|
|
8月30日
| Zaman Nasıl İşler?
|
|
Kabir ve ahiret alemlerinde zaman vardır ancak zamanın işleyişi farklılık gösterebilir. Dünyamızda zaman farklı bir hızla işlerken uzayda farklı bir hızla işlemektedir. Dünyamızın bir yılı güneşin bir anına denk gelebilmektedir. Ayrıca bizim bir günümüz bazı mahluklar için bir ömür demektir.
Ahiret ve kabir alemlerinde de zaman boyutu farklıdır. Mesela cennetin bir anı dünyamızın binlerce senesine mukabil gelebilir. Ayrıca kabir aleminde de zaman kişiden kişiye değişir. Nimet içinde olan insanlara bin sene bir an gibi gelir, azab içinde olanlara ise bir an bin sene gibi gelir.
İnsanların hayatı ve geçirdiği zaman birimleri aynı değildir. Mesela, birkaç dakikalık rüyada günler, aylar ve yıllar geçmiş gibi geliyor. Bazen de yeni yatıp kalkmış gibi bir gecenin nasıl geçtiğini fark edemiyoruz.
Bunun gibi kabre erken giren bir insan, Ahirette yeni dirilmiş gibi olabilir. Bir diğeri ise birkaç sene kabir de kalır, ama binler sene kalmış gibi azap çekebilir.
İşte kabre erken veya geç gitmek kişiye, günahına ve durumuna göre değişebilir. Allah orada da uyku ve rüyada olduğu gibi bir durum yaratabilir.
Nasıl anne karnındaki çocuk dünyayı anlayamazsa, bu dünyanın karnında olan bizler de cenneti anlayamayız. Ancak Bize bildirildiği kadarı ile bilebiliriz.
|
|
|
| İftar yemeğinde neler olmalı?
İftar yemekleri diğer yemeklerden çok daha farklı hazırlanmaktadır. Tüm aile dostlarının bir araya gelmeleri, uzun süre aç kalmanın doğurduğu psikoloji ile yemeklerin çeşitliliği ve miktar her zamankinden daha zengin olur.
Börekler, tatlılar, içli pilavlar, kızartmalar, şarküteri ürünleri, turşular, pideler vs. hepsi iftar sofralarınızda baş tacı olarak yerlerini alırlar. Ama uzun süre açlıktan çıkmış bir mideye bir anda yüklenilirse, mide-bağırsak sistemi ve kalp yorulur ve tansiyon birden yükselir.
İşte bu sebepten dolayı iftar ve sahur yemeklerinde sindirimi kolay, hafif ama vücut metabolizması için yararlı olan besinler tercih edilmelidir. Fazla miktarda şeker tüketimi de hipoglisemiye neden olur.
Kötü karbonhidratlarla öğüne başlarsak (çikolata, tatlı vs.) kandaki glikoz düzeyi yükselir. Bunun sonucu olarak tekrar eski gücünüze kavuştuğunuzu zannedersiniz. Ama glikozun kandaki varlığı otomatik olarak insülin üretimini başlatır. İnsülin de glikozu yok eder ve hipoglisemi durumuna geri dönülür. Böylece vücut kilo almaya başlar.
Kilo alma sadece aşırı yiyerek yağların çözelmesi değil, hipoglisemi sonucu artan insülin, şekerin yağa dönüşmesi ve yağ çözülmesinin zorlaşmasıyla da ortaya çıkar.
Gereğinden fazla yağ dokusunun birikmesi sonucunda meydana gelen ağırlık artışı, organların daha fazla çalışmasına ve gereksiz bir ağırlığın taşınarak yorulmanın oluşmasına neden olmakta, hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırmakta ve bazı dokularda yapısal bozukluklara yol açmaktadır.
Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken kurallar
-
Uzun süre susuz kalındığından ilk iş susuzluğun giderilmesidir. Bol sulu gıdalar tüketilmelidir. İftar öncesi 2 bardak oda sıcaklığında su ve 1 porsiyon mevsim meyvası tüketildikten sonra ana mönüye kadar 15 dakika ara verilmelidir. Bu sürede beyinden mideye giden açlık uyarıları kontrol altına alınır.
-
Ana mönü ağır yağlı yemekler, kızartmalar, kalorisi yüksek yiyeceklerden uzak hazırlanmalıdır. Az yağlı hafif sebze yemekleri, ızgara ya da fırında etler ve yoğurt, iftar yemeği için ideal besinlerdir. Örnek verecek olursak, az yağlı tahıl ya da sebze çorbası, 1 porsiyon ızgara et, az yağlı salata ya da sebze yemeği, ekmek ya da az yağlı makarna, yoğurt, bazen hamur tatlıları yerine sütlü tatlı ve unutulmaması gereken 4 adet zeytin ile güzel bir sofrada oruç açabilirsiniz.
