|
|
8月11日
|
Hastalıklar ve Şifalı Bitkiler
Ağızda Ağrı
Bütün ağız içine kara dut şurubu sürünüz. Bu ameliye ağız ağrısına olduğu kadar diş etlerine, boğaz iltihabına ve öksürüğe de faydalıdır.
Ayrıca soğan yemeli kızılcık şerbeti veya şaplı su ile gargara yapılmalıdır.
Ağızda ağrı ve ağız yarasından kurtulmak ve tekrar yakalanmamak için A vitaminin kaynağı olan karotenli yiyeceklerin tazesinden devamlı yenmelidir: Havuç, maydanoz, ıspanak, tereyağı gibi Bu arada A vitamininin kullanılması için gerekli çinkolu yiyecekler de alınmalıdır.
Ağız kokusu
Biraz maydanoz çiğnedikten sonra, bir elmayı ağızda iyice çiğneyerek yemelidir.
Ağız yarası
Adaçayı veya söğüt yaprağı ağızda çiğnenmelidir.
Ağrılı regl (hayız)
- Faydalı yiyecekler, baharatlar ve şifalı bitkilerle karaciğer sağlığına kavuşturulmalı, safra arıtılmalı
- Tüm vücudun sağlığı için bol çiğ sebze ve meyve yenmelidir.
- ŞİFALI BİTKİLERLE TEDAVİ:
- Lahana Yaprağı: 2 iri lahana yaprağı masa üzerine şişe ile ezilir ve bez üzerinde soğuk olarak kasıklara vurulur (bağlanır). İki-üç saat orada bırakılır. Ağrıyı giderir.
- Marul Yaprağı: 2-3 marul yaprağı ince kıyılır ev bir litre suya konup 10 dakika kaynatılır, 20 dakika demlenir ve günde 2-3 su bardağı içilir.
- Civan Perçemi: Bir litre sıcak suya 40 gr. Çiçekli bitki konur, 20 dakika sonra süzülüp günde 2 su bardağı içilir. Regl’i söktürür, ağrı ve sancıyı keser. Çok tesirlidir.
- Maydanoz: 1 litre suya 100 gram tohum veya yaprak konur; 15 dakika kaynatıp 20 dakika demlenir, süzülür, günde 3 su bardağı içilir. Ağrı ve sancıyı giderir. Regl’i söktürür.
Beslenmede hamur işlerinden (börek, çörek, kek, makarna vs.) kaçınmalı. Polen (çiçek tozu) günde bir çay kaşığı bira mayası günde bir tatlı veya çorba kaşığı suda eritilip içilir. Buğday çimi yenir.
Albümin
1 litre suya 4 çorba kaşığı ufalanmış mısır püskülü veya 4 çorba kaşığı ufalanmış ayrık kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra 30 dakika bekletilip, süzülerek su yerine içilmelidir.
Üzüm başta olmak üzere sebze ve meyve suyu içilir. Kendileri de yenebilir. Hayvani gıdalardan kaçınmalıdır.
Anjin – Bademcik
Ilık suya limon sıkarak her saat başı gargara ediniz. İki gargara arasında da ağızda limon dilimi bulundurarak eminiz.
Taze pancar suyu veya adaçayı yahut ta tuzlu su ile gargara yapınız. Balık yağı içiniz
Soğuk yiyecek ve içeceklerden, terli iken üşütmekten kaçınmalıdır.
Anne Sütü:
Anne sütünün gereğinden az oluşması da, gereğinden fazla oluşması da sıkıntı verebilir.
- Süt Artırıcı: Badem, buğday çimi, arpa unu, havuç, mercimek, yer elması, anason, kimyon, rezeyan, fesleğen, ve şerbetçi otı.
- Süt Azaltıcı: Enginar, maydanoz, nane ve adaçayı
Astım (Nefes Darlığı)
- Yumruk kadar bir siyah turp ince rendelenir, üzerine bir limon sıkılıp iyice karıştırılır ve serin bir yere konur. Sabah kahvaltıdan yarım saat önce ve akşam yatarken hazırladığımızın suyundan yarımşar kahve kaşığı içilir. Bu ilacı içtikten sonra yarım saat geçmeden artık bir şey yenip içilmemelidir. Bu tertip tekrar tekrar hazırlanıp, tahammülle içmeye devam edilirse çok faydası görülür.
- Isırgan otları kurtulur, kurusundan 5 yemek kaşığı 1 litre kaynar suya konur, 20 dakika bekletilip pamuktan süzülür. Ilık olarak günde 8-10 çay bardağı içilmelidir. Kaynatma cam kapta yapılır ve şeker konmamalıdır.
- İnce kıyılmış soğanın üzerine bal serptikten sonra bu karışımı bir gece bekletip günde dört defa birer çay kaşığı içmeli.
- Solunum yolları hastalıkları için Magnezyum klorür’ün önemi büyüktür. Bir litre suda 20 g MgCl2 eritilmeli ve her 6 saatte bir, bir su bardağı olmak üzere 48 saatte 8 defa içmelidir.
Giriş kısmında anlatılan prensiplere riayet edenler, kendilerini bu hastalıktan kurtarabilirler. Ancak, bu hastalığı atlatan şahıs beyaz ekmek yiyerek ve bol süt içerek tekrar astıma yakalanabilir. Her türlü nişastalı ve şekerli besinler bu düşmanın geri dönemesin sebep olur.
- Yenecekler: Havuç, turp, limon, kereviz, ıspanak yenecek ve suları da çıkarılabilirse su nisbetlerde içilecek:
- Havuç 2 ölçü + ıspanak 1 ölçü
- Turp 2 ölçü + limon suyu 1 ölçü
- Havuç 1 ölçü + kereviz 1 ölçü
- Havuç 2 ölçü + turp 1 ölçü
Ayak ve El Üşümesi
- Çoban çantası, civanperçemi ve ökse otunu eşit miktarlarda (birer çorba kaşığı) karıştırıp çay gibi hazırladıktan sonra sabah ve akşam yemeklerinden önce bir çay bardağı içiniz
- Bir litre suya 1 su bardağı iyi siyah üzüm konur, 1-2 saat orta ateşte kaynatıp, suyundan günde 2-3 çay bardağı içilmelidir.
- Bir litre suya bir avuç çilek kökü kıyılarak konur 10 dakika kaynatıldıktan sonra yarım saat demlenmeye bırakılır. Süzüp, günde 3 su bardağı içilir.
- Beslenme: Maydanoz, kuru bakla, buğday çimi, nohut, mercimek, tere, ıspanak, marul, kayısı, bilhassa erik, yaş üzüm, limon ve portakal (kabuklarıyla) yeşil biber, greyfurt, soğan yenmelidir.
Bağırsak Gazları
Beyaz peynir, yoğurt, sirkeli turşu, süt kesiği, sarımsak, soğan yiyip üzüm şırası içmeli.
Sofrada, maydanoz, kekik, tarçın, kimyon, zencefil, karanfil, nane gibi şifalı ot ve baharat bulundurmalı; bunları ya toz halinde almalı, mesela yemeklere ekilerek, yahut ta çayı yapılıp içilmelidir.
Basur (Hemeroid)
- Patlıcanı ateşte közleyip yatarken çocuğa bez bağlar gibi konulmalıdır. Peş peşe iki üç defa tatbik ediniz.
Ayrıca kabak, sarımsak ve soğanı bol yiyiniz. Ve çok oturmaktan kaçınınız.
- Bir avuç civan perçemi, bir avuç sığır kuyruğu ve bir avuç ayrık kökünü iki litre suda kaynatıp, günde iki defa bu sıcak su içersine oturunuz.
- Kabız olmamak için kepekli ekmek ve meyve yiyiniz.
Böbrek Hastalıkları
Bir demet kadar maydanozu soğuk suda yıkadıktan sonra 1 litre kadar suda kaynatıp süzünüz; bundan günde üç kere birer çay bardağı içiniz.
Mısır püskülü, kiraz sapı, elma kabuğu veya bunların kurularının çayı tüm idrar yollarına ve mesaneye faydalıdır.
Kurutulup saklanan bakla kapçıklarından kum ve albüminde, 1 litre suya 25 gr koyup 10 dakika kaynatmakla elde edilen sıvı bütün gün içildiğinde şifa verir.
Semizotu, roka, elma, dut, armut, kavun, karpuz, üzüm, soğan, havuç, bakla, domates, fasulye, enginar, kereviz, lahana, marul, pırasa, şalgam yenilmelidir.
Günde 1.5 litre civarında su içmeli, aksi halde böbrekler ve bağırsaklar vazifelerini yapamazlar.
Bronşit ve Öksürük
Marul, göğsü yumuşatır, bronşları ve öksürüğü iyileştirir. İncir yeyiniz.
Öksürük için, ayrıca, gece yatarken boğazınıza bir cimcik karabiber atınız. Üzerine su içmeyiniz.
Had ve müzmin bronşit için aşağıdaki reçeteler tatbik edilir.
- 4 bardak suya 2 çorba kaşığı 30 gram) sığır kuyruğu otu konur, kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.
- Bir çay bardağı şalgam suyuna, iki tatlı kaşığı bal konur. 5 dakika kaynatılır. Sıcak sıcak içilir.
- Bir bardak havuç suyu içine yarım bardak sıcak süt konup, karıştırıldıktan sonra içilir.
- 4 bardak suya 2 tutam (40 gram) ebegümeci konup kaynatılır ve süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.
- Ayrıca çay, adaçayı, hatmi çayı, kırmızı turp suyu, ayva veya elma kompostosu, karadut, böğürtlen, kişniş, üzüm, marul ve lahana çok faydalıdır.
Damar Sertliği ve Kolesterol
Dut damarları yumuşatır; zira P vitamini ihtiva eder. İç ve dış kanamaları önler.
Elma kanı temizler, kolesterolü düşürür, damar sertliği ve kalp krizlerini önler.
Taze bezelye ve buğday çimi (18) çok fayda verir.
Bir litre suya 3 diş sarımsak, iki tutam Frenk maydanozu, bir tutam lavanta çiçeği, üç tutam adaçayı atarak demleyin. Bundan günde üç fincan içiniz.
Damla (Gut – Nikris) Hastalığı
Bir ufak limonu bir litre su içersine doğrayın. Buna bir tatlı kaşığı lavanta çiçeği bir tatlı kaşığı ayrık otu atın; demleyip, günde 3-4 çay bardağı içiniz.
Lahana yapraklarını ütüleyerek sızlayan yerlere sarınız. Sarımsak yiyiniz.
Diş Çürümeleri
Şekerden ve şekerle yapılmış gıdalardan son derece kaçınılmalıdır. At kuyruğu otu çayı içilmelidir.
Egzama ve Egzama Benzeri Hastalıkları
Bu cins rahatsızlar için,
- Vücudtaki zehiri gidermek maksadıyla karaciğeri ve bağırsakları,
- Zehiri dışarı atmak için böbrekleri,
- Kaşıntıyı durdurmak için sinirleri,
- Kabuklardan temizlemek için deriyi,
- Dokunan yiyecek ve içeceklerden kesin vazgeçmek için nefsi tedavi etmek gerekmektedir.
Girişi dikkatlice tekrar okuyup, yukardaki maddelerle ilgili kısımları da tetkik ettikten sonra, hem o tavsiyelere, hem de aşağıdakilere uyulmalıdır.
Egzamalı kimsenin sinirlerini teskin için tatil ve spor yapması gerektiği gibi, kandaki zehirlerin temizlenmesi için yenilen besinlere çok dikkat edilmelidir. İş yaparken eldiven giymeli, mümkün olduğu kadar sudan uzak durulmalıdır. Egzama suyu sevmez, sudan azar.
Soğan, havuç, marul sarımsak, hindiba, üzüm, pırasa, pancar ve enginar yenmeli; acı, ekşi, turşudan kaçınmalı ve asla bulaşıkta deterjan kullanılmamalıdır.
Enfaktüs
Kalp damarlarını açmak ev kan dolaşımını sağlamak maksadıyla:
- Alıç’ın çicek ve meyvası şöyle kullanılır: Bir su bardağı suya alıç’ın çicek ve meyvası konur; 10 dakika kaynatılır 30 dakika demlenir ve günde 2-3 bardak içilir.
- Kırlangıç otunun 2 litre sıcak suya iki avuç kuru yaprağı konur kaynatılır el ve ayak bununla banyo yapılır. Bu banyo suyunu KAYNATMADAN, sadece ısıtarak bir hafta kullanabilirsiniz.
Felç
Bir çay bardağı zeytinyağı ile; bir tatlı kaşığı toz tarçın, bir tatlı kaşığı toz karabiber ve iki çorba kaşığı su uygun bir kaba konup hafif ateşte su buhar oluncaya kadar ısıtılır. Kalan karışımla, hergün bir defa felçli kısımlar ovulur.
Manevi yönelişe ihtiyaç vardır. Felç olmamak için, dengeli beslenme kaidelerine çok dikkat etmek, devamlı sebze ve meyve yemek gereklidir.
Göz Rahatsızlığı
Bir bardak su içersine iki tutam mavi kantaron ve 3 adet papatya atıp iki dakika kaynatıp, ılık olarak göz banyosu yapın.
Guatr
Her türlü lahana, karnabahar fazla yenilen yerlerde fazla guatr görülür. Keza şalgam, mercimek, kuru fasulye, soya fasulyesi, fıstık, antep fıstığı mısır fazla yenilirse guatr’a sebep olur. Yukardaki bitkilerden ve yabani hardal fazla yiyen ineklerin sütü de bu hastalığa yol açar. Bu yiyeceklerin menfi tesirlerini azaltmak için iyotça zengin olan sarımsak, soğan, taze fasulye, pırasa, balık, dut ve dut kurusu yemelidir.
Halen guatrılı olan hastalar, hastalığa sebep olan yiyecekleri sağlıklarını kazanıncaya kadar yememelidirler.
İki litre sirke içinde bir avuç dolusu meşe kabuğu kaynatılır. İçinde keten bir bez bir müddet bırakılıp kurutulduktan sonra boyuna sarılır. Üzerine de yün batkı bağlanıp bir hafta taşımalıdır.
İktidarsızlık
Genç, orta ve yaşlı erkeklerde vakitsiz cinsel iktidarsızlık olabilir. Bunu önlemek ve cinsel gücü arttırmak için hardal, kereviz, kırmızı biber, nane, rezeyan, roka, tere, soğan, tarçın, zencefil, kimyon, kuru yemişler, yulaf, bakliyat, zeytin yağı, polen tozu ve bal sürekli yenmelidir.
İşeme
Gece yatağını ıslatan 10 yaşından büyük çocuklar için yarım litre kaynar suya 1 tatlı kaşığı sarı kantaron 2 tatlı kaşığı civan perçemi, 1 tatlı kaşığı meşe kabuğu koyarak haşlayınız. Bundan sabah ve öğle 2 fincan içiriniz.
İştahsızlık
Yarım litre kaynar suya birer tatlı kaşığı iyice ufalanmış devedikeni, kırmızı kantaron ve kısa Mahmut otlarından koyup çay gibi haşlayınız. Yemeklerden 1 saat önce birer fincan içiniz.
