünya nüfusunda yüzde 13-33 oranında görülen karaciğer yağlanmasını azalttığını ortaya koydu.
Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Başoğlu, yaptığı açıklamada, yaklaşık 1.5 yıl önce ''Borun Karaciğer Yağlanmasının Patolojik Mekanizmalarına Etkileri'' konulu bir araştırma başlattıklarını söyledi. Bir süre fakültede yürüttükleri projelerine, AB desteğinin sağlanmasının ardından Hollanda'nın Wageningen Üniversitesi’nde devam ettiklerini anlatan Başoğlu, projede asıl amacın borun karaciğer yağlanması üzerinde etkilerinin detaylı olarak araştırılması olduğunu bildirdi. Hollanda'da 60 ''deney tavşanı'' üzerinde yaptıkları araştırmada bazılarına boru tuz halinde (sodyum borat) verdiklerini belirten Başoğlu, şunları kaydetti:''Sodyum boratı ağız yoluyla sıvı şekilde verdik. Tavşanların kilolarına göre farklı dozlarda bor tüketmesini sağladık. Hayvanlara 6 ay boyunca bor verildi. Bor verilen hayvanların kan, biyokimya ve bor analizleri yapıldı. Halen analizler titizlikle sürüyor. Bu konuda birçok ölçüm yapılacak. Elde edilen ilk bulgulara göre bor madeni karaciğer yağlanmasını azaltıyor. Bu çok önemli bir gelişme.'' Daha önce süt inekleri üzerinde yaptığı bir araştırmada da borun karaciğer yağlanmasını azalttığı yolunda sonuca ulaştığını dile getiren Başoğlu, tavşanlar üzerindeki araştırmanın daha önemli olduğu çünkü bunun, insanlara adapte edilebileceğini söyledi. Bor, insan ve hayvan sağlığı için önemli Başoğlu, araştırmanın borun insanlarda da karaciğer yağlanmasını azaltabileceğini ortaya koyduğunu belirterek, ''Dünya nüfusunun yüzde 13-33'ünde karaciğer yağlanması görüldüğü dikkate alındığında bor madeninin önemi daha net ortaya çıkıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde, düzensiz beslenme ve hareketsizlik yüzünden karaciğer yağlanması giderek artıyor'' dedi. Karaciğer yağlanmasının zamanla birçok rahatsızlığa yol açabildiğini dile getiren Başoğlu, ''Hayvanlarda da büyük sorun oluşturuyor. Süt sığırlarında doğumdan sonra ortaya çıkan yağlanma, hayvanların 1 ay içinde ciddi oranda zayıflamasına ve büyük ölçüde verim kaybına yol açıyor. Bor ile insan ve hayvanlardaki sorunlar önlenebilir'' diye konuştu. Yapılan araştırmalara göre, toplam 1 milyar 176 milyon ton olan dünya bor madeni rezervinin 851 milyon tonu Türkiye'de bulunuyor. Başka bir ifadeyle dünya bor rezervinin yüzde 72'sini Türkiye barındırıyor.
|