-
İftardan 2-3 saat sonra; 1 porsiyon mevsim meyvası, 1 bardak şekersiz bitki çayı (kuşburnu, adaçayı, ıhlamur), 1-2 porsiyon tahıl tüketilebilir.
-
Kesinlikle sahura kalkılmalıdır. Böylece yukarıda belirttiğimiz uzun süre açlık sonucu oluşabilecek hipoglisemi önlenmiş olur.
-
Kahvaltı sahur yemekleri için en uygunudur. Yalnız tuzlu ve şarküteri ürünlerinden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Yağ ve tuz sindirimi zorlaştırır, susamayı çoğaltır. Sahura bir porsiyon meyva ile başlamalı; peynir, ekmek, ya da tok tutması açısından patatese zaman zaman yer verilmelidir. Sahuru söğüş olarak hazırlanmış domates-salatalık, 1 su bardağı yağsız süt ya da yoğurt, yatarken 1 su bardağı su ile sonuçlandırmak, dengeli bir beslenmenin ilkeleridir. Sahurda yemek yenilirse vücut için dinamik etki yapacağından çok dikkatli olunmalıdır.
-
Özetleyecek olursak azar azar, sık sık yemek hem sindirim sistemini rahatlatır, hem de insülin konsantrasyonunu düşürür. | 8月29日
| Ramazan Yaklaşırken.. Bir Duadır Ramazan..
|
|
1. Ramazan, Allah'ın kainattaki haşmetli ve küllî idaresine, Rahmetine, şefkatine, geniş ve azametli, intizamlı ve küllî bir tarzda mukabele edebilmenin duasıdır...
2. Ramazan, Cenâb-ı Hakk'ın nimetlerine karşı şükredebilmenin duasıdır...
3. Ramazan, fakir kardeşlerimize yardım edebilmenin duasıdır... (başka kardeşlerimizi de hatırlayabilmenin, onlara da dua edebilmenin, üzerimizdeki bencilliğin kaldırılmasının duasıdır)
4. Ramazan, mülkün mâlikinin Allah olduğunu nefsimize talim ettirebilmenin duasıdır...
5. Ramazan, nefsimizi terbiye etmek, kötü alışkanlıklarından vazgeçirebilmek için bir duadır..
6. Ramazan, Kur'ân-ı Kerîm'in indirilişini karşılamak için, melek gibi bir vaziyete girebilmenin duasıdır...
7. Ramazan, bâki bir ömrü kazanabilmenin duasıdır(kadir gecesi) ; Ramazan, ahiretimizi kazanabilmenin ve ahiret kazancımızın artmasının duasıdır.
8. Ramazan, sıhhat duasıdır...
9. Ramazan, Allah'a karşı olan aczimizi ve fakrımızı bilebilmenin duasıdır...
Ramazan, diğer 11 ayı kulluk bilinciyle geçirebilmenin duasıdır...
| 8月20日
BİR AKŞAM ÜSTÜ YÜREĞİN DARALIRSA; GÖZLERİNDEN TÖVBE`LER TAŞARSA; AVUÇLARIN DUALAR`LA DOLARSA; BİR BESMELE ÇEK GÖNÜL`DEN
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
KATRAN KARASI GECELER SENİ BOĞARSA; VÜCUDUNU SOĞUK TERLER BASARSA; İCİNDE ARD ARDA TOPLAR PATLARSA; BİR BESMELE ÇEK SESSİZCE
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
SIR VERECEK BİR DOST BULAMAZSAN; GÜNAHLARINDAN AYRILAMAZSAN; BOĞUK BOĞUK HEP AĞLARSAN; BİR BESMELE ÇEK YÜREKTEN
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
GÖNÜL DOST`LARINI BİRGÜN BULURSAN; O YÜCE İLAHİYATA KAVUŞURSAN; ŞÜKR DUA`LARINI HEP OKURSAN; BİR BESMELE ÇEK UNUTMADAN
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
HUZURU NEŞEYİ İSLAMDA BULURSAN; BAŞLADIGIN HER İŞTE ONU ANARSAN; KALBİNİ TÜM İNSANLARA AÇARSAN; BİR BESMELE ÇEK HER SEFERİNDE
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
NEFSİNLE ŞEYTANA CİHAD AÇARSAN; HER HAYIRLI İŞE KOŞARSAN; MUHAMMED AŞK`IYLA TUTUŞUP YANARSAN; BİR BESMELE ÇEK KALBTEN
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
GENÇLİGİNİ BİTİRİP ÖMRÜNÜN SONUNA VARIRSAN; VE NEFES ALMAKTAN YORULURSAN; O KERİM ALLAH`IN HUZURUNA CIKARSAN BİR BESMELE ÇEK İLK SÖZ OLARAKTAN
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
8月15日
Alıntı
BERAT KANDİLİ
|
BERAT GECESİ
Şâban ayının on beşinci gecesi Beraat gecesidir. Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa,
Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde
mü'min kullarına berat yazar.