Kalpte şiddetli ağrı (Angine de Poitrine)
Bir tencereye 7 çay bardağı kaynar su, 7 tatlı kaşığı ufalanmış alıç, 2-3 tatlı kaşığı kuşburnu ve 15-20 adet tere yaprağı koyup ağzını kapatmalı 24 saat bırakmalı. Çay süzgecinden süzüp, her öğünde bir su bardağı olmak üzere günde 3 bardak içmelidir.
Kalp rahatsızlıklardan mısırözü, ayçiçeği veya haşhaş yağı kullanmalı. Hayvani yağlardan ve yağlı etlerden hatta etin fazlasından kaçınmalı. Daha ziyade marul, elma, erik, üzüm, patlıcan, taze fasulye, kereviz, soğan, sarımsak, lahana, nar gibi meyve ve sebzeleri bol yemelidir.
Kanamalar
İç kanamalar, bilhassa mide kanamalarında bir çay bardağı kadar suya 1-2 kahve kaşığı hesabıyla at kuyruğu otu koyun, kaynamaya başlayınca indirip 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin, süzün. Bundan günde 2-3 çay bardağı içiniz.
Kanser
Bir su bardağı süzme bala, iyice ezilmiş iki tatlı kaşığı ısırgan tohumu karıştırılır. Hasta bundan, günde 3 tatlı kaşığı yemeli ve buna 1-2 ay devam etmelidir. Prostat kanserinin dışında bu usulün zararlı olduğu söylentisi de var.
Kansızlık
Havuç vücudun çabuk kan yapmasına yardım eder. Günde üç öğün bir çay bardağı havuç suyu içilmelidir. Suyu çıkarılamıyorsa ince rende ile rendelenip yenilmelidir.
Taze bezelye kansızlığa çok fayda verir, hafif ateşte pişirilmelidir.
Erik de kan yapımına yardımcıdır,kalbin kuvvetlenmesine yarar.
Karaciğer ve safra Rahatsızlıkları
Karaciğerin en iyi dostu baldır. Bal, pekmez veya erik yemek bu organın sağlığa kavuşmasını sağlar; kendi kendini tamir etmesine yardım eder.
Havuç da, bilhassa enginarla birlikte karaciğerin en iyi ilacıdır.
Taze enginarın bulunmadığı mevsimler için alttaki iri yaprakları yıkanmadan gölgede kurutulur; ufalanarak bir kutuya konur. Gerektiğinde, bir fincan kaynar suya yarım kahve kaşığı bu malzemeden koyup 10 dakika bekletilerek süzülür ve yemeklerden bir saat önce içilir.
Roka, patlıcan, elma ve kereviz de karaciğer için çok faydalıdır.
Turp ve domates ise safra taşını eritir, döker yeniden teşekkülünü önler.
Aç karnına sabahları zeytinyağı içmek de bu uzvumuza fayda verir.
Üzüntü, bu organlara zararlıdır. Safra akışını azaltır.
Kantaron, at kuyruğu, çentiyane, hindiba bitkilerinden bulabildiklerinizi çay gibi demleyip içiniz. Sertleşmeye karşı, bilhassa farekulağı bitkisel çayı iyidir.
Pastırma, sucuk, kahve, çay, kakao, çikolata, yumurta YASAK’tır.
Kaşıntı
Domatesin tazesinden elde edilmiş suyu ile kaşınan kısım ovulursa geçer.
Böcekten oluyor ise temizliğe son derece dikkat etmeli; yıkadıktan sonra kaşınan yer iyi kurulanmalıdır.Kaşınan yerler sıcakça bir su ile yıkanırsa, kaşıntıyı alır.
Deterjan yerine sabun kullanılmalıdır.
Biberiye kremi kullanıp şahtere çayı içiniz.
Kıl Kurdu
En etkili çare sarımsaktır.Bol bol yemeli ayrıca 4-5 sarımsak 1,5 kaşık zeytinyağında iyice ezilip akşamları dıştan tüm karına sürülmeli.Bunlara 5-6 gün devam edilmelidir.
Papatya çayı içilmeli.
Kireçlenme
Vücudumuzun herhangi bir yerinde kireçlenme zuhur ettiğinde turp ile havucu rendeleyip karıştırarak yemekler esnasında bol bol yemelidir.
Kireçlenmeyi oluşturan tulum peyniri, kaşar peyniri gibi durmuş peynirler olduğu için bunları yemeyi de derhal terk etmek lazımdır.
Krampların Sebebiyet Verdiği Atak Ağrısı
Eğrelti otu kaynatılır.Elde edilen mayi ile ayaklar yıkanır.Bu ameliyeye birkaç hafta devam edilir.
Mesane Rahatsızlıkları
3-4 litre kadar suya 2 avuç atkuyruğu bitkisi atıp 5 dakika kadar kaynatın ve süzerek oturarak yeri banyosu yapınınız.
Mide Rahatsızlıkları
Midenin sindirim sisteminin, hafta bütün organlarınızın sağlıklı kalabilmesi için çok önemli bir husus vardır : ACIKMADAN SOFRAYA OTURMAMAK ve DOYMADAN SOFRADAN KALKMAK.
Mide tembelliğini önlemek için 1 dilim pişkin ekmek üzerine 1 kahve kaşığı sumak ve 1 kahve kaşığı kimyon konup yenir.
1 çay bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı kekik konur.10 dakika demlendikten sonra içilir.Her yemekten sonra tekrarlanır.
Ceviz, badem, elma, portakal, kızılcık, vişne, nar.Gül reçeli, sarımsak, soğan, maydanoz, dereotu, aç karnına turp yemek; yemeklerin üzerine karabiber, kimyon serpmek, hamur işlerini sarımsaklı yoğurtla yemek faydalıdır.
Nezle
İki soğan ve üç diş sarımsak soyulup ince kıyıldıktan sonra bir bardak çiğ süte konarak15 dakika kaynatılmalı, yarım saat bekletilmeli ve bir miktar bal katılmalı her saat sıcak olarak bundan bir kahve kaşığı içilmelidir.Nezleyi geçirdiği gibi öksürüğe de iyi gelir.
Şalgam suyu balla tatlandırılıp sıcak içildiğinde nezle ve bronşite iyi gelir.
Peklik
Sebeplerin başında safra kesesi rahatsızlıkları geldiği için, böyle bir rahatsızlık var ise önce o halledilmelidir.
Karın hareketleri(19) yapılmalı; kepekli ekmek, marul, turp, domates, mevsimine göre mevcut sebze ve meyvalardan bol yenmelidir.Kepekli ekmek barsakları çalıştırır ve kuvvetlendirir.Bulgur, yulaf ezmesi, buğday çimi, un kepeği devamlı kullanılmalıdır (Yulaf yazın kullanılmaz).
Çok oturmamalı, yürümeli ve hareketli olmalıdır.
Erik, portakal, sebze, meyva yemeli.Sabahları aç karnına, içine limon sıkarak, 1 yemek kaşığı zeytinyağı içilmeli(ayda 8-10 günden fazla kullanılmalı).
Sofranızda bol soğan ve soğanlı yemekler bulundurunuz.Günde 3 diş de sarımsak.
Bir su bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı ebegümeci ve 1/3 kahve kaşığı döğülmüş eşekhıyarı kökü koyup 10 dakika sonra süzüp içiniz.
Prostat, Mesane Hastalıkları ve İktidarsızlık
Soğan prostatı normal çalıştırarak onun bozulmasını önler.Kurusunu veya tazesini günde yeyiniz.
Kabağın her çeşidi, kabak çekirdeğinin çiği(günde bir fincanı geçmemek üzere) kereviz ve buğday çimi yenilmelidir.Kerevizin tohumu veya yaprağı,mısır püskülü, çam sürgünü, mazı yaprağı ile kaynatılıp içilmelidir.
Yemek tuzunun magnezyum klorürlüsü kullanılmalı, arıların bal yaptığı şifalı çiçek tozu (Polen) den de günde bir çay kaşığı yemeklerden 10-15 dakika önce alınmalıdır.
Taze tuzsuz peynir, süt kesiği, A vitamini alınmalıdır; ya da içerisinde çinko da bulunan bir hap şayan-ı tercihtir.
Rahim İltihabı
Vücudun mukavemetini artırmak için bol çiğ sebze ve meyve yenmeli, yorulmamalı yatakta dinlenmeli, mesane üzerine soğuk su lastiği koymalı. İki günde bir, kasıklara soğuk su ile ıslatılmış havlu YARIM DAKİKA süre ile sarılmalı. Akşamları yatmadan önce ayaklar 3 dakika soğuk suya sokulmalı sonra kurulanıp yatmalı.
Bir leğende hazırlanacak, ılık kekikli suya akşamları 3 dakika oturup kalkmalı.
Üç öğün yemek üzerine, 15 dakika kaynatıp 20 dakika demlenerek hazırlanan civan perçemi çayından birer su bardağı içilmeli.
Hergün öğleyin bakır ve mangan tuzu alınmalı (mesela bir SUPRADYN hapı)
Beslenme: Sarımsak, karaciğer, maydanoz, buğday çimi, soğan, taze fasulye, nohut, mercimek, yürek, yulaf ezmesi, kuru fasulye, tere, turp, pırasa, muşmula, fındık.
Yasaklar: Sigara, pastırma, sucuk, kaşar ve tulum peynirleri.
Romatizma
Birinci gün bir arı, ikinci gün iki arı vs.olmak üzere bardağa kapatılan arılara romatizmalı yer sokturulur. Çok faydalı olan bu usul herkes tarafından kolay tatbik edilemez; bu halde şunları tavsiye ediyoruz:
İki ölçü ince tuz, bir ölçü dövülmüş hardalla karıştırılıp üzerine bir merhem kıvamına gelinceye kadar azar azar zeytinyağı konur ve karıştırılır. Bu karışım bir gün bekletildikten sonra geceleri yatarken hasta kısımlar bununla ovulur. Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Zamanla ağrı geçer ve varsa şişlik kaybolur. Bu merhem ellere de yumuşaklık ve canlılık verir.
Yukarıda anlatılanlar dışarıdan tatbik edilirken bir litre suya bir yemek kaşığı mısır püskülü konarak hazırlanan çay balla tatlandırılarak içilmelidir.
Kereviz yaprağı ile hazırlanan çay da faydalıdır.
Lahana yapraklarını bir ütü ile ısıtıp, gece yatarken ağrıyan yere bağlayınız.
Romatizmalılara ıspanak ve pazı yasaktır. Soğan faydalıdır.
Saçların bakımı
25 yaşını geçmiş bir şahsın başından günde 40 dan az saç teli düşüyorsa endişe edilecek bir durum yoktur. Fakat 40’ı geçiyorsa saç kökleri hasta demektir. Bu hallerde:
1. Bir litre suya 5 tatlı kaşığı çöven yaprağını ve çiçeğini koyarak kaynatın. Başınızı yıkarken son suyuna bunu katın, nihayet.
2. bir litre su içersine bir limon sıkarak hazırladığınız karışımla da iyice kurulayın.
Saç dökülmesi
Şayet henüz saçlarımızın tümünü yitirmemişsek, onları korumaya şu tedbirlerle başlamalıyız:
Alkol ve sigaradan son derece kaçınıp, B vitaminleri ihtiva eden buğday çimi, bira mayası, lahana, havuç, çiçek tozu (Polen), yumurta, beyaz peynir, ceviz, fındık, kuru erik, kuru üzüm, koyun ciğeri gibi gıdaları yiyeceklerinizin arasına alınız.
Isırganın suyunu çıkarıp içersine birkaç damla öküz gözü otu tentürü katarak elde etiğimiz sıvı ile saç diplerini ovunuz. Bunu yapamaz iseniz. Bir çay bardağı sıcak suya üç tatlı kaşığı kuru ısırgan koyarak demlenmesini bekleyin; bunun suyu ile saç diplerini ovunuz.
Sara
Ökse otunun yaprakları gölgede kurutulduktan sonra dövülerek toz haline getirilir. Hasta şahız aç karnına günde bu tozdan 3-4 kahve kaşığı ağzına alır ve üzerine bir çay bardağı ılık su içer. Buna devamla kriz azalır ve zamanla tamamen geçer.
Siğilleri yok etmek için
Sağlıklı ve dengeli beslenme kaidelerine çok dikkat ediniz.
Siğillerin üzerine kırlangıç otu özsuyu sürünüz. Bu ot zehirli olduğu için çocuklardan uzak tutunuz.
Sinir krizleri, beyin yorgunluğu, sürmenaj
Semizotu sinir krizlerini, beyin yorgunluğunu ve uykusuzluğu giderir.
Marul da sinirleri teskin eder, uyuyamayanlara, asabı bozuk olanlara çok fayda verir.
Enginar beyin ve ruhi yorgunluğa, sinir zafiyetini sürmenajı çabuk iyiliğe kavuşturur.
Bir su bardağı kadar suya 1 tatlı kaşığı içlenmiş ayçiçeği çekirdeğini ezere koyduktan sonra, buna bir tatlı kaşığı da kuru yaprağını koyunuz. Yarım saat orta ateşte kaynatıp süzünüz. Bal ile tatlandırarak yatarken içiniz.
Kereviz de çok iyi bir sinir ilacıdır.
Şeker hastalığı
Hasta, taze fasulye, salatalık ve bol soğan yemeklidir. Rafine gıdalardan kaçınmalı, buğday çimi ve bira mayasına devam etmeli, civan perçemi çayı içmelidir.
Şen olmaya gayret etmelidir.
Tansiyon
İki baş sarımsağı ezip bir bardak su ve 100 gr. Bal veya şekerle karıştırın. Günde iki çorba kaşığı içiniz:
İki litre suya üç baş sarımsağı doğrayıp suyu ile günde iki kez el ve ayak banyosu yapınız.
Yaşlılık meseleleri
(Andropoz: Erkeklerin 50-55 yaşlarından sonra çıkan problemleri)
Buğday çimi yeyip, bira mayası ve yulaf ezmesi çayı içiniz.
10 tane limonu sıkın, bunun içine ezdiğiniz 10 baş sarımsağı ve bir demet maydanozu katın. Öğle yemeklerinden önce 1 çorba kaşığı için.
1 su bardağı kaynar suya
1 çay kaşığı lavanta
1 çay kaşığı adaçayı
1 çay kaşığı civanperçemi
4 çay kaşığı nane
koyarak demleyin sabah ve akşam birer fincan için.
Ayrıca vücudumuzun bütün çabalarına rağmen, dışarıya tamamını atamadığı zararlı kalıntıları atabilmesi için ona yardımcı olmalıyız.
Sonsöz
Dr.Haluk Nur BAKİ isimli kitabında alkolden bahsederken mide hakkında şunları söylemektedir: Muhterem okuyucu, görüldüğü gibi İslamiyet asırlarca önce DERTLERİN EVİ MİDEDİR derken ne kadar haklıdır! Şu halde abur-cubur, olur olmaz zamanda ve ölçüsüz yeyip-içmek bütün sağlığımızı bozan sebeplerin başında gelmektedir.
Mezkür doktor çok yemenin metabolizma hastalıklarının menşei olduğunu, insanı pankreas iflasına dolayısıyla şeker hastalığına götürdüğünü hazım ve kalp hastalıklarının bununla vahimleştiğini zikretmektedir.