Zaten bu gecenin dört adı vardır:
"Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi.
Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına
beraet yazar)",
"Rahmet Gecesi." "Berat, beraet" kelimesi "el-berâe"
kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir.
Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya
yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir.
Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup
İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de
Beraat Gecesi denmiştir.
 Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin
Hicretin ikinci yılında Beraat Gecesinde
gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye
ayrı bir önem kazandırmaktadır.
Yeryüzündeki Müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır.
Meleklerin iki bayram gecesinden biri,
Şâban ayının on beşinci gecesi olan Beraat gecesi;
diğeri ise Kadir gecesidir.
Müslümanların iki bayram günü ise;
Ramazan ve kurban bayramı günleridir.
Bu sebeple Şâban ayının on beşinci gecesi olan
Beraat gecesi meleklerin bayram gecesi olarak
isimlendirilmiştir.
 Beraat gecesine 'Kefaret gecesi' de denilir.
Bir hadis-i şerifte, "Kim bayram gecesini ve Şâban ayının
on beşinci (Berat) gecesini ibadetle ihya ederse,
kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez"
(İbn Mâce) buyurulmuştur. Bu gecenin bir adı da "şefaat gecesi"dir.
Bunun delili şu hadis-i şeriftir:
"Resûlullah (s.a.v) Şaban ayının on üçüncü gecesi
ümmetine şefaat etmek için dua edip yalvardı;
kendisine, ümmetinin üçte birine şefaat etme izni verildi.
On dördüncü gecesi yine dua edip yalvardı;
bu se fer üçte ikisine şefaat etme yetkisi verildi.
On beşinci gecesi bir daha yalvardı,
bu sefer de, kaçak develer gibi
Allah'tan kaçanlar dışında bütün ümmetine
şefaat etme izni verildi." (Ebû Davud)
Bu gecenin diğer bir ismi de "mağfiret gecesi"dir.
Şu hadis-i şerif buna işaret eder: "Allah Teala (c.c) Şaban’ın on beşinci gecesi
kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan
şirk koşanlarla haset edenler hariç,
bütün müminleri mağfiret eder." (İbn Mâce) Diğer hadislerde, bu affın dışında tutulanlar içinde,
haksız yere cana kıyanlar,
anne babasına asi olan lar,
sürekli içki içenler ve
akraba ile hukukunu kesenler de zikredilmiştir. Beraat gecesi, Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek
pişmanlık duyan günahkârların
cümlesini affedeceğini bildiriyor.

Ancak şu sekiz sınıfın
KESİN TEVBE ETMEDİKÇE
bu aftan istifadelerinin olamayacağını
da işaret ediyor: 1-Allah'a şirk koşanlar. 2-Ana-babalarına isyan eden,
onların kalplerini kırıp gönüllerini yıkanlar. 3-İçkiye devam edenler. 4-Falcılık edip gelecekten haber verenler. 5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler. 6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar. 7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar. 8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.
  Şüphesiz ki bu günahların sahipleri
bu gecede derin bir tevbe, istiğfarda bulunur da,
kesin pişmanlık haline girerlerse ilâhi aftan yararlanırlar.İnsanların aftan yararlanamama sebebi,
kesin bir dönüş yapmayışları,
ciddi bir tevbe istiğfar haline girmemeleridir.
Beraat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir.
Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise
Peygamberimize ilk kez ve parça parça
indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam
bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
  "Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım,
Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi
hamd etmekten âcizim.
Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.”

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
  "Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan,
orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan
oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki,
'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır,
Levh-i Mahfuz Onun katındadır."

|
AFFET BİZİ ALLAHIM!!
YA RABBİ BİZE GAYRET VER, MUHABBET VER
ZİRA MUHABBETSİZ YOL ALINMIYOR
SEVEN SEVDİĞİNİN HER SÖZÜNÜ DİNLER
YA RABBİ KALBİMİZE AŞKINI VER,
DİLİMİZDEN ZİKRİNİ DÜŞÜRME..
BİZLERİ İSLAM ÜZERE YAŞAT..
SON NEFESTE DE İMAN NASİP ET..
YA RABBİ!!! BİZİ KAİNATIN EFENDİSİNE
HAKİKİ ÜMMET ET..