Bazı maddi yanlış davranışların insanın sağlığını bozması gibi, ihtiras ve gurur gibi manevi hastalıkların da hipofiz bezinin çalışmasına ayak uyduramayacak bir noktaya bedeni sürüklediği, böylece daha bazı sebeplerin eşliğinde KANSERE yol açtığı anlaşılmaktadır. Şu halde insanın dini emirlere uymaya çalışması, sadece ahireti için değil aynı zamanda dünyadaki hayatı için de zaruridir. Yüce Rabbimiz, maddi ve manevi hastalıkları gerektiği gibi tedaviye muvaffak olarak ilahi rızaya uygun davranışlara erişen kulları arasına katılma gayreti versin bizlere. AMİN.
Kaynakça:
- Prof.Dr. A.Nihat Eskioğlu
|
Nebatların Şifası
|
1990
|
|
|
Gıdalarımız ve Sağlığımız
|
1986
|
|
|
Yemek Adabı
|
1982
|
|
|
Şifalı Nebatlar
|
1982
|
|
|
Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi
|
1982
|
|
|
Fizilalil Kuran
|
1974 |
| |
|
|
| Haber Puanlama
|  |
|
Ortalama Puan: 4.41 Toplam Oy: 589

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:     
| |
|
 |
|
8月10日
Karaciğer Rahatsızlıkları İçin
Deve Dikeni Tohumu
Bilimsel adı: Silybum marianum, devedikeni tohumu. Yöresel adları: Akkız, deve kengeri, kengel, kıbbun, meryemana dikeni, sütlü kengel, şevkülmeryem, uslu kenger.
Karaciğeri tüm zehirli ve zararlı maddelerden arındırır, karaciğer hücrelerinin yenilenmesini (regenerasyon) destekler, en ağır karaciğer hastalıklarında bile gönül rahatlığı ile kullanılabilir. Bilinen hiçbir yan etkisi yoktur.
Kullanım biçimi: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı dolusu tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay, sabah aç karnına, öğlen yemeğinden yarım saat önce ve yatmadan yarım saat önce birer bardak olmak üzere, soğutulmadan ve yudumlanarak içilir.
doktordoga
Deve Dikeni'nin Şifası
Diğer İsimleri : Akkız, Kasna, Eşek dikeni, Kenger otu. Bilinen Bileşimi : Silymarin, uçucu yağ, tyramin, flavonit, histamin, reçine, amine, albumin, agmatin, yağ. Özelkilleri : Mide güçlendirici, iştah açıcı, karaciğeri güçlendirici, kuvvet verici, süt artırıcı, hazmı kolaylaştırıcı, safra akışını düzenleyici. Önerilen Hastalıklar : İçindeki silymarin maddesi nedeniyle karaciğerin ilacıdır, zehirlenmelerde, sıtma, iştahsızlık, sarılık, alkol etkisiyle burnu ve yüzü kızarmış insanların bu rahatsızlıklarını karaciğerin tahribatını onararak geçirir, güçsüzlük, safra ve karaciğer hastalıkları, idrarda yanma, bulanık ve tortulu idrar, idrarı tutamama, aşırı adet. Bugün tıbbın aciz kaldığı karaciğer rahatsızlıklarının ilacı bu dikendir. Bunlar bize Horladığımız hiç önem vermediğimiz, çiğneyip geçtiğimiz bitkilerin dahi boş yere yaratılmadığının ve ALLAH'ın sonsuz ilim ve hikmet sahibi olduğunun bir delili olsa gerek.
Kullanım Şekli ve dozu : 1 yaprak, 1 küçük kök yada 3 tutam tohumu 1 litre suda birkaç dakika kaynatarak günde 3 defa yemeklerden önce 1’er çay bardağı içilir.
bitkiterapi
Bu Bitkinin Muhtelif Resimleri
8月4日
Bal ve tarçın karışımı birçok hastalığa iyi gelmektedir.
Bugünün bilim adamları birçok hastalığın tedavisinde,
balı çok etkili bir ilaç olarak kabul etmişlerdir.
Bal ile tarçın birleştiğinde ise;
Allah c.c harika şifalar yaratır!
|
ÖNEMLİ BİR NOT
Değerli Okurlarımız;
aşağıda geçen tarifler içerisinde, balın su ile kaynatıldığı tarifler bulunmaktadır.
ancak araştırmalarımızda balın kaynatılmasının
doğru olmadığının da ifade edildiğini gördük...
Kaynatılarak tavsiye edilen tarifleri, doktorunuza danışmadan kullanmaynız!
Bu vesile ile, her zaman yaptığımız uyarımızı yineleyelim:
Herhangi bir kaynaktan edinidğiniz bitki formüllerini kullanmadan önce,
doktorunuza danışmayı ihmal etmeyin!
Zira bazı bitkiler, bazı ilaçlar ile etkileşime girebliyorlar..
Başkasına iyi gelen bir formül, size iyi gelmeyebiliyor..
|
BAL VE TARÇIN KARIŞIMININ TEDAVİ ETTİĞİ HASTALIKLAR
AĞRI KESİCİ
Bir ölçü balı 2 ölçü ılık su içerisine koyup üzerine bir çay kaşığı toz Tarçın ilave ederek bir krem elde edilir. Bununla vücudun ağrıyan yerlerine masaj yapılır. 1-2 dakika içerisinde ağrının azaldığını gözlemleyebilirsiniz.
Artritli hastalar, bir bardak sıcak su içerisinde 2 kaşık Bal ve bir çay kaşığı toz Tarçını eritip sabah, akşam alabilirler. Eğer düzenli olarak alırlarsa Kronik Artriti olan hastalar bile tedavi olabilirler.
Kopenhag Üniversitesinde yapılan bir araştırmada; kahvaltıdan önce bir yemek kaşığı bal ve ½ çay kaşığı toz tarçını alan 200 hastadan 73 ü bir hafta içerisinde şifa bulmuşlar, geri kalan yürüyemeyen ve hareket edemeyen hastalar da bir ay içerisinde şifa bulmuşlardır.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Her gün kullanılan bal ve tarçın bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve vücudu bakteri ve virus saldırılarına karşı korur.
Araştırmacılara göre bal, birçok vitamin ve büyük miktarda demir içermektedir. Balın düzenli kullanılması, akyuvarlar içerisindeki, bakteriler ve viruslarla savaşan, korpuskülleri de kuvvetlendirir.
DİŞ AĞRISI
Bir kaşık toz tarçın ve 5 tatlı kaşığı bal karışımı ağrıyan dişe tatbik edilir. Ağrı kesilene kadar günde üç defa tatbik edilir.
HAZIMSIZLIK VE GRİP
Toz tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler. İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.
İDRAR KESESİ ENFEKSİYONLARI
İki kaşık toz tarçın, bir tatlı kaşığı bal, ılık su içerisinde eritilip içilir. İdrar kesesindeki mikroorganizmalar üzerinde etkilidir.
KANSER
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.
KALP HASTALIKLARI
Bal ve tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.
Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları kuvvetlenecektir.
EVLAT SAHİBİ OLAMAMA
Eğer bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.
Gebe kalamayan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup çiğnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.
KOLESTEROL
İki kaşık bal, üç tatlı kaşığı toz tarçın, 450 gr. demlenmiş çay içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat içerisinde % 10 düşecektir. Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları için uygulanabilir.
Günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün düşmesine yardımcı olabilir.
MİDE AĞRILARI
Bal ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.
GAZ
Hindistan ve Japonya'da yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğini göstermiştir.
SAÇ DÖKÜLMESİ
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal, bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilavesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır.
SİVİLCELER VE DERİ
3 ölçü bal, 1 ölçü tarçın ile bir krem yapılır. Bu krem uykudan önce sivilceler üzerine sürülür. Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Eğer 2 hafta süreyle her gün uygulanırsa sivilceleri kökünden çıkarır.
Egzama, mantar ve diğer deri infeksiyonlarında eşit miktardaki Bal ve Tarçın karışımı uygulanır.
YORGUNLUK
1 bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir.
SOĞUK ALGINLIĞI
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz tarçın günde üç defa yenir.
Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir.
YAŞLILIK
Bal ve tarçınla hazırlanan çay, düzenli alındığında yaşlılık harabiyetini önler.
4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın, 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri, taze ve yumuşak tutar, yıpranmasını durdurur.
8月2日
Bitkileri kullanarak hastaları tedavi etmek yaklaşımı şeklinde açıklanabilen “fitoterapi” teriminin ilk kez, 1870-1953 yılları arasında yaşamış Fransız hekimi Henri Leclerc tarafından La Presse Medical adlı dergide kullanıldığı iddia edilmiştir. Oysa, bu tarihten çok önceleri, her ne ad altında olursa olsun, bitkilerin sağlığı korumak veya geri kazanmak için tarihin her döneminde, her toplum tarafından kullanıldığını görmekteyiz.
Bu konuda ilk yazılı belge olan M.Ö.3000 yıllarına ait Ninova Tabletleri, Mezapotamya' da kurulan Sümer, Akat, Asur medeniyetlerinde bitkisel ve hayvansal ilaçlarla tedavilerin mevcut olduğunu kanıtlamaktadır. M.Ö. 2500 yıllarında Çin Tıbbıyla paralel bir gelişme içinde olan Hint Tıbbının önemli temsilcilerinden, günümüzde halen geçerliliğini sürdüren bir tıp akımına (Ayurveda Tıbbı) isim veren, Rig Veda, eserlerinde 1000'e yakın şifalı bitkiden bahsetmiştir. M.Ö. 1500 yıllarına ait Eber Papiruslarında Mısırdaki bitkisel tedaviler ve mumyalama teknikleri anlatılmış, o günlerde yaygın olan amipli dizanteriye (kanlı ishal) karşı koruyucu olduğuna inanılan soğan ve sarımsağın, günlük yemeklerinde yeterli miktarda olmaması nedeniyle piramit inşasında görev alan işçilerin çalışmayı reddettiklerinden bahsedilmiştir. Yunan Tıbbının önemli isimlerinden Eskulap ve modern tıbbın temeli olarak kabul edilen Hipokrat kitaplarında 400'e yakın bitkisel ilacı anlatmıştır. Bizans döneminde Diascorides 'İlaçlar Bilgisi' adlı kitabı yazmış, bu kitapta Anadolu ve Doğu Ülkelerinin tıbbi bitkileri hakkında bilgilere yer vermiştir. İslam Uygarlığı döneminde, 200'e yakın şifalı bitkiden bahseden, bir kopyası Orhan Gazi Kütüphanesinde bulunan Kitab-al Saydalafi al Tıp adlı kitabın yazarı Ebu Reyhan, 1650' li yıllara kadar referans kitap olarak kabul edilen 800 hayvansal ve bitkisel tedaviden bahseden 'Tıp Kanunu' adlı eseri yazan İbn-i Sina (Avicenna) ve Al Gafini bitkisel tıp konusunda önemli eserlere imza atmışlardır. 16. yüzyıldan sonra Avrupa'da John Gerard, John Parkinson ve Nicholas Culpeper gibi hekimler/eczacılar da bitkilerle tedaviler üstünde çalışmışlardır. Aynı dönemde (günümüzde hala bazı kesimlerde destek bulan) The Doctrine of Signature (işaret doktirini) teorisi ortaya atılmıştır . Bu teoriye göre bitkinin şekli ve rengi, tıbbi etkilere işaret etmekteydi. Örneğin kalbe benzeyen bir bitki kalp hastalıklarında, kırmızı renkli bir diğeri kan hastalıklarında kullanılmaktaydı. 19-20 yüzyıllarda kimya ve biyokimya bilimlerindeki gelişmeler ilaç sanayisine büyük bir ivme kazandırmış, bu sayede etkinlik, zararsızlık ve kalite prensipleri benimsenerek analitik, toksikolojik, farmakolojik ve klinik çalışmalar sonucu, laboratuarlarda tıbbın ihtiyaçlarına cevap veren pek çok ilaç geliştirilmiştir. Yine de, özellikle geçtiğimiz yüzyılda üretilebilen ilaçların birçoğu ancak bitkisel kökenli olabilmiştir. Örneğin söğüt kabuğundan üretilen asprin, yüksükotundan elde edilen digoksin, kınakına bitkisinden çıkarılan kinin, haşhaştan elde edilen morfin gibi. Günümüzde ise mevcut ilaçların 1/4' i bitkisel kökenlidir ve bunların bir çoğunda bitkiden elde edilmek istenen etken madde, laboratuar ortamında kopya edilmektedir. Son yıllarda sentetik ilaçlarla meydana gelebilen ciddi yan etkilerin yol açtığı medikal ve ekonomik sorunlar, “yaratıcıları” arasında uluslar arası ilaç sanayiinin de yer aldığı, endüstrileşmiş ülkelerdeki çevre kirliliğinin güçlendirdiği ekolojik yaklaşımlar ve hareketler, küratif tedavileri henüz mümkün olmayan bir çok kronik hastalığın oluşturduğu tehdit ve doğallığın her zaman etkili ve yan etkiden arınmış olduğu düşüncesi gibi bir çok faktöre bağlı olarak bitkisel tedavi tekrar popüler hale gelmiştir. 1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde bitkisel ilaçların satışının bir önceki yıla göre %59 'luk bir artış göstermiş olması , hastaların %3-5’lik bir bölümünün temel tedavi olarak sadece bitkisel tedavi alıyor olması, bu tedaviler için yalnız Amerika’da yılda 3,24 milyar dolar, İngiltere'de 40 milyon sterlin harcanması, Dünya Sağlık Örgütü’nün insanların %80'inin doğal tedaviye inandığını açıklaması bu popülaritenin iyi bir göstergesidir. Halen bitkisel ilaçlara gönül veren bir çok hasta bitkisel ilacını, aktardan aldığı bitkiden veya bitki parçalarından kendi mutfağında hazırlar ve genelde doktora veya diğer bir uzmana danışmadan kullanır. Diğer yandan, sentetik ilaç üretimi kalitesinde ve standartlar temelinde bitkisel ilaç üreten firmaların sayısı da giderek artmaktadır. Herbalistler (bitkisel tedavi uzmanları) bitki tedavisinde, sadece etken maddenin izole edilip verilmesini amaçlayan tedavinin aksine, maksimum etkinin bir bütünsellik içinde ortaya çıktığını, bitkinin tüm bileşenlerinin olumlu etki üzerinde bir payı olduğunu savunurlar. Onlara göre saflaştırılmamış bitkinin kullanımı, bitkiyi oluşturan maddelerin birbirini nötralize etmesi sebebiyle yan etki olasılığını azaltmaktadır. Ancak, unutulmamalıdır ki, doğal olan her zaman güvenli olan demek değildir. Pek çok bitki yüksek derecede toksiktir ve diğer komplemanter tedavi yöntemleri içinde fitoterapi yan etki ve toksisite yönünden çok daha fazla risk taşır. Yapılan bir araştırmada, Kuzey Amerika’da bitkilerden zehirlenenlerin sayısının hayvanlar tarafından yaralananlardan daha çok olduğu ortaya konmuştur. Literatürde ise kullanılan şifalı bitkilerin bir kısmının hepatotoksik (karaciğere toksik) olduğunu kanıtlayan çeşitli çalışmalar ve zaman zaman ölümcül olduğunu gösteren vaka sunumları bulmak mümkündür. Bu tür bir tedavinin direkt toksik etkisinden başka, hastanın kullandığı diğer konvensiyonel ilaçlarla tehlikeli boyutlarda etkileştiği bilinmektedir. Tabloda bu etkileşimlerden en iyi bilinenler gösterilmiştir. Çeşitli kuruluşlar bu denli toksik olabilen ve bir o kadar da rağbet gören şifalı bitkilere belli standartlar getirmeye ve fitoterapiyi bir “ototerapi” (kendi kendine tedavi) olma şeklinden çıkarmaya çalışmışlardır. Bu tür girişimlerin en çok yapıldığı ülke İngiltere’dir. Exeter Üniversitesi ve Ulusal Medikal Herbalist Enstitüsü, uygulayıcılar tarafından bildirilen yan etkilerin kaydedildiği bir veri bankası olan ‘yeşil kart’ sistemini oluşturmak için çaba sarfetmektedir. Yine aynı enstitü ve diğer bazı merkezler patoloji, biyokimya, farmakoloji, farmakognozi, fizyoloji, botanik, beslenme, klinik tanı ve diğer komplemanter tedavi yöntemlerini kapsayan 4 senelik bir kurs düzenlemekte ve mezunlarına tüm ülkede geçerli herbalist diploması vermektedir. Benzer çalışmalar Amerika ve diğer bazı Avrupa ülkelerinde de yapılmaktadır. Peki bu kadar çabanın amacı nedir? Amerika'da Ulusal Kanser Enstitüsü tarafından, kanserde etkili tedaviyi bulmak için yapılan araştırmalarda son 10 yılda incelenen 53.000 maddenin 37.500' ünün bitki (36.000 tanesi kara, 1500 tanesi deniz bitkisi) olması, 1983-1993 yılları arasında tanımlanan ilaçların %40' nın bitkilerden köken alması ve bunların Amerika'da reçete edilen ilaçların %50' sini oluşturması, Almanya'da 7. en çok satan reçeteli ilacın lisanslı Hypericum Perforatum (Sarı Kantaron) preparatı olması tıp çevrelerinin, her ne kadar fitoterapiyi alternatif tıp metotları içinde kabul etseler de, bitkisel 'şifaya' inandıklarını göstermektedir. Sonuçta, bir tarafta tüm temellerini bilimselliğe oturtmuş günümüz tıbbı, diğer tarafta bilimsellikten/kaliteden uzak kaynaklara dayanılarak, uzman kontrolü olmadan başlanan, standartları belirlenmemiş ilaçlarla yapılan tedavileri bünyesinde bulunduran fitoterapi. Bu manzarada, ikisi arasında çizilmiş hassas sınırı da yadırgamamak gerekir. Son yıllarda bu durumu değiştirmek için, uluslararası kabul görmüş dergilerde de yayınlanan, bitkilerin etkinliğini kesin olarak ortaya koyan bazı bilimsel çalışmalar yapılmıştır: Bu çalışmalara rağmen fitoterapi hala güvenliği ve etkinliği tam olarak kanıtlanamamış bir tedavi yöntemidir. Bu yüzden bir bitkisel ilacı reçete ederken veya insanları bu konuda bilgilendirirken basit ancak önemli birkaç kuralı unutmamak gerekir :
- Bitkisel tedaviyi ciddi hastalıklarda kullanmayın
- Gebeyseniz veya gebe kalmayı düşünüyorsanız bitkilerden uzak durun
- Bebek emziriyorsanız bitkisel ilaç almayın
- Bebeğinize bu tür ilaçları kesinlikle vermeyin
- Alkol alıyorsanız veya geçirilmiş bir sarılık öykünüz varsa,doktorunuza danışmadan bitkisel tedavilere yaklaşmayın
- Bitkileri güvenilir yerlerden alın
- Etiketsiz veya etiketinde içerdiği maddeler belirtilmemiş bitki paketleri almayın
- Etiketinde ne yazarsa yazsın doğruluğuna %100 inanmayın: Paket listelenmemiş yabancı maddeler içerebilir ve belirtilen maddelerin konsantrasyonları farklılık gösterebilir.