BİZİ BİZE BIRAKMA ALLAHIM!!!
BU MUBAREK GECEDE
BERATINI ALANLARDAN ET .. CÜMLE ÜMMET-İ MUHAMMEDİN YAPTIĞI DUALARA BİZLERİ DE ORTAK ET ..YA RABBİ!!!
BÜYÜK ZATLARIN DUALARINDAN DA
NASİPKAR ET..
EFENDİMİZ SANA NASIL DUA ETTİYSE
VE KABUL ETTİYSEN ONUN GİBİ DUA ETMEK
VE MAKBULİYET NASİP ET..
AMİNN!!!
|
 
| | | | | | | | |
|
"Göklerin ve Yerin Hükümranlığı Allah'ındır.
Allah'ın Herşeye Gücü Yeter" (Ali İmran 189)
"Göklerde ve Yerde Olanların Hepsi O' nundur.
Hepsi O'na bouyun Eğmiştir. O Göklerin ve Yerin Eşsiz
Yaratıcısıdır. O bir şeyi Dilediğinde ona sadece
"OL" der oda hemen oluverir"
(Bakara 116-117, Al-i İmran 47)
Evet Ya Rabbi senin varlığına ve birliğine iman
ettiğimiz gibi GÜCÜNE, KUVVETİNE, KUDRETİNE
VE AZAMETİNE kuşkusuz, şübhesiz, endişesiz İMAN ETTİK.
"EY RABBİMİZŞÜPHESİZ BENİM HAYATIM VE ÖLÜMÜM
HEPSİ SENİN SENİN İÇİNDİR."
(En'am 162)
"EY RABBİMİZ HAMD OLSUN SANA,
SELAM OLSUN SEÇKİN KILDIĞIN KULLARINA"
(Neml 59)
Ya Râb!..
Kapına geldim, ölümle geldim… Eli boş, kalbi kara, yüzü kara geldim.
* * *
Dünya avuttu beni, oyaladı, eğlendirdi. Türlü ziynetiyle kendine çekti. Ben de daldım ona, unuttum seni, unuttum kendimi, unuttum öleceğimi…
Ama bak şimdi ölüm geldi, buldu beni…
* * *
Kimse etmedi bana, kendimin ettiğini… Ben kimseyi değil, ancak kendimi kandırdım. Şeytana uydum, nefsime kandım. “Ebedî yaşayacaksın!..” diye kendimi inandırdım. Yarına dâir ne planlar yaptım, ne hülyalara daldım.
Ancak bir akşam, güneş kızıl eteklerini daha toplamamıştı ki, çalındı kapım…
* * *
Oysa daha yapacak ne çok işim vardı, tadacak ne kadar lezzet, gezecek ne çok yer, toplayacak ne kadar güzellik vardı.
Elimde neler vardı, neler… Ama hiçbiri yetmezdi. Gözüm hep başkalarınınkine kayar dururdu.
Lâkin gözüm şimdi kendi yaptıklarına sâbitlendi.
* * *
Meğer ne kadar az iyilik yapmışım, ne kadar da az başkalarını düşünmüşüm. Hayatımı ne kadar da gafletle geçirmişim. Gençliğimi, zindeliğimi, gücümü, kuvvetimi, aklımı, zekâmı ne kadar da boş yere heder etmişim.
Artık nâfile… Geçen geçiyor, giden dönmüyor.
* * *
Pişman olasım geliyor, ama artık o da nâfile… Ölüm geldi, hayat bitti. Son perde indi ve gerçek hayat başladı. Benim yazdığım, kurgusunu yaptığım, sahneye koyduğum ve şimdi izleyeceğim hayat!..
“Keşke”si olmayan, gizlisi olmayan, dönüşü olmayan, müsveddesi olmayan hayat!..
* * *
Kapına geldim, ölümle geldim… Öldüm de geldim. Eli boş, kalbi kara, yüzü kara geldim.
Afvına geldim, lütfuna geldim, sana geldim;
Yâ Rab!.. | |
| Eller, kişiliğinizin aynasıdır
|
|
Sosyal hayatta birçok durumda, insanlar gerçek duygularını gizlemek isteyebilir. Gerginlik, sinirlilik, mutluluk maskesini taşımaya çalışan insanlar, bir şekilde kendisini çeşitli şekillerde ele verir. İnsanların ellerine bakarak kişiliklerini ve o anki ruh durumlarını anlaşılabileceğini dile getiren NP Grup Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Zehra Erol, küçük ipuçlarının insanın iç ve dış dünyasından haberler verdiğini belirtti.