- Hiçbir preparatı uzun süre, düzenli bir şekilde kullanmayın
- Başka bir ilaç kullanıyorsanız doktora başvurmadan bitkisel ilaca başlamayın

|
| | 7月13日
Alıntı
her hastalığa bir sebze lütfeenn okuyunnnnn
baklaİdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. asma Yaprakları ile yapılan ilaçlar kanamayı durdurur. Vücuda kuvvet verir. Sarılığı keser. İshali durdurur. bamya Meyvesi beş bölmeli,tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebze. Faydalı bir sebzedir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlıdır. Kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır. bezelyeTaze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir
brokoli Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi. BUĞDAY Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur. domates Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az havuç Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard'ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor. Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür. Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor. Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Mide ve bağırsak kanamalarını önler, kansızlığı giderir, anne sütünü arttırır, yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir, idrar ve bağırsak gazlarını söktürür, ülserdeki şikayetleri giderir. Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. ıspanak Kalp hastalıklarına, felce, yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, hatta psişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze. Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili. Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin yüzde 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili. Bir porsiyon ıspanak, günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor. kabak Tohumları (çekirdekleri) tenya ve kurt düşürücü olarak bilhassa çocuklarda kullanılmaktadır. Tohumlar diş kabuklarından ayrılarak dövülür, şekerle karıştırılarak verilebilir. Ortalama doz çocuklarda 40 gr büyüklerde takriben 100 gr'dir. Kabak çok besleyici özelliktedir C ve B1 vitamini ihtiva eder. Pişirilen etli kısmı yiyecekten başka çıban ve şiş yerlere lapa olarak da tatbik edilir. karnabaharZihin yorgunluğunu giderir. Afrodizyak özelliği vardır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalı olduğu bilinir. kerevizKerevizde B vitamini, demir ve kireç vardır. Kereviz unutkanlığı ve sinir yorgunluğunu giderir, idrar söker, böbrek taş ve kumlarının düşürülmesine yardım eder, kan ve süt yapar, karaciğeri temizler. Şeker, yüksek tansiyon ve romatizma da da faydalıdır lahana Kansere karşı etkili olduğu bilinen sebzelerin başında gelir. Bol miktarda B, C ve E vitamini, potasyum içerir. Özellikle meme ve rahim kanserine karşı etkilidir. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Kandaki şeker miktarını düşürür. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astıma faydalıdır. Bağırsak kanserine karşı etkili. Lahana kanser hücrelerinin üremesini engelleyen kimyasal bir madde (isotiocyanates) içeriyor. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, haftada bir gün lahana yiyenlerin bağırsak kanseri olma riskleri üçte iki oranında azalıyor. mantar Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Özellikle Çinliler'in ilaç niyetine yedikleri bu sebze, bünyeyi hastalıklara karşı koruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. marul Kemik erimesine karşı etkili. Sütten bile daha fazla kalsiyum içeren bu sebze, kemikleri güçlendirmesi açısından bir numara. 100 gramında, küçük bir bardak sütün içinde bulunan kalsiyumdan daha fazlasına sahip. Bu miktar günlük kalsiyum ihtiyacının dörtte birine tekabül ediyor. maydonoz Salata ve yemeklerin süsü maydanozun nerdeyse deva olmadığı dert yok gibi.. A ve C vitamini ile demir, kükürt, fosfos ve mangan elementleri deposu olan maydanoz sindirimi kolaylaştırıyor, böbrek taşlarını düşürüyor, görme gücünü ve anne sütünü artırıyor. Bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum ve A vitamini vardır. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar. Böbrekleri çalıştırarak idrar getirir ve taşları düşürüyor , kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur. Yatmadan evvel yenildiğinde sabahları tatlı bir nefesle uyanmamızı sağlar. Anne sütünü artırır. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar. Görme gücünü artıyor, kaynatılıp içiildiğinde ve cilde bu suyla pansuman yapıldığında sivilcelere iyi geliyor. Kaynatılan maydanozun suyu gözlere pansuman yapıldığında gözdeki iltihaplanmaları önlüyor ve yanmayı geçiriyor. Kaynatılıp sirke ile saçlar yıkandığında saçların uzaması ve kuvvetlenmesini sağlıyor.. mısırMISIRYüzde 18.3 gibi yüksek oranda lif içeriyor. Mısırın içeriğindeki yüksek karbonhidrat, enerji seviyenizi yükseltir. İçinde protein, kalsiyum, demir, fosfor, A ve B2 vitaminleri bulunur. nohut Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır patates Kızarmış yemezseniz kilo aldırmaz. Sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler. Yorgunluğa karşı birebirdir. Bol miktarda C vitamini ve protein içerir. Halsizliğe karşı etkili. Vücuda enerji veren madde olan karbonhidrat içeren patates, C ve E vitaminleri ve beta karotin açısından en zengini. 100 gram patateste 80 kalori, 2 gram protein, 17 mg karbonhidrat, 7 mg kalsiyum, 53 mg fosfor, 20 mg C vitamini var. Yılın hiçbir zamanı bulmakta da güçlük çekmezsiniz. Her zaman söylenir, bir kez daha söylense sorun olmaz; patatesin besin değerinin büyük kısmı kabuğunda olduğundan soymak yerine özel bıçağı ile kazımak daha iyidir. Yine kabukları soyularak pişirilen patates C vitaminin yüzde 25’ini kaybediyor. Bu nedenle patatesi fırında kabuğuyla veya buharda ya da az suda pişirmek gerek. patlıcan Kansızlığı giderir. Karaciger ve pankreasın düzenli çalışmasını sağlar. Kilo vermeye yardımcı olur. Böbrek yanmaları ve ağrılarını keser. Sinirleri yatıştırır. Kalp çarpıntılarını giderir. Cilt hastalıkları, şeker, mide, barsak ve karaciğer hastalıkları aşırı derecede olanlar yememelidir. pırasa İdrar söktürür. Mide rahatsızlığına iyi gelir. Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. salatalık Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler. Salatalık kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolestrolü de düşürüyor. soğan ve sarımsak Yüksek tansiyon ve kalp hastalığı tehlikesini azaltırlar. Soğan, mide kanserine yakalanma riskini; sarımsak da bağırsak kanserine yakalanma riskini azaltıyor. Sarımsağın mayasında bulunan maddeler hücrelerin zarar görmesini önleyerek, vücudu erken yaşlanmaya karşı koruyor. Antibiyotik ve nefes darlığını gideren bileşimler içeren sarımsak bağışıklık sistemini de kuvvetlendiriyor. Kalbe ve alerjik hastalıklara karşı etkili. Soğan içerdiği kimyasal maddelerle kalbimizi güçlendiriyor ve alerjik reaksiyonları engelliyor. Newcastle'da yapılan araştırmalar, düzenli bir şekilde soğan yiyenlerin damarlarının tıkanma riskinin azaldığını gösteriyor. soyaUzun yaşamak isteyen herkes mutlaka soya tüketmelidir. Soya, içerisinde östrojen hormonuna benzer işlev gören ve bu hormonun etkilerini sulandıran bir madde içerir ve buda kadın bünyesi için son derece yararlıdır. Çünkü, hücre yenilenmesini hızlandıran östrojen hormonunun aşırı üretimi, göğüs, rahim ve boyun kanserine yakalanma riskini çok arttırır. turpBöbreklerdeki mikropları öldürür. Kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer şişliğini indirir. Sarılıkta faydalıdır. Safra taşlarının düşürülmesine yardımcıdır. Romatizma, siyatik astım ve bronşite faydalıdır. yulaf Çocukların hazım güçlüklerini giderir. Bedeni ve ruhi yorgunlukları giderir. Kandaki şeker miktarını azaltır zeytinZeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur
Midenizdeki şişkinliğe son verin
Yemekten sonra midenizde bir şişlik mi hissediyorsunuz? İşte bundan kurtulmanın yolu ; Sebebi fazla hava
Midede ve karındaki şişlik hissinin sebebi yutulan hava veya hazmederken bağırsaklarda oluşan gazlar.
Mideyi yoranlar:
Hazmedilmesi zor olan besinler: Lahana ve baklagiller
Karbonik asit içeren içecekler: Kola veya limonata
Tatlı ve yağlı yiyecekler: Kebap ve pasta
Hızlı yemek
Hareketsizlik
Stres ve endişe
Mide ve bağırsaklarda rahatsızlık
Bitkiyle gelen enerji
Rezene
Rezenenin anti bakteriyel bir etkisi olup, bağırsakta bulunan fazla gazları temizlemede etkilidir.
Anason
Anason da rezenede olduğu gibi bir etkisi olup ayrıca hazmı kolaylaştırır.
Papatya
Mideyi dinlendirir ve rahatlatır.
Nane
Şişkinliği alır, hazmı kolaylaştırır. Ayrıca dezenfekte edici ve gaz çıkarmayı önleyici etkisi vardır.
Diğer
İdeal karışım rezene, nane, anason ve papatya. HAZIMSIZLIK MI ÇEKİYORSUNUZ ? Psikolojik nedenler ve yanlış beslenme sonucu ortaya çıkan hazımsızlık bir aydan uzun sürerse ciddiye alınmalı. Modern yaşam biçiminin getirdiği aşırı stres, düzensiz yemek yeme alışkanlığı, çay, kahve ve asitli içeceklerin fazla tüketilmesi hazımsızlık ya da tıbbi adıyla dispepsi sorununun sıklığını artırıyor.
Genellikle basit bir sorun olarak görülen hazımsızlık sorunu diyabet, ülser, yemek borusu iltihabı, gastrit, safra kesesi taşı, bağırsak hastalıkları ve kanserlerinin de belirtisi olabileceğini unutmamak gerekiyor.
Acıbadem Hastanesi Bakırköy Gastroenteroloji ve Hepatoloji uzmanı Prof. Dr. Nadir Kaya, hazımsızlığın genellikle iyi tarif edilemeyen karında rahatsızlık hissi, hazımsızlık, şişkinlik, gaz, karın ağrısı, erken doyma, bulantı, kusma ve göğüs kemiği arkasında yanma gibi yakınmalar biçiminde ortaya çıktığını belirtiyor.
Gebelikte görülebilir
Hazımsızlık nedeni ile başvuran hastaların yaklaşık yarısında herhangi bir organik veya sistemik neden bulunamadığına dikkat çeken Prof. Dr. Nadir Kaya, 'Bu durum ise fonksiyonel hazımsızlık olarak adlandırılır' diyor ve ekliyor: 'Fonksiyonel hazımsızlıkta, en az bir aydan daha uzun süreli tekrarlayan karın ağrısı ve karnın üst kısmında rahatsızlık hissi söz konusudur. Bu belirtileri açıklayacak hiçbir klinik, laboratuar, endoskopik veya ultrasonografik bulgu yoktur. Fonksiyonel hazımsızlıkta düşünülen hastadan ayrıntılı bir hikaye alınmalı, organik ve sistemik hastalıklar araştırılmalıdır. Hazımsızlık problemi olan hastalarda sorunun kaynağının kesin olarak ortaya konması için ayrıntılı olarak inceleme yapılması büyük önem taşıyor.
Kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, kanama, sarılık, kusma, ailede kanser öyküsü bulunması gibi belirtilerin alarm belirtileri olarak görüldüğünü belirten Prof. Dr. Nadir Kaya, 'Bu belirtileri olan hastalarda mutlaka endoskopik inceleme yapılmalıdır' diyor.
Dikkatli incelenmeli
Fonksiyonel dispepsili hastalarda, psikolojik bozukluklar olabileceğine de işaret eden Prof. Dr. Nadir Kaya, şunları öneriyor: hastaya psikiyatrik yaklaşım da gerekebilir. Tetiği çeken olay ya da olaylar, sorunlar çözülmeden bu tür hastalıklarda sadece sindirim sistemini yönelik tedavi yetersiz kalabilir.
Dispeptik hastalarda tedavi nedene yönelik olmalıdır. Asit giderici ilaçlar, bağırsak hareketlerini düzenleyen ilaçlar kullanılabilir.
MİDENİZDEN ŞÜPHELENİYORSANIZ DİKKAT Sık sık ağrı kesici kullananlar dikkat! Üst sindirim sistemi, birçok hastalığı içerir. Bu hastalıklar ülser, gastrit, safrakesesi taşı, reflü ve hatta mide kanseri bile olabilir. Türk Gastroentroloji Derneği Genel Sekreteri ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Gastroentroloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Çakaloğlu, bugün üst sindirim sisteminin içerdiği tüm hastalıkları anlatırken, gastrite dikkat çekiyor. Bu konuda her ağrıda şeker gibi bir ağrı kesici, özellikle de antiromatizmal ilaç kullananlara uyarı var: Midede ülsere, hatta mide delinmesine kadar varan sonuçlara yol açan bu tür ilaçlar yerine, parasetamol grubu ağrı kesicileri tercih edin. Parasetamol, sadece kronik alkoliklere önerilmiyor.
Midesiyle ilgili problemler yaşayan bir hastada ne gibi sağlık sorunları olabilir?
Gastritler ve ülser üst sindirim sisteminin en sık görülen hastalıklarıdır. Hastalar gastrit ve ülserin sebep olduğu şikâyetlerle geldiği zaman doktor bir ön tanı koyar: 'dispepsi'. Dispepsi üst sindirim sistemiyle ilgili bütün şikâyetleri içerir. Örneğin mide bölgesinde ağrı, şişkinlik hissi, geğirti, gaz, bulantı, kusma, yemeklerden sonra gerginlik hissi, bunların hepsi dispepsi ön tanısının içine girer. Ama o ön tanıdan sonra hastanın bize verdiği bilgilere göre dispepsiyi kendi içinde sınıflandırırız. Dispepsili hastadaki şikâyetlerin sebebi ülser olabilir, gastrit olabilir, reflü olabilir, safrakesesi taşı hatta mide kanseri bile olabilir. Doktorlar bu tanıları koyabilmek için hastayı muayene eder, laboratuvar tetkikleri ister ve son aşamada da endoskopi yaparlar. Bazı hastalarda ise endoskopi dahil tüm incelemeler yapılır, herhangi bir hastalık bulunamayabilir. Bu durum ise 'fonksiyonel dispepsi' olarak isimlendirilir. Ülser, gastrit ve reflüyle ilgili sorunları açıklarken öncelikle gastritten başlamak gerekir. Çünkü gastrit mideyle ilgili sorunların sinyalini veren ilk aşama olarak değerlendirilebilir. Gastrit çoğu kez ülserin bir adım öncesidir.
Gastritli veya ülserli hastanın ne gibi şikâyetleri olur?
Mide bölgesinde (epigastrium) ağrı, şişkinlik, gaz, açlık hissi ve sık yeme isteği, gece aç karnına uyandıran ve bir şeyler yenince veya antiasit denen çiğneme haplarıyla geçen ağrı gibi şikâyetler olabilir. Bazı hastalarda ise hiçbir aşikâr şikâyet olmaksızın doğrudan kanama veya daha nadir olarak mide delinmesi gibi acil tablolarla ülser kendini gösterebilir (daha çok yaşlılarda).
Gastrit nedir?
Gastrit en kısa tanımıyla mide iltihabıdır. Çok sık konulan bir teşhistir ama çoğu kez de yanlış konulur. Midesi ağrıyana ve endoskopi yapılan birçok hastaya 'gastrit' teşhisi konulur. Kesin olarak gastrit teşhisi konulabilmesi için, mideden alınan bir doku parçalarının (biyopsi) patolog tarafından incelenmesi ve bu bölgede iltihap bulması gerekir.
Neden midede iltihap oluyor?
Eğer gerçekten bir insanda gastrit varsa bunun belirli nedenleri de vardır. Aslında biz gastriti üçe ayırıyoruz.
1- İlaçlar, kimyasal maddeler, alkol, radyasyon gibi sebeplere bağlı 2- Mikrobik nedene bağlı gastrit (Helicobakter pylori gastriti) 3- Otoimmun gastrit (Tip A gastrit) Aspirin ve benzeri antiromatizmal ilaçlar (bunlar tıbbi kaynaklarda 'nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar' olarak geçerler) mide ve duodenumda (onikiparmakbarsağı ) erozyon (tahriş) ve ülserlere (yaralar) sebep olabilir. Sıkça kullanılan Aspirin, naproksen, diklofenak, ibuprofen, indomethacin gibi ilaçlar akut hemorajikerozif gastritin en sık nedenidirler. Bu tür, ağrılarla ortaya çıkabileceği gibi kanamalara da neden olabilir. Mesela mide kanamasıyla hastaneye başvuran hastalarda bu tip ilaçların kullanımına bağlı kanamalar ülser kanamalarından sonra ikinci sırada yer alır.
Gastritin nedenleri nelerdir?
Anti-romatizmal ilaçların ve ağrı kesicilerin yanlış kullanımı
Helicobakter pylori mikrobu
Alkol, sigara, kötü beslenme, diğer ilaçlar
Radyasyona maruz kalmak
Otoimmun mekanizmalar (vücudun kendi dokularında harabiyet yapması).
Gastrit kanama yapar mı?
Gastrit şiddetli olunca midenin yüzeyinde tahriş yaptığı için o bölgedeki damarlara ulaşır ve kanamaya neden olur. Çok ciddi bir kanama ortaya çıkar. Çünkü kanama midenin her tarafını etkiler. Oysa ülser kanamalarında kanayan yer, yani midede yaranın olduğu yer bellidir. Burada herkesin alması gereken bir mesaj var. Hiçbir zaman gereksiz yere ağrı kesici veya ateş düşürücü olarak antiromatizmal ilaçlar kullanılmamalı dır. Onun yeri-ne parasetamol cinsi ağrı kesiciler tercih edilmelidir. Bu, hem bebekler ve çocuklar, hem de yetişkinler için geçerli bir kuraldır. Bunların birçok markası ve çeşidi piyasada bulunmaktadır. Parasetamolün kullanılmasının riskli olduğu bir tek hasta grubu vardır, onlar da alkolikler. Kişi kronik alkolikse normal bir insana verdiğiniz dozlarda parasetamol onda karaciğer hasarına neden olabilir.
Dost ilaç da var
Romatoid artrid, osteoartroz gibi hastaların mutlaka ve uzun süreli olarak romatizmal ilaç kullanmasını gerektiren durumda hasta ne yapsın? Öneri, mideyi bu hapların yan etkilerinden koruyan ek ilaçlar
Mikroba bağlı gastrit nasıl olur?
Helicobacter pylori mikrobu vücuda girdiğinde (insandan insana bulaşır ve genellikle çocukluk döneminde edinilir) özellikle mideye yerleşen bir mikroptur.
Kendine özgü bulguları vardır. Bu mikrobun varlığı endoskopi sırasında alınan doku parçalarının (biyopsi) test edilmesi veya patolog tarafından incelenmesi sonucu gösterilir. Kronik gastrit ve bu zeminde ülser hatta bazı vakalarda kansere kadar giden lezyonlar yapabilir. Ya bağışıklık sisteminin yol açtığı gastrit... Sebebini bilmediğimiz, az görülen ve vücudun kendi dokusuna karşı geliştirdiği antikorlarla oluşan bir gastrit türüdür. Bağışıklık sistemi kendi dokularına karşı antikor üretir ve dokularını tahrip eder. Bu hasta grubuna çok seyrek rastlanır. Ayrıca doktora çok geç başvururlar.
Besin zehirlenmeleri ile gastrit arasında bir bağlantı var mı?
Gastrit genelde kronik bir tabloyla seyreder. Günler, haftalar süren hazımsızlık, şişkinlik, gaz şikâyetleri vardır. Ancak bazen de hastalar aniden karın ağrısı, üşüme hissi, ateş, bulantı, kusma gibi akut bir tabloyla gelir. Bu, akut gastrit tablosudur. Eğer bu belirtilere bir de ishal eşlik ediyorsa 'akut gastroenterit' deriz. Bunların nedeni de mikroplardır, virüslerdir. Gıda zehirlenmesi denilen tablo da bunun içindedir. Bunlar daha çok kendi kendilerini sınırlayan, bir-iki gün içinde geçen, nadiren antibiyotik ve ilaç tedavisi gerektiren durumlardır. Bu tip hastalar genellikle çok sıkıntı çekerler, acile giderler, serum takılır, ultrason çekilir birçok ilaç almaları söylenir. Oysa bu durum, bir süre içinde kendiliğinden hiçbir ilaca gerek olmadan geçer. Ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak parasetamol verilir ve bol sulu yumuşak gıdalarla beslenme önerilir.
Kendisinde gastrit veya ülser olduğundan şüphelenen kişi hastanelerin hangi servislerine başvurmalıdır?
Pratisyene, aile hekimine, iç hastalıkları uzmanına veya gastroenteroloji uzmanına başvurabilir.
Belirli şikâyetlerle hasta size geldi. Hastaya teşhis koymak için ne gibi aşamalardan geçmesi gerekiyor?
Öncelikle hastanın öyküsünü dinleriz ve üzerinde bir değerlendirme yaparız. Hasta gençse, yani 40 yaşın altında ise, genel durumu iyiyse, şikâyetlerini açıklayacak bilgiler varsa (mesela 'Şu ilaçları kullandım ondan sonra midem ağrıdı' diyorsa) hastaya önce bir ilaç tedavisi uygulanır. Mide asidini azaltıcı ilaçlar, gaz giderici ilaçlar, gerginlik şikâyeti varsa mide boşalmasını kolaylaştırıcı ilaçlar verilir ve şikâyetlerinin geçmesi beklenir. Bu arada da düzenli beslenmesini ve sindirim sistemine zarar verecek maddeler ve ilaçları kullanmamasını tavsiye ederiz. Ama hasta erkekse 45, kadın ise 40 yaşın üzerinde ve şikâyetleri yeni başlamışsa, kansızlık (gizli veya aşikâr kanamaya bağlı), kilo kaybı, belirgin zayıflama, inatçı kusmalar, yutma güçlüğü gibi durumlar varsa mutlaka ileri inceleme yapılır. Bu da endoskopik olarak üst sindirim sisteminin incelenmesidir. İstisnai durumlar dışında ilaçlı mide filmleri artık gereksizdir.
Peki aç kalmak gastriti azdırır mı?
Gastritin türüne göre değişir. Bazılarında aç karına şikâyetler daha yoğunken, diğerlerinde ise yemek sonrası özellikle şişkinlik, gerginlik, gaz ve geğirti gibi yakınmalar hâkimdir. Onikiparmakbağırsağı ülseri olanlar sık acıkır, açlıkta ağrıları artar.
| HZ. MUHAMMED’İN EN SEVDİĞİ MEYVE
|
Hz. Muhammed onu çok sever ve ondan şöyle söz ederdi: "O yemektir, o şerbettir, o çövendir, o reyhandır, o iç organları temizler."
Hz. Muhammed, "iç organları temizler" derken daha yüzyıllar öncesinde kavunun kanı temizleyici özelliğini anlatmış. Günümüzde Avrupa ve Amerika’da doktorlar tarafından yararları tescil edilen kavunun en önemli özelliği kandaki zehirli maddeleri atması.
Kavunu, İbni Sina ve Davudi Antaki gibi eski hekimler de övmüş ve faydalarını eserlerinde anlatmışlar. Kavunun yüzde doksanbeşini su oluşturur. A, B 1, C vitaminleri, meyve şekeri, selüloz, azotlu ve yağlı maddeler de var. Kavun gerek erkeğin, gerek kadının cildini tazeler, ona canlılık ve güzellik kazandırır. İsmi estetik tarihine geçen ünlü güzellerin ve artistlerin pek çoğu ciltlerindeki gerginlik ve tazeliği kavuna borçlu olduklarını söylerler.
NASIL ALACAKSINIZ?
1. İyi kavun ağır olur. Elinizde okkalayın, ağır olanı alın. 2. Yuvarlak, san kavunun sapı, çektiğiniz zaman kolay kopuyorsa iyi kavundur. 3. Kavun Kırkağaç kavunu ise dibinin sarıya çalması gerekir. 4. Bir kavun ne kadar yumuşaksa içi o kadar da asitleşmiş demektir. Kavunun yumuşağına yanaşmayın. 5. Turfanda kavunlar lezzetsizdir. Kavunu, sezonun başlangıcından bir ay sonra yiyin ancak o zaman lezzet kazanır.
NASIL YİYECEKSİNİZ?
Kavunu genellikle yemeklerden sonra yemek gibi bir alışkanlığımız var. Akşamcılar ise kavunu yemek arasında, diğer mezelerle birlikte yer. Her iki şekli de fazla yarar sağlamaz. Kavunu yemeklerden önce yiyin.
YARARLARI
Kanı zehirlerden temizler.