Ellerin şeklinin yanı sıra nereye konulduğunun da önemli olduğunu ifade eden Erol, "Karşınızdaki kişi, konuşurken ellerini koyacak yer bulamıyorsa, bu kişilerin çok çekingen olduğunu söyleyebiliriz. Toplum içinde başarılı olmayan ve içine çok kapalı olan insanlar, tepkilerini ilk önce elleriyle dile getirirler. Heyecanlandıkları içinde ellerini koyacak yer bulamazlar" diye konuştu.
Daima haklıyım diyenler Yürürken ellerini öne kavuşturan bireylerin, duygularına çabuk hakim olan kişilik yapısına sahip olduklarını ifade eden Erol, kendinden emin kişilerin bu davranış biçimini sergilediklerini kaydetti. Erol, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Yürürken ellerini arkaya kenetleyen insanlar, kendilerini daima haklı olduğuna inanırlar" şeklinde konuştu. Bu kişiliğe dikkat Bir elini cebine koyup diğer elini başkasının vücuduna dayayan insanlara yaklaşırken dikkatli olunması gerektiğini anlatan Erol, "Bu kişiler, başkalarını yönetmeyi severler" diye konuştu.
İŞTE ELLERİN ANLATTIKLARI
AÇIK ELLER
Olduğu gibi görünmekten hoşlanan insanlar genellikle ellerini açık tutarlar. Çok cömerttirler. Bu kişiler sır saklamasını bilmezler.
KAPALI ELLER
Otururken avuçları gözükmeyen, yani yumruk yapılmış ellerin sahibi, hayatlarına dair her şeyi gizlemeyi tercih ederler. Hatta bazı düşüncelerini kendilerine bile itiraf edemezler. Gizlilik içinde hareket etmeyi seven bu kişiler, paraya da çok önem verirler. Bu yüzden cimri oldukları da söylenebilirler.
YARI AÇIK ELLER
Otururken ya da konuşurken ellerini yarı açık tutan insanlar, en güvenilir insanlardır. Sır saklamasını iyi bilen bu grup, her insanla rahat ilişki kurabilirler. Ne cimridir ne de yeterince cömerttirler.
CEPTEKİ ELLER
Ellerini cepte tutan insanlar, anlatmak istediklerini bir türlü anlatamayan insanlardır. Genellikle bulundukları yerden rahatsızlıklarını elleriyle dile getirirler. Korkularını dışa vurmak istemezler. Tedirgindirler.
HAREKETSİZ ELLER
Bazen insanlar, elleri yokmuş gibi davranarak hiç hareket ettirmezler. Bu tip elleri gördüğünüzde sahibinin dalgın, kendi başına karar veremeyen kişilik yapısına sahip olduğunu söyleyebilirsiniz. | 8月14日
Alıntı
nasihatler
NASİHATLER Emânete ihânet etmeyin... Hâlinizden şikâyet etmeyin… Büyüğünüze emretmeyin… Boş şeylerde ısrar etmeyin... Câhillerle sohbet etmeyin… Nefesinizi boşa tüketmeyin… İnsanları bekletmeyin… Etrafınızı kirletmeyin… Hayatınızı mahvetmeyin… Kimseye minnet etmeyin. İnsanları yüzüne karşı methetmeyin… Kimseye küfretmeyin... Kötülüğe meyil etmeyin… Malınızı boşa sarf etmeyin… Sırrınızı açık etmeyin… Her şeyi merak etmeyin… Suçunuzu inkâr etmeyin… Şerefinizi kaybetmeyin… Vatanınızı terk etmeyin… İyiliğe niyet edin… Büyüklere hürmet edin… Sıkıntıya sabredin… Aza kanaât edin… Sözünüzde sebat edin… Bildiğinizle amel edin… Hatanızı kabûl edin… Yaramaz ise def edin... Varken tasarruf edin… Âlimlerle sohbet edin... Nefsinizle inat edin… Sofranıza dâvet edin… Zararlıysa men edin… Seviyorsanız ifâde edin… Kalbleri fethedin... Misâfire ikram edin... Muhtâca yardım edin... Bilseniz de istişare edin… Tehlikeye dikkat edin… Hakkı teslim edin... Unutacaksanız kaydedin… Esirgemeyin lûtfedin... Gariplere merhamet edin…  Kazanmaya gayret edin… Çalışanı takdir edin… Başarıyı tebrik edin… Mâzereti kabûl edin… Her an tevekkül edin… Hastaları ziyâret edin… Çocuğunuzu terbiye edin… Herkese tebessüm edin... Güvenseniz de kontrol edin… İnanmayana ispat edin… Fakirleri gözetin… Hayır için sarf edin… ve bir seçimde oy hakkınızı kullanma aşamasına geldiğinizde kimi niye seçeceğinizi bilin... ve kullandığınız oyun arkasında durun... yaşamınızı dört duvar dışına çıkarın.. ettiğiniz yeminleri tekrar etmekten çekinmeyin

| Alemlerin Rabbi'nden, Şifa Hazinesi Bir Hediye...!
|
|
İÇİNDEKİLER: • Posa • A, Bl, B2, B6, C ve E vitaminleri • Uçan yağ • Tanen • Organik asidler • Şekerler • Silisyum • Demir • Flor • Fosfor • Manganez • Kükürt.
YAN TESİRİ: Ekşi elmayı fazla yemek unutkanlık ve ateş yapar.
1) Güzel kan yapıcı: Elma kürüne devam etmek (günde 1 öğün sadece tatlı elma yemek) güzel kan yapar. Elmayı bolca yemeye devam edilir.
2) Hamile gıdası: Tatlı elma yemek hamilelerin mide bulantısını giderir. Güzel kan yapar, kolay doğum yapmasını sağlar, anne karnındaki bebeği iyi besler.
3) Güzel uyku verici: Gece yatmazdan evvel elma yemek tatlı uyku verir, elma yendikten sonra dişleri mutlaka misvaklayınız.
4) Zayıflama kürü: Günlük 1 öğün elma yemek hazmı kolaylaştırır, şişmanlıktan kurtarır.
5) Beyni açıcı: Elmayı bolca yemek beyni açar.
6) Zararlı ifrazatları (toksinleri) atıcı: Elma kürüne devam etmek vücuttaki zararlı tuzları atar.
7) Cildi güzelleştirici: Gece yatarken 2 elma yeseniz, sabahleyin yüzünüzün beyazladığını göreceksiniz. Elma suyu ile cilt sık sık temizlenir.
8) Sivilce, egzama: Elma kürüne devam edilir. (Bol elma yenir.)
9) Serinletici, susuzluk giderici: Susadıkça elma, hıyar, kavun, karpuz gibi berdi gıdaları yiyiniz.
10) Hazmı kolaylaştırıcı: Elma yemek hazmı kolaylaştırır. (Kabuğunu soymadan.) Bu hazım kolaylaştırıcı etki elma ve hıyar kabuğunda mevcuttur.
11) Böbrek çalıştırıcı: Elma yemek böbrekleri çalıştırır.
12) Bronşit, nezle, anjin: Elma yemeğe devam edilir. Çekirdekleri biriktirilir. Elma çekirdekleri, ayva çekirdekleriyle beraber yalnız elma çekirdeği de olur. Ezilip kaynatılır. Sabahleyin süzülüp balla tatlandırılarak gargara yapılır. Bu çaydan içmeye devam edilir.
13) Kalp ve damar açıcı: Elmanın yeni çıkan filizleri, oğul otuyla beraber kaynatılıp balla tatlandı-nlarak soğuk içilmeye devam edilir.
14) Bağırsak kurtları: Elma çekirdeği, kabak çekirdeğiyle beraber ezilip kaynatılır, sabahleyin süzülüp 1 su bardağı içilir. 1-2 saat yemek yenmez. 1 hafta devam edilir.
15) Uçuk, ağız içi iltihapları: Elma yenmeye devam edilir, aç karnına.
16) Mide ülseri: Elma yenmeye devam edilir.
17) Zehirlenme: Elma yaprakları kaynatılıp balla tatlandırılarak içilmeye devam edilir.
18) Sarılık: Elma kürüne devam edilir.
19) Karaciğer güçlendirici: Elma kürüne devam edilir.
20) Halsizlik: Elma şurubuna devam edilir.
21) Kansızlık: Elma şurubuna devam edilir.
22) Çıban: Elma pişirilip çıban üzerine lapası bağlanır.
23) Göz kuvvetlendirici: İçinde A vitamini olduğu için gözleri kuvvetlendirir.
24) Kolesterol: Elmayı kabuğuyla yemek kolesterolü düşürür.
25) Mikrop öldürücü: Kabuğuyla elma yenirse içeriğindeki malik asit mikroplan öldürür.
26) Kusma Bulantı: Hamilelik bulantıları ve normal bulantılara elma yemek çok faydalıdır.
27) Safra düzenleyici: Tatlı elma yemek safrayı düzenler.
|
ALKOL KULLANIMI Alkolü günümüzde stres atmak, duygudurumumuzu değiştirmek veya eğlenmek için kullanırız. Ergenler de ise merak , özenti ve kendini kanıtlama alkol kullanımında başta önemli nedenlerdir. Bu , arada bir seyrek kullanımlar bir süre sonra sıklaşmaya ve ilerledikçe karşı konulmaz bir alkol tüketimine döner. Bu süreçte kişinin hayatı birçok yönden değişir
MADDE KULLANIMI Madde kullanımında da alkol kullanımında geçerli olan nedenler aşağı yukarı aynıdır: gevşeme isteği , arkadaş çevresi , stres atma , rahatlama , özenti gibi . Genelde bir kez denemeyle başlar .