İştah açar,
Bağırsakları yumuşak tutar,
Sinirleri yatıştırır ve rahat bir uyku sağlar,
Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardım eder,
Romatizma ağrılarını hafifletir,
Hafif yanıkları iyileştirir,
Göz nezlesini önler. Bağırsaklarında ülser ya da iltihap olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.
|
|
|
|
| 7月12日
ŞİFALI BİTKİLER
ADAÇAYI: Mide ve bağırsak gazlarını giderir.Mide bulantısını keser.Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.Bu uyarıcı bitki kan dolaşımını hızlandırır.Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz. AHLAT: (yaban armudu) : Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır.Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir. Faydası : Meyveleri, ishal keser.Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur. AHUDUDU: Gülgillerden; böğürtlen gibi çalı halinde, dikenli bir bitkidir. Kümeler halindedir.Kendiliğinden yetişir.Meyvesi duta benzer.Sarımtırak kırmızı portakal renginde,sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi toplanıp,kurutulur.Reçel, şurup ve likör yapılır.Meyve olarak da yenir. Faydası : Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür,kabızlığı giderir,vücuda dinçlik verir, romatizma,mafsal kireçlenmesi,nikris,boğaz,bademcik ve göz iltihaplarında kullanılır.Kansızlık ve veremde çok iyi bir gıdadır. Ateş'i düşürür.Üre ve şeker hastalarına da faydalıdır. Mide ülseri olanların kullanmamaları gerekir. ALOE VERA (Sarısabır): Eski yunanlılarında güzelleşmek için kullandıkları bir bitki.Yıpranmış ciltleri onarmak ve nemlendirmek için son derece yararlı. Akne sıcaktan kaynaklanan kaşıntılara karşı cildi koruyor.Yıpranmış saçları onarıyor ve nemlendiriyor. ARMUT:Sulu ve tatlı bir meyvedir.Rengi sarı ile yeşil arasında değişir.İçinde A,B1,B2,B3,B6,ve C vitaminleri bulunur.Bu meyve yemeklerden önce yenmelidir.Armut kandaki üre asidi ve üre tuzlarını dışarı attığından,böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Faydası : Nezle'yi geçirir,hazmı kolaylaştırıp çarpıntıyı önler, sinirleri yatıştırarak beyni çalıştırır.Kabızlığı önleyerek idrar söktürür, böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder, tansiyonu düşürür,kanı temizler,hamilelerin kusmalarını önler. Mafsal kireçlenmesi,nikris ve romatizma tedavisinde faydalıdır. AT KESTANESİ: Atkestanegiller familyasından;süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır.Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer.İçinde nişasta,saponin ve yağ vardır. Faydası : Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür.Vücuda kuvvet verir.Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır. AVOKADO: Çok kalorili olmasına rağmen içerdiği Glutathion süper bir hücre koruyucusudur,çünkü en iyi antioksidant tır. Antioksidant lar hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatırlar ve kanseri önlerler. Tüm meyveler arasında protein bakımından en zengin olanıdır.Bol miktarda E vitamini de içerir.Bu vitamin kalp ve deriyi koruyarak dolaşımı düzene sokar.Ayrıca potasyum ve B6 vitamini de içerir.Kadınlar açısından çok gereklidir. AYVA: Vitamini bol bir meyvedir.Her bölgede yetişir,limon ve ekmek ayvası olarak iki çeşidi vardır.Altın sarısı renkli ve hoş kokulu bir meyve olan ayva A ve B Vitaminleri yönünden çok zengin olan bu meyvenin bileşiminde tanin ve kireçli tuzlar bulunur. Faydası : İshal ve dizanteriyi keser,mide ve bağırsakları güçlendirir, kanı temizler,karaciğeri çalıştırır,safra akışını sağlayarak çarpıntıyı giderir.Kadınlardaki beyaz akıntıyı keser. Bronşit,müzmin öksürük ve verem tedavisinde kullanılır.Merhem olarak kullanılırsa el ayak ve meme ucu çatlaklarını,egzamaya,yüz ve boyun kırışıklığını giderir.Yapraklarından yapılan çay gerginliğe iyi gelir.Tohumları soğuk algınlığı ve boğaz ağrısında kullanılır. BAL:Bal, kansızlar için kan deposudur. Bal ilik bir beze sürülüp boğaza sarılırsa boğaz ve gırtlak ağrıları kesilir.Sinirleri bozulanları ve uykusuzları sakinleştirir. Süt ile bol sulandırılıp içilirse şeritleri öldürür.Bir miktar sirke ile karıştırılıp ağız çalkalanırsa, ağızda koku kalmaz. BAKLA: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir.Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. BİBERİYE: Eski zamanlarda gençliği geri getiren bitki olarak adlandırılan biberiye,sivilcelere iyi geliyor.Cildin esnekliğini ve sıklığını artırıyor. Bir litre suya, biberiye ve kekik yağından iki kaşık ekleyin.Bu karışımı cildinizi temizlemek ve yumuşatmak için kullanın. BÖĞÜRTLEN: (tilkiüzümü) ülgillerden bahçe çitlerinde, ol kenarlarında kendiliğinden yetişen, dikenli bir çalıdır.Yemişi ahududuya benzer, fakat ondan küçüktür.Önceleri kırmızı iken sonraları kararır.Yaprakları;çiçekleri açmadan toplanıp,kurutulur. Faydası : İdrar söktürür,ayaklardaki şişlikleri indirir.Yüksek tansiyonu düşürür. Gözlerdeki zafiyeti giderir.Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur.Ağız,dil,diş eti ve bademcik iltihaplarını giderir.Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser. Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir,yanıkları iyileştirir.Kökü kaynatılıp,suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür. CEVİZ AĞACI: Uzun ömürlü; gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli ulu bir ağaçtır. Yemişi nişastalı ve yağlıdır. Hekimlikte; yaprakları,meyvesinin üzerindeki yeşil kabukları ve yağı kullanılır. Bir çok çeşidi vardır. Faydası : Yaprakları ve kabukları ile hazırlanan ilaçlar kanı temizler,kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser.Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.El ve ayak donuklarında, deri çatlaklarında faydalıdır. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Çok kuvvetli bir besin olduğundan fazla yememek gerekir.Cevizyağı,raşitizm ve sıracada faydalıdır. Kabızlığı giderir.Bağırsak solucanlarını düşürür.Derinin yanmasını önler. ÇAKAL ERİĞİ: Bir çeşit eriktir.Ağacı bodurdur.Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar.Meyvesi yuvarlak ve yeşil ve tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp,kurutulur. Faydası : İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir.Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar.Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir.Anne sütünü artırır. ÇAMAĞACI: Birçok çeşidi olan bir ağaçtır.Kozalakları ilk yıl kapalıdır.İkinci yıl açılıp,kurur ve ağacın dibine düşer. İlaç yapımında; tomurcuğu,palamutu,kozalağı, filizleri ve çırası kullanılır. Faydası : Balgam söktürür. Müzmin öksürüğü keser. Kolay doğum yapmayı sağlar. ÇAM FISTIĞI: Bronşit, verem,akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır. ÇAY: Binlerce yıllık bir bitki olan çayın yaprakları güzelleşmek içinde kullanılıyor.Yağlı bir cildiniz varsa, çaydan bir tonik olarak faydalanabilirsiniz.Gözleriniz şişse iki soğuk çay poşetini göz kapaklarınızın üstünde bekletin.Saçlarınızın eskisinden daha parlak görünmesini istiyorsanız, şampuandan sonra çayla durulayın.Farkı göreceksiniz. ÇİLEK: Gülgillerden sapları sürüngen,çiçekleri beyaz bir bitkidir.Yemişi pembe renkli olup,kokuludur. Faydası : Vücudu kuvvetlendirir.Hasta olmayı önler.İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır.Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Mide ve bağırsak tembelliğini giderir.Sinirleri kuvvetlendirir.Yüksek tansiyonu ve kolesterolü düşürür. Bağırsak kurtlarını döker.Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir.Ateşi düşürür.Diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Cilde tazelik ve güzellik verir.Damar sertliği, mafsal iltihabı,romatizma,ve nıkriste de faydalıdır.Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir. ÇÖREKOTU: İştah açar.Vücuda kuvvet ve dinçlik verir.Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker.Koklanacak olursa baş ağrısını keser. DOMATE Patlıcangillerden bir çeşit bitkidir.Ürünü için yetiştirilir. atanı Meksika ve Peru'dur.Yabani türünün meyveleri yuvarlak ve kiraz kadar küçüktür. Domatesin içeriğinde lycopin denilen bir madde bulunur.B,C vitamileri bakımından zengindir. Gövde ve yapraklarında solanin denilen zehirli bir alkoloid bulunur. Faydası : Bol idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını ve kanın durulmasını sağlar, damar sertliğini giderir. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Safra ve böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Üremiyi düşürür. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Mide ve bağırsakların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlar. Cilde tazelik ve pembelik verir.İsiliği ve mayasılı giderir. Nasırların sökülmesine yardımcı olur. Çıbanların olgunlaşmasını sağlar. Arı sokmasında ve yanıkların tedavisinde faydalanılır. Kansere karşı korur.Midesi zayıf olanlar,böbrek ve mesanelerinde iltihap olanlar,suyunu içmelidirler. DUT: Beyaz dut yaprakları idrar söktürür.Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür. EBEGÜMECİ: Göğsü yumuşatır.Öksürük keser.Mide bulantısı ve kusmaları önler.Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir.Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir.Dişeti hastalıklarını tedavi eder.Bu bitkinin yaprakları tahriş olan cildi dış etkenlere karşı korur.Cildi nemlendirir ve yumuşatır.Ebegümeciyle kan dolaşımını hızlandırabilir, bağ dokusunun elastikiyetini artırabilirsiniz.Ayrıca göz altındaki kırışıklara ve şişliklere de iyi gelir. ENGİNAR: Kandaki üre ve kolesterolü düşürür.İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar.Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler.Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur.Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin,hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar,ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme verahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti.Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu,bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikleri belirtildi. EKŞİ ELMA: (yabani elma) : Gülgillerden;ormanlarda yetişen bir ağacın meyvesidir. Meyveleri küçük ve çok ekşidir. Çiçekleri, açık pembedir. Faydası : Mide ve bağırsaklardaki gazı boşaltır. Buralardaki iltihapları giderir. ELMA:Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar.İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür.Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır. FASULYE: Baklagillerden; barbunya, çalı, ayşekadın, horoz gibi birçok çeşitleri olan bir bitki ve bunun sebze olarak kullanılan yeşil ürünü ve kuru tohumlarıdır. Faydası : Taze fasulye,bedeni ve zihni yorgunlukları giderir. Vücudun kuvvetlenmesini sağlar.Pankreas bezi'nin gereği gibi çalışmasına yardımcı olur.Şeker hastalığını önler ve kandaki şeker miktarını düşürür.İdrar tutukluğunu giderir.Albümini düşürür. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur.Karaciğer yetersizliğini tedavi eder.Kalbi ve böbrekleri kuvvetlendirir ve kalp çarpıntılarını giderir.Zehirlenmelerden sonra yenilecek olursa; çabuk iyileşmeyi sağlar.Fasulye pişirilirken, pişirme suyunu 2-3 kere değiştirmek gerekir. FESLEĞEN: Sakinleştirici ve yatıştırıcı özelliği vardır.Enerji verir ve cildi rahatlatır. Fesleğenli saç losyonlarıyla saç derisine masaj yaparak, onların kökünü güçlendirebilirsiniz.Fesleğen yağıyla selüloitlerinizden de kurtulmanız mümkün. FINDIK: Palamutgillerden; kuzey yarımküresinin ılık yerlerinde ve yurdumuzun en çok Karadeniz Bölgesinde yetişen ufak bir ağaçtır.Meyvesi (Fındık), sert bir kabuk içindedir. İçeriğinde nişasta ve yağ vardır. Faydası : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir.Vücuda kuvvet verir.Nekahet devresinin çabuk geçmesini sağlar.Hamilelere de faydalıdır.Dövülmüş yenirse öksürüğü keser. Varise faydalıdır. Fındık yağı,böbrek ağrılarını giderir.Kum ve taşların düşürülmesinde yardımcı olur.Bağırsak solucanlarını düşürür. Sarada da faydalıdır. Mideleri hasta olanlar,damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenler,çok az yemelidirler. GREYFURT: C vitamini bakımından çok zengindir.Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır.İştah açar. HAVUÇ: Havuç Unbelliferae familyasından iki yıllık bir bitkidir. Bilimsel adı Daucuz carota olan sebze önemli miktarlarda B1 ve B2 vitaminlerini de içerir. Havuçta bol miktarda şeker de bulunur. Faydası :Havuç suyunun mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiği bildirilmiştir. HELVACI KABAĞI: (kestanekabağı) : Kabakgillerden tatlısı yapılan bir çeşit kabaktır.Yaprakları uzun ve büyüktür. Ev ilaçlarında çekirdekleri kullanılır. Faydası : Bağırsak kurtlarının düşürülmesinde yardımcı olur. IHLAMUR: Ihlamurgiller familyasından; kerestesi güzel, bir gölge ağacı ve bunun kurutularak çay gibi haşlanıp içilen güzel kokulu çiçeğidir.Temmuz ve ağustos aylarında toplanıp, kurutulur. Birçok çeşidi vardır. Faydası inirleri kuvvetlendirir,sinir bozukluğunu giderir. Uyku verir.Kan dolaşımının normal olmasını sağlar. Kansızlığı giderir.Kalp kifayetsizliğinde faydalıdır.Damar kireçlenmesini önler. Böbrekleri ve mesaneyi temizler, idrar söktürür, kum döker,taş oluşmasını önler,ter söktürür.Grip ve soğuk algınlığının şikayetlerini giderir.Göğsü ve bronşları yumuşatır. Mide ifrazatını artırır.Balla karıştırılıp içilirse,mide ülserine faydalıdır. Kabızlığı ve bağırsak spazmını giderir.Boyun ve yüze güzellik verir.Burkulma ve ezilmelerde ağrıyı keser. Saç dökülmesini önler. ISIRGAN OTU: Isırgangillerden ilkbaharda yetişen,her tarafı sert tüylerle kaplı bir büyük ottur.Tüylerinin içeriğinde formik asit vardır.Sürüldüğü yeri kaşındırır ve yakar.Tohumları da kullanılır. Faydası : Dıştan tatbik edildiği zaman,iç organlarda biriken kanı çeker. Romatizma ve mafsal ağrılarını dindirir.Burun kanamasını keser.Egzamanın şikayetlerini giderir.Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.Böbrek kumlarını döker. Balgam söktürür.Haricen tatbik edildiği zaman,dalak hastalıklarına ve çıbanlara da faydalıdır. ISPANAK:Kalp hastalıklarına,felce,yüksek tansiyona, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere,hatta pişik rahatsızlıklara karşı da etkili bir sebze.Göz hastalıklarına ve derideki lekelenmelere karşı etkili.Ispanak içerdiği iki kimyasal madde sayesinde görme bozukluklarına karşı etkili. Haftada 6 kez ıspanak yiyenlerin % 86 oranında yaşın ilerlemesiyle birlikte ortaya çıkan derideki lekelenmeler gibi bir sorunlarının olmayacağını gösteriyor. Ayrıca yaşla birlikte ortaya çıkan göz hastalıklarına karşı da etkili.Bir porsiyon ıspanak,günlük demir ihtiyacımızın onda birini karşılıyor. İNCİR:Bağırsakları yumuşatır.Kabızlığı giderir.Bronşit,öksürük ve boğaz ağrılarında faydalıdır.Enerji verir. KARA LAHANA: Turpgiller familyasından iri ve kalın yapraklı bir bitkidir. En çok yetiştirileni baş lahanadır.Yurdumuzun bütün bölgelerinde yetişir. Başlıca çeşitleri: Kemer lahanası, Batman lahanası, köse lahanası, Brüksel lahanası ve kara lahana. Lahana C vitamini bakımından zengindir. Yapısında kükürt bulunur. Çiğ olarak yemek veya sıkarak suyunu içmek daha faydalıdır. Faydası : Kansızlığı giderir,idrar söktürür. Vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Mide ve bağırsak yaralarını yumuşatır. Kabızlığı giderir.Kandaki şeker miktarını düşürür.Vücudu hastalıklara ve kansere karşı korur.Göğüs ucu çatlaklarını giderir. Sarılık ve safra kesesi hastalıkları için iyidir. Astımda faydalıdır. Romatizma, siyatik, lumbago ve Apsede yararlıdır. Ses kısıklığını giderir, iştah açar.BGuatr olanlar yememelidir. KEKİK: Etlere,köftelere vb. hoş bir tad veren güzel kokulu ottur. Kekik çayı, soğuk algınlığına, boğaz ağrısına çok iyi gelir. kekikte bulunan «timol» tabii antibiyotiktir. Kekik çayı emzikli anneler için de çok faydalıdır. Faydası :Bir avuç kekiği 3 bardak kaynar suya atıp,15 dak.demlendirin.Süzün ve için. KESTANE: Kayıngiller familyasından; kışın yapraklarını döken, 25 - 30 metre boyunda bir ağaçtır.Yaprakları geniş ve meyveleri iridir. Faydası : Kabuklarının suda kaynatılması ile hazırlanan ilaç; teş düşürür ve sinirleri yatıştırır.Meyvesi, kasları kuvvetlendirir.Kan dolaşımını düzenler.Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir.Mideyi kuvvetlendirir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle,şeker hastaları yememelidir. KIRMIZIBİBER:Bulaşıcı hastalıklara karşı etkili.Vücudun özellikle bulaşıcı hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Portakaldan daha fazla miktarda C vitamini içeren bu sebze,aynı zamanda içerdiği beta karoten ile bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Kırmızı biber mide suyu ve tükürük oluşumunu artırır, sindirimi kolaylaştırır, romatizma,mafsal ve diş ağrılarını azaltır, krampları giderir,kolera ve azaltır ve kanser tedavisindekullanılır. Terlemeyi artırır, gut hastalıkları başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelir.Kanser riskini azaltır, öksürük ve boğaz ağrılarını gidermede (gargara olarak) kullanılır,sinir hastalıkları için doğal yatıştırıcıdır,vücuttaki aşırı yağ ve kolesterol birikiminin önlenmesini sağlar.Anti bakteriyel etkisi ile hastalıkların önlenmesinde de etkili olan kırmızı biber ülkemizde ağırlıklı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere Güney ve Güneydoğu illerinde fazlaca tüketilir. KİRAZ: Gülgiller familyasından; anayurdu Asya olan, düz kabuklu bir çeşit ağaç veya ağaçcıktır. Genellikle yapraklanmadan önce çiçek açar. Meyvesi, etli ve tek çekirdeklidir. Ev ilaçlarında sapları, meyvesi, kabuğu ve çiçekleri kullanılır. Faydası : Aspirin yerine kiraz. Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor.20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesininE ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor.İdrar söktürür. Böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olur. Kabızlığı giderir.Kanın temizlenmesine yardım eder. Nikris,romatizma,damar sertliği ve mafsal kireçlenmesinde faydalıdır. Karaciğer şişliğine iyi gelir.Safra akışını normale döndürür. Sivilceleri önler.Susuzluğu giderir.Kabukları ishali keser. Ateşi düşürür.Çiçekleri göğsü yumuşatır ve öksürüğü giderir. KUŞBURNU:Vitamin deposu,Kuşburnu insanların bu zamana kadar tanıdıkları en güçlü vitamin deposu olarak gösteriliyor. Faydası : İhtiva ettiği bol miktarda C vitamini dolayısıyla vücut direncini yükseltiyor.Romatizmalılar için en önemli gıdadır. Kanı inceltip toksinlerini çözer.Kan devir daimini hızlandırır. Pankreası ikaz ederek daha fazla insulin salgılanmasına sebep olarak, şeker hastalığında etkilidir. Kuşburnu kansere sebep olan toksik maddeleri vücutta temizlediği için bu hastalığa sebepolacak gelişmeleri engeller. MAYDANOZ: Maydanozgiller familyasından;yaprakları güzel kokulu ve parçalı,kazık köklü, 30 - 100 cm boyunda,iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri şemsiye halindedir.Tohumları ufak ve esmerdir.Meyvelerinin içeriğinde uçucu bir yağ ile apiin adlı bir glikozit vardır. Kökünde,biraz uçucu yağ,müsilaj ve apiin vardır. Yaprakları,kökü ve meyvesi kullanılır. Faydası : İdrar söktürür.İştah açar.İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Aybaşı sancılarını keser. Sürmenajda faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürür.Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir.Kansere karşı korur.Karaciğer şişliğini giderir. Safra akışını kolaylaştırır.Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını kolaylaştırır.Vücutta biriken suyu boşaltır.Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Romatizmada faydalıdır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Anne sütünü azaltır ve böylelikle memelerin şişmesini önler. Cinsel istekleri artırır. Görme gücünü artırır. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir. MISIR: Buğdaygiller familyasından;180 - 200 cm boyunda, dik ve yüksek gövdeli,geniş şerit yapraklı,bir yıllık bir bitkidir. Kökü kalın ve saçaklıdır.Yaprakları şerit gibi, uzun, paralel damarlı, sert ve sivri uçlu, sapsız, kenarları,dalgalıdır. İki çeşit çiçeği vardır. Erkek çiçekler gövdenin ucunda salkım başak şeklinde, dişi çiçekler ise yaprakların koltuğunda koçan halindedir. Dişi çiçeklerin stilusları uzundur ve kınlarının tepesinden dışarı doğru sarkarlar. Bunlar mısır püskülü denilen kısmı meydana getirirler.Meyvesi,koçanı üzerinde sıkışık şekilde dizilidir. Rengi açık veya koyu sarı; esmer veya kırmızımtırak renklidir. Mısır püskülünün içeriğinde glikoz,maltoz gibi şekerler, sabit yağ, steroller,reçine ve çok miktarda potasyum tuzları vardır. İdrar söktürücü,idrar yollarını temizleyici ve hararet verici olarak kullanılır. Mısırözü yağı,mısır tanelerinden çıkarılır.İçeriğinde yağ asitleri, A vitamini,az miktarda steroller ve bol miktarda nişasta vardır. Mısırözü yağı damarsertliğini önler. Faydası : Daha ziyade mısır püskülü ve mısırözü yağı kullanılır. Mısır iyi bir besindir.Ancak hazmı biraz güçtür.Guatr olanların yememesi tavsiye edilir. MUZ: Folik asit,potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler.Adet sancılarını gidermeye birebirdir. ÖKSEOTU: Kalbin atışlarını arttırır.Damar kireçlenmelerinde faydalıdır.Sara ve akciğer kanamalarında kullanılır. PAPATYA: Her derde deva bir bitki.Tahriş olmuş, temizliğe ve ferahlamaya ihtiyacı olan ciltler için ideal. Kurutulmuş papatyalardan hazırlanmış bir losyonla gözlerinize yapacağınız kompres şişkinliğini alıyor. PATATES: Patlıcangiller familyasından; yer altındaki yer altındaki yumruları yenen otsu bir bitkidir.Yeşil kısımlarında, renksiz filizlerinde ve yeşilimsi yumrularında Solanin denilen bir madde vardır.İçeriğinde bol miktarda nişasta, B ve C vitaminleri bulunur. Faydası : Şeker hastalarına faydalıdır.Susuzluğu giderir.Mide ve Onikiparmak ülserinde yararlıdır.Karaciğer şişliğini giderir.Safra akışını kolaylaştırır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.Damar sertliğine faydalıdır. Sert bir şey yutulduğunda yabancı maddenin zarar vermeden çıkmasını sağlar.Elve ayak çatlaklarında faydalıdır.Kandaki şeker seviyesini düşürür,kanı temizler. Kansere karşı korur. PATLICAN: Ülkemizde çok tüketilir.Anavatanı Hindistan'dır, Çekirdeksiz ve yumuşak olanı iyiidir. Zeytinyağlı yapılarak közlenip kabuklarının soyularak yenmesi daha faydalıdır.Patlıcan,A vitamini, fosfor ve kendine has bazı esanslara sahiptir. Faydası : Pankreas,karaciğer ve böbrekleri Kuvvetlendirir. Bol idrar söktürür, kansızlığı giderir,vücuttaki fazla suyu dışarı boşaltır ve kilo verdirir. Patlıcan salatası şeker hastalarının şeker seviyesini ayarlamakta etkilidir. Böbrek yanması ve ağrısını keser.Kalp çarpıntısını giderir ve sinirleri yatıştırır. PIRASA:İdrar söktürür.Mide rahatsızlığına iyi gelir.Kabızlığı giderir. Basur memeleri için faydalıdır. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. SALATALIK:Salatalığı zaten birçok kadın cilt bakımı için kullanıyor. Hassas ciltlerde meydana gelen kaşıntıyı,pullanmayı ve gerginliği ortadan kaldırıyor.Cilde yoğun bir şekilde nem vererek, günlük nem ihtiyacını karşılıyor. Salatalığın kendisi ya da suyu cildimizi bir tonik kadar temizler,kabızlığı önler, böbrek ve kalp hastalıklarında vücutta biriken suyun atılmasına yardımcıdır. Kalp hastalıkları ve enfeksiyonlara karşı etkili. Kükürt içeriyor ve bu madde vücudun enfeksiyonlara karşı dayanıklılığını artırdığı gibi, kolesterolü de düşürüyor. SARMISAK: Zambakgiller familyasından; bütün kısımları keskin kokulu, 30-100 cm yüksekliğinde, otsu bir bitkidir.Toprak altında iri bir soğanı vardır. Çiçekleri beyazımsı pembedir. Yaprakları uzun, yassı, paralel damarlı ve sivri uçlu olup, gövdeyi sarmıştır. Soğanı özel kokulu uçucu bir yağ, şekerler, A, B, C, P vitaminleri içerir.Yağında alliin denilen bir madde vardır. Faydası : Yüksek tansiyonu düşürür.İştah açar. Solunum ve hazım sistemindeki mikropları öldürür. Grip, tifo ve difteri gibi salgın hastalıklar sırasında faydalıdır. Hazmı kolaylaştırır. Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.Kanı temizler. Kalp adalelerini kuvvetlendirir. Böbreklerin normal çalışmasını sağlar.Karında ve bacaklarda toplanan suyun boşalmasında yardımcı olur.Romatizma ve mafsal iltihaplarında faydalıdır. Damar sertliğini önler.Ateşi düşürür. Arpacık ve basur memelerinde faydalıdır. Zehirlenmelerde kullanılır.İdrar tutukluğunu giderir.Zehirli hayvan sokmasında da faydalıdır. Saçların uzamasına da yardımcı olur. SOĞAN: Zambakgiller familyasından; yumrumsu ve yeşil yaprakları kullanılan keskin kokulu,acı bir otsu bitkidir. Bileşiminde uçucu ve sabit yağ,şekerler,fermentler ve amino asitler vardır. Faydası : İdrar söktürür.Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar.Romatizma, mafsal iltihabı, idrar tutukluğu, damar sertliğinde faydalıdır.Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur.Zayıflamayı sağlar.Böbrek ağrısını dindirir.Zihin yorgunluğunu dindirir.Baygınlığı geçirir.Prostat bezinin hastalanmasını önler. İktidarsızlıkta faydalıdır. Cinsel gücü artırır. Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.Öksürük söktürür, bronşları temizler,astım nöbeti,akciğer hastalıkları,grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.Kandaki şeker seviyesini düşürür. Şeker hastalarında faydalıdır.Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. İhtiyarlamayı geciktirir.Kalbi kuvvetlendirir.Koroner damarları genişletir. Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur.Dolama ve arpacıkta da faydalıdır.Kırmızı soğan nikotini çözüyor,insan bünyesinde, özellikle sigara içenlerde biriken nikotinin çözülmesinde etkilidir.Kırmızı soğan kanda yükselmiş olan lipit miktarını düşürür.Safrayı incelterek,karaciğerin rahat çalışmasını sağlar. ŞALGAM: Şalgam Curiciferae familyasından Brassica cinsine ait bir bitkidir. Kökü ve yaprakları için ekilir. Bileşiminde kalsiyum ve demir gibi madensel maddeler ile A,C ve B grubu vitaminleri bulunur.Şalgam suyu yapımında maya olarak genellikle ekşi hamur kullanılır.Şalgam suyu kırmızı renkli, bulanık, ekşi lezzetli ve fermantasyon ürünü bir içecektir. Şalgam Suyunun Faydaları: Vitamin ve mineral miktarları yüksek olan bu hammaddelerden yapılan şalgam suyunun insan sağlığı için şüphesiz pek çok faydaları vardır. – İştahı açar, – Laktik asit içerir, sindirimi kolaylaştırır. – B grubu vitaminleri içerir, sinirleri yatıştırır. – Mide ve karaciğere faydalıdır, – Kalsiyum, potasyum ve demir içerir,kemik ve dişleri kuvvetlendirir. – Afrodizyak özelliği vardır. – 100 gramında 20 kalori olan şalgam,A–B–C vitamini içerir. Kalp, damar ve göz sağlığı için faydalıdır. – Vücuttaki toksinleri atmak, kolesterolden uzaklaşmak, stresten kurtulmak için bolca yenip, suyu içilir. – İdrar söktürücü, romatizma, nikris ağrılarına, mafsal şişliklerine, böbrek kumu ve taşının düşmesine, apse, dolama, kan çıbanı, donma, ergenlik sivilceleri, egzama, göğsü yumuşatıcı, akciğer ve bronşları temizler, boğaz iltihabına, pekliğe, şeker hastalarına verilir. – Toksinleri atmaya yarayan, sütasidi ,f osfor, kalsiyum, potasyum, stresi önleyip sinirleri yatıştır. Şeker ve vitamin yönünden çok zengin olan şalgam arsenik, kalsiyum ve madeni tuzlar içerir.Kansızlık için ideal bir ilaç olup, yaprakları da kökü gibi kalsiyum demir,bakır ve iyot içerir. – Vücutta şişliklerin üstüne konduğu gibi, el ve ayağı donanlara haşlanıp lapası sürülür. – Haşlanan suyu ile saçlar yıkandığında beyazlaşmayı önler. – Kökünün haşlanıp içilmesi sindirim güçlüğünü giderir. Nikris hastalığına iyi gelir. – Akciğer ve bronşları temizleyen şalgam, pekliği giderdiği gibi bazı cilt hastalıklarında da merhem gibi kullanılır. – Yaşlıların ayak üşümelerini gidermek için; kalın, etlice soyulmuş, 2 şalgam kabuğu, 1 çay bardağı ısırgan otu ile 1 litre suda haşlanıp haftada 2 gün ayaklar bu suyla yıkanır. TERE: Yapısındaki madeni tuzlar ve vitaminler sayesinde, kani mikroplardan temizler,bedenimizin hastalıklara karşı direncini artırır,idrarı söktürür,böbrekteki taşları eritir,ya da bunların düşmesini kolaylaştırır.İştah açar,dokulardaki madeni tuzların eksiğini tamamlar,kan yapar.Kandaki seker oranını düşürdüğü için özellikle seker hastaları için bol bol tere yemelidir.Güç vericidir, dermansızlık ve halsizliğe karşı bire bir ilaçtır. Ayrıca, havanda dövüp cildin ya da yaranın üstüne sarıldığında, cilt hastalıklarını, bağ dokusu yangınlarını ve kızıl yara denen şirpençeyi iyileştirir. TURP: Gerçek bir şifâ kaynağıdır.Teneffüs yolları için yararlıdır. Bilhassa siyah turp böbreklere çok faydalıdır. Turpun, tümörlerin ve kistlerin çözülmesinde etkili olduğu ileri sürülüyor. Kırmızı Adana turpu da yanlış beslenme ve hareketsizlikten dolayı vücutta meydana gelen kireçlenmeyi önlüyor. Faydası :Bir kilo siyah turp rendeden geçirilir,biraz tuz atıp suyu tülbentle sıkılıp çıkarılır.Aç karnına yarim fincan içilirse, böbrek taşlarını eritir.Bir hafta süreyle devam edilirse, çok faydası görülür. ÜZÜM: Üzüm asmasının glikozca zengin olan meyvesidir. Faydası : Bedeni ve zihni gücü artırır. Kan yapar. Vücutta biriken zararlı maddelerin dışarı atılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Mide ülseri, gastrit, karaciğer hastalıkları, dalak hastalıkları, romatizma ve mafsal iltihabında faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalbi kuvvetlendirir.Kanı temizler. Şişmanlıkta faydalıdır. Hamilelerin mide bulantısını önler. Cilt güzelliğini sağlar. Nekahat devresinin kolayca atlatılmasına yardımcı olur.Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur.Besleyicidir. YERELMASI: Şeker hastaları için faydalıdır. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir. ZEYTİN:Zeytinyağı,safrayı artırır.Karaciğeri çalıştırır.Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır.Yaprak ve kabukları yüksek tansiyonu düşürür.Kandaki şeker miktarını düşürür.Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
|
| | 7月11日
Doğa bir eczane gibidir! Tahıl, sebze ya da meyvelerde bulunan çeşitli maddeler, vitaminler;depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi gelir. Urfa`nın acı pul biberinin cilde yararlı, teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, İlaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o, olduğunu söyleyen Londra Üniversitesi uzmanlarının hazırladığı doğal savaş programında hangi hastalığa karşı neler yemeniz gerektiği anlatılıyor.