Ve madde kullanımı hakkındaki YANLIŞ DÜŞÜNCELER:
“Bir kereden bir şey olmaz ” “Herkes kullanıyor ” “Benim iradem güçlüdür bu yüzden bağımlı olmam ” “İstediğim zaman bırakabilirim ” tarzı düşünceler bağımlılığa dönüşmesine yol açar.
Uzun süreli alkol ve madde kullanımıyla görülen olumsuz değişimler: Ailesi ve sosyal çevresiyle ilişkileri bozulur ya da çevresi sadece kendisi gibi alkol ve madde kullananlardan oluşur. İş hayatı bozulur ; ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlar Duygusal çökkünlük hali yaşanmaya başlanır. Cinsel hayatta sorunlar baş gösterir. Kültürel , sanatsal , sportif faaliyetlere katılamaz . Saldırgan davranışlar görülür. İntihar düşünceleri veya teşebbüsleri bulunur. Yanında eşlik eden başka madde kullanımları olabilir. Tabi bunların yanında birçok sağlık problemi de kendisini gösterir.
Alkol ve Madde Bağımlılığı Nasıl Oluşur? İlk olarak böyle merak veya özentiyle başlar. Daha sonra ‘zevk’ için ara sıra kullanır ama kişiye göre hala bırakabileceğini düşünür. Giderek daha fazla vaktini madde ile geçirir. Artık sadece ‘zevk almak’ için değil üzüldüğü zamanlarda da maddeye başvurur. Bir süre sonra madde almadığı zaman ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini yok etmek için almaya devam eder.Bağımlı olduğunda da artık ‘zevk almak’ için değil ‘normal’ hissedebilmek için kullanır. . Bağımlılık bu şekilde oluşur .
Bağımlılıktan nasıl kurtulunur? Bağımlı olduktan sonra kurtulmak o kadar kolay gerçekleşmez . Bunun için kişinin tıbbi ve psikolojik yardıma ihtiyacı vardır.
Her iki madde alışkanlığının tedavisinde kullanılan yöntemler: İlaç tedavisi Bilişsel-davranışçı terapiler Grup terapileri Destekleyici psikoterapi Aile terapisi
8月12日
Alıntı
ZEMZEM SUYU...
|
|
|
|
|
|
ZEM ZEM SUYU' NUN HİKMETİ
1-) Avrupa`da laboratuarlarda yapılan araştırmaya göre Zemzem suyu diğer sulara göre çok daha az kükürt taşımaktadır.
2-) Yine ayni araştırmaya göre diğer sulara göre çok daha besleyicidir ve çok daha fazla mineral barındırmaktadır.
3-) Kaynağı henüz bulunamamıştır. Nereden geldiği su anki teknolojiye göre bile bilinemiyor. Yakınlarında hiçbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklıkta. Bu şartlarda suyunu denizden veya başka bir kuyudan alması imkansız. Nasıl oluyor da yıllardır suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.
4-) Açlığını gidermek için içen kişinin açlığını, susuzluğunu gidermek için içenin susuzluğunu giderir.
5-) Sadece 1,5 metre derinliğindeki ufacık bir kuyudan çıkan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacının tüm su ihtiyacını karşılamaktadır ve hiçbir zaman ne azalma ne de kuruma göstermemektedir.
6-) Dünya Sağlık Örgütü (WHO)`nun raporlarına göre Dünyadaki en içilebilir ve sağlıklı sulardan biri.
7-) Amerika`da yapılan test sonuçlarına göre Dünya`da içinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu.
ORAYA GİTMEYEN BİLEMEZ..
ZEMZEM SUYU
HER ZAMAN GELENLERİN MİKTARINCA AZALIR VEYA ÇOĞALIR.
HERŞEY RABBİMİN ELİNDE..
LEHUL MÜLK O..
O İSTERSE HERŞEY OLUR
YETER Kİ İSTESİN..
RABBİM
CÜMLEMİZE ORALARA GİTMEK
ZEMZEM SUYUNDAN DOYASIYA İÇMEK NASİP ETSİN..
YA RABBİ !!
BİZLERE DE HAYIRLI ÖMÜR,,
İMANLI YAŞAM VE
SANA KAVUŞMAK OLAN
SON NASİP ET..
AMİNN!!
  
zeynep's special execution
| |
| |
|
|
|
KUR'AN DİNLE
|
|
|
|
İNŞAALLAH
BOLCA HATİM YAPARIZ
zeynep's special execution |
|
SICAKKKK DAHA DA SICAKKKK OLACAKKK........... Sıcak çarpmasından korunmak için güneşin dik geldiği saatlerde açıkta bulunmayın, denize girmeyin, şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanın, açık renkli, hafif ve dar olmayan kıyafetleri tercih edin...
|
|
Sağlık Bakanlığı, yaz mevsimi ile birlikte artan sıcaklıkların sebep olduğu rahatsızlıklar ve bunlardan korunma yolları konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada, yaz mevsimi ile artan hava sıcaklıklarının insan sağlığını tehdit ettiği, özellikle sıcak havalarla birlikte; bebek, çocuk, yaşlı ve hamileler ile tansiyon, kalp ve şeker hastalığı gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler başta olmak üzere herkes için ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıktığı vurgulandı.
Görülen rahatsızlıkların başında; sıcak çarpmaları, gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybına bağlı rahatsızlıklar geldiği belirtilenaçıklamada, bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanabilecek olan bu olumsuz etkilerden alınacak bazı tedbirler ile korunmanın mümkün olduğunun altı çizildi.
SICAK ÇARPMASI Açıklamada, açık alanlarda dolaşanlar ile özellikle sahil bölgelerinde tatil yapan vatandaşların ısı ve nem artışı ile birlikte vücut ısısının ayarlanamaması sonucu sıcak çarpmasına maruz kaldıklarıbelirtildi.
Sıcak çarpmasının güçsüzlük, yorgunluk, baş dönmesi, bol terleme, adale krampları, davranış bozukluğu, sinirlilik, solgun ve sıcak deri,mide krampları, kusma, bulantı, hızlı nabız, bilinç kaybı ve hayal görme belirtileriyle ortaya çıktığı kaydedilen açıklamada, sıcak çarpmasına maruz kalanlar için yapılması gerekenler ise şöyle sıralandı: Hasta serin ve havadar bir yere alınır, Giysiler çıkarılır, Sırt üstü yatırılarak, kol ve bacaklar yükseltilir, Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için1 litre su -1 çay kaşığı karbonat -1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir.
Açıklamada, ayrıca bilinç kaybı ve diğer acil durumlarda 112 acil çağrı numarasından tıbbi yardım istenmesi gerektiği ifade edildi.
SICAK ÇARPMASINDAN KORUNMANIN YOLLARI Vatandaşların sıcak çarpmasından korunması için yapması gerekenlerin de belirtildiği açıklamada, bu olumsuzluklara maruz kalınmaması için vatandaşların özellikle güneşin dik geldiği saatlerde (saat 11.00 ile 16.00 arasında) açıkta bulunmamaları ve denize girmemeleri, çıkılacaksa, özellikle şapka, güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanmaları, dar kıyafetler yerine terletmeyen, açık renkli ve hafif giysileri tercih etmeleri, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmamaları, kapalı mekanların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen göstermeleri vesıvı kaybını önlemek için günde en az 2 litre sıvı almaya dikkat etmeleri gerektiği bildirildi.
Açıklamada, sıvı ihtiyacını karşılamak için başta su olmak üzere süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bitki ve meyve çayları tercih edilmesi önerildi. Bebekler ve çocuklar sıvı kayıplarını ifade edemeyebilecekleri için anne-babaların daha dikkatli olmaları için uyarıldı.
CİLT YANIKLARINA DİKKAT Güneş ışınlarına doğrudan maruz kalma durumlarında cilt yanıklarının da sıkça görüldüğü ve bilinçsizce yapılan uygulamaların ciddi tehlikelere yol açtığı ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi: “Güneş ışınlarına bağlı yanıklarda deride kızarıklık, ağrı ve yanık bölgesinde su toplanmasına bağlı şişlikler oluşur. Yanık, derinliği, yaygınlığı ve oluştuğu bölgeye bağlı olarak organ ve sistemlerde işleyiş bozukluğuna dahi yol açmanın yanı sıra; ağrı ve sıvı kaybına bağlı olarak şok meydana gelebilmektedir. Ayrıca bilinçsizce kullanılan kremler, diş macunu, yoğurt gibi uygulamalar yanığın iyileşmesini geciktirdiği gibi ciddi enfeksiyon riskleri de taşımaktadır. Vatandaşlarımız güneş yanıklarından korunmak için 15 dakikadan fazla güneş altında kalmamalı, daha uzun süre kalınacaksa koruyucu ve nemlendirici kremler kullanmalıdır