GRİP Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır. Tarçın: (Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser. Hardal: ( İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır. Nane: (İçerdiği mentol, midenin normalleşmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.
DEPRESYON Avokado: ( Sindirimi çok rahat olan bu meyvayı özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.) Çikolata: ( Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır. İstiridye: ( İçindeki demir, sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır. A, B12 ve C vitaminleri içerir. Beyin için en faydalı yiyecek olan istiridye, enerji verir. (Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.) Patates: ( Orta boy bir patates,bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.
İDRAR YOLLARI Nane: İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobunakarşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir. Ancak nane çayını aç karnına değil, tok karnına içiniz. Elma: İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir. Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.
ALERJİ Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak,kanseri önler. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakarotene oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum, gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.
HEMOROİD (BASUR) Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. (Dikkat! Ancak fazlası basur için tehlikelidir.) KARIN AĞRISI Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.
KARACİĞER Enginar: Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz. Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı meyan kökünü "doğal ilaç" olarak kullanır. Adrenalini yükseltir, insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür. Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı olur.
DİŞ Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek,dişleri korur. Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek yiyin. Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin. Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin. Yoğurt veya beyaz peynir: Eğer yemekler arası atıştırırken diş sağlığınızı düşünüyorsanız,kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih edin. Muz: Yüksek miktarda karbonhidrat içerir. Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.
TANSİYON Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler. Sağlıklı kan hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene çayı sindirim için iyidir. Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez kimyasal maddesi içeriyor. Bu sayede kanın damarlardan daha rahat geçmesini sağlıyor. Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler. Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir. Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zengindir. Küçük bir porsiyonu günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.
SİNDİRİM SORUNLARI Arpa: İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır.Ayrıca ABD`deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü şeylerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı. Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar. Meyvalı yoğurtlara 3 çay kaşığı şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar...
KİLO KAYBI Çikolatalı puding: Bu sayede vücuttaki kan istediği protein ve mineralleri alır. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı yaşayanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor. Peynir: 100 gramında 78 kalori bulunuyor. Yumurta: Günde 2 yumurta kadınların günlük protein ihtiyacının 4`te 1`ini, erkeğin ise 5`te birini karşılar. A,D,E ve B vitaminleri içeren yumurtadaki selenyum maddesi, bebeklerde sindirim sorunlarını çözer, yetişkinleri de kansere karşı korur. Dondurma: Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek, insan vücudunun günlük protein ihtiyacının yüzde 20`sini karşılar. Salam: B vitamini, demir, sodyum ve potasyum deposudur.
MENOPOZ Nohut: Sebze hormonu "fitoöstrojen" içerir. Bunlar östrojenin vücuttaki etkilerini dengeler ve menopozun yarattığı etkilere karşı korur. Sebze proteininin en zengin kaynaklarından birisidir. Kola: Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar. Üzüm: İçerdiği "elajik" asit sayesinde menopozun neden olduğu kemik erimesine karşı korur. Kandaki östrojen seviyesini yükselterek de menopoz semptomlarını en aza indirir. Kuru erik: Sadece iki-üç adet yemek dahi vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşılar. İdrar yolları kaslarını rahatlatır. Bu da kolon kanserine karşı korur. Demir, A vitamini, B6 vitamini ve potasyum içerir. İçerdiği yüksek orandaki bor minerali sayesinde menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutar. Tatlı patates: Adrenal salgılayan bezleri güçlendirerek vücuda enerji sağlar. Fosfor, magnezyum, kalsiyum, C vitamini, potasyum ve folik asit içerir.
ROMATİZMA Enginar:Vücuttaki zehiri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak üzere gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir. Domates:C vitamini boldur. Tahıl: İçerdiği doğal kimyasallar, romatizmanın yol açtığı eklem yanmaları ve romatizmal ağrıları hafifletir. Kekik:Timol adı verilen bir tür doğal yağ, vücuttaki diğer yağların parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltır. Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını artırarak romatizma ağrıları ve yanmaları yok eder.
SİSTİT Kuşkonmaz:Folik asit, C ve E vitaminleri içerir. Yenilen besinlerin vücuttaki zehirli kalıntılarını atmayı sağlar. Karaciğer ve böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır, destekler. Bu nedenle doktorlar, sistit hastalarının mutlaka kuşkonmaz yemeleri gerektiğini söylüyor.
KANSIZLIK Hurma:Türüne göre değişse de hurmaların birçoğu yüksek oranda demir içerir. Besin değeri yüksek ve önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil etkisine sahiptir. Kurutulmuş olanlarına göre daha yüksek oranda su ve daha düşük kalori içerir.
İDRAR VE BÖBREK Pancar:Böbrekleri çalıştırır. Önemli bir potasyum kaynağıdır. Vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler. Kavun:Orta boy bir kavunun yarısı, günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. A vitamini ve betakaroten içerir. Bunlar antioksidan, yani vücudu temizleyici etkiye sahiptir. Böbrekleri rahatlatır. Yüksek miktarda su ve düşük miktarda kalori içerir.
DİYABET Kuru fasulye: Lif açısından zengin bir besindir. Bu da diyabet riskini büyük oranda azaltır.İçerdiği karbonhidratları vücudun şekere dönüştürmesi uzun sürer. Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, fosfor ve magnezyum içerir. Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını düşürür. Bu nedenle diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besindir.
BAŞ AĞRISI Nane: Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği mentol ve mentol doğal yağları sayesinde mideyi rahatlatma etkisine de sahiptir. Biberiye:Kimyasal içerikleri sayesinde doğal bir ağrı kesici görevi görür. Çikolata: Doğal antidepresan özelliği vardır. Çikolata magnezyum ve demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde baş ağrısını dindirir.
VÜCUT SU TUTMUŞSA Kuş üzümü: 100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını karşılar. Antibakteriyel ve yanmayı önleyici etkileri vardır. Zengin potasyum ve düşük tuz içeriği, dehidratasyonu olanlar için önemli bir doğal ilaçtır. Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4`te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar. Tahıl: İdrar yollarını açıcı, çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların mutlaka yemeleri gerekir. Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.
EĞER MİDENİZ RAHATSIZSA
Tarçın:Mide yanmalarını ve kusma hissini alır. Hindistan cevizi: Sütlü içeceklere eklendiği zaman mideyi gevşetici ve gazını alıcı bir etki yaratır. Mide bulantılarını önler. Lahana: Mayalanma sırasında laktik asit üretir. Bu da sindirim sistemindeki zararlı bakterileri öldürerek sindirime yardımcı olur.
GUT (DAMLA HASTALIĞI) Hamsi:Omega-3 yağı açısından çok zengindir. Kolesterol seviyesini düşürür. Kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi ve dolayısıyla da felç geçirme riskini düşürür. Haftada en az 1 kez yemek gerekir. Kalp hastaları için bu miktar haftada 3-4 porsiyon olmalıdır.
ADET SANCISI Muz:İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır. Doğal bir ağrı kesici gibidir. Tarçın:Koli basilinin üremesini önler. Limon çayına balla birlikte eklenerek içildiğinde hem nezlenin yol açtığı boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.
HAMİLELİK Enginar:Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir. Düşük yağ oranı, sindirimi kolaylaştırıcı etkisi, antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır. Böğürtlen:E vitamini içerir. Vücuttaki zararlı besin atıklarının temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur. Cenini korur.
ÇÖLYAK HASTALIĞI Kestane: Önemli bir enerji kaynağıdır. Kolayca sindirilebilir. Çölyak hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir. E ve B6 vitaminleri içerir. yağ oranları düşüktür.
TİROİD Midye:Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.
FELÇ Turunçgiller:C vitamini zengini turunçgiller içerdikleri flavonoid adlı antioksidanlar sayesinde atardamarların, kalbin zarar görmesini önlüyor. Portakal içerdiği folik asit, kalp dostu potasyum ve kalsiyum sayesinde sağlıklı alyuvar hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor. Hamsi:Kolesterolü düşüren ve kan pıhtılaşmasını önleyen Omega-3 bol bol var.
ASTIM Soğan:Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Kükürt bileşimleri atardamarların zarar görmesini önler. Soğan; kemik erimesine de iyi geliyor.
ARTİRİT Enginar:Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle artirit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor.
STRES Mayan kökü:Antivirüs etkisi vardır. Karaciğeri korur. Adrenalin salgılanmasını dengeler. Stresle başa çıkabilmek için gerekli olan kortizol hormonunu salgılatır.
ÜLSER Lahana:Ülseri olan kişiler için tonik, yani mideyi temizleyici etki yaratır. Yüksek oranda C vitamini içerir. Kırmızı lahana vücutta antioksidan özelliğe sahip A vitamini içerir. Kanseri önleyici etkiye sahiptir.Çiğ olarak salatalara katılması tavsiye edilir.
KEMİK ERİMESİ Kayısı:Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir. Süt:Kalsiyum, protein, B2-A-E-D vitaminleri, folik asit, fosfor ve demir kaynağıdır. Kalsiyum, D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmek için çalışır. Bunların eksikliği kemikleri eritir.
ARAÇ TUTMASI Zencefil: Sindirime yardımcı olur. Mide bulantısını giderir. Enerjinizi artırır. Seyahatin ve otomobilde uzun süre gitmenin yol açtığı bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.
CİLT SORUNLARI Papatya:Bitkisel yağ ve kimyasallar içerir. Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir. Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.
Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının neden olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.
Portakal suyu:Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamını karşılar. İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur; cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesi önler.
Portakal yağı:Susam yağıyla karıştırılarak kullanıldığında iyi bir cilt yağı elde edilir.Ayrıca;selülitli bölgelere portakal yağıyla masaj yapılması tavsiye edilir.
LAKTOZ DAYANIKSIZLIĞI Badem:Yüksek oranda kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, E vitamini, B2 vitamini, antioksidan içerir. Bu nedenle laktoz (süt şekeri) dayanıksızlığı bulunan ve günlük gıdalar yiyemeyen kişiler için badem ideal bir besin kaynağıdır.
KALP Bezelye:Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli. Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır.Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir. Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür.Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor. Çikolata:E vitamini, magnezyum ve demir; kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin. Elma: Günde 5 adet yiyin. Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli. Salatalık:Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık, kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir.Unutmadan ekleyelim. Salatayı soymadan yiyin. Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor. Yumurta:Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelliği, kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz. Sarımsak:Mutfağınızdan eksik etmeyin. En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak, sindirim sisteminden, kansere, kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar her şeye yaralı. Ancak hamileler dikkat olmalı. Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol açar. Günde bir diş yeter. Humus:E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar. Kavun:Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15`ini karşılar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir. Süt:Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A, E ve D vitaminleriyle fosfor deposu. Çocuk ve genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi tavsiye ediliyor. Şeftali:Bir şeftali, günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvanın koyu renklilerini tercih edin. Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi, kalp ve kansere karşı faydalıdır. Pirinç:E ve B12 dışında tüm B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir. Tuz:Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler. Mide kanseri, kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir. İngiliz Sağlık Bakanlığı, halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu, aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı. Çay:Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor. Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir. Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor. Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur. Karpuz:Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80`nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum, kan dolaşımını sağlar.
KANSER Kayısı:Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur. Tahıllar:Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor. Fasulye:Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de seks hormonlarını kuvvetlendirir. Pancar:Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağlardan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor. Lahana:Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir. Havuç:Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur. Nohut:Yağ düzeyi düşük olan ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır, manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur. İncir:Potasyum, demir ve kalsiyum içerir. Sindirim sistemine yardımcı olur. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor. Sarımsak:Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır. Fındık:Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur. Mercimek:B vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür, şeker ve kalp hastaları için yararlıdır. Zeytinyağı:İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir. Soğan:Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür; mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir. Şeftali:Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının yüzde 50,sini karşılayabilir. Sindirimi kolaydır. Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir tanesinde 33 kalori vardır. Pirinç:Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır. E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç, kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini de azaltır. Çilek:Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir. Domates:Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.
GÖZ Mısır:Zeaksantin adlı bir bitkisel bileşim içerir.Bu madde yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluklarını azaltır. Ispanak:Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir.Pişirdikten sonra hemen tüketin; beklemesi halinde içindeki yararlı maddeler toksik maddelere dönüşebilir.
BAĞIRSAK Elma:Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime yardımcı olur. Sindirimi kolaylaştırır. Bağırsak sorunları çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici besin olarak nitelenirler
4月6日
Zitat
şifalı bitkiler ve kullanıldıkları alanlar
SİYAH TURP VE BAL
çocuklarımız zaman zaman muzmınleşen kronık öksüruk nöbetlerıne tutulur ve bızde antibiyotıklere saldırı fakat yıne de faydasını goremeyız.Size cok basıt evde hazırlayacagınız bır tarıf vereyım Allah şifa ederse yanı ALLAH ın şafi ,sminın tecelısıyle ...Pazardan marketlerden alacagınız ırıce bır siyah turpu kabuklarını soymadan iyicr yıkayın daha sonra icini bir miktar kabak gibi oyun,içine süzme bal koyarak 5 veya 6 saat kadar bekletın turp ıle balın buluşmasından kaynaklanan bir sıvıelde edeceksiniz.Çukurca bir kabın ıçınde beklettığının turp tan kaba sıvı doldugunu göreceksiniz bu sıvıyı günde bir iki corba kaşığı ıcırısenız Allahın ıznıyle iyi gelir.Nevzat ELÇİ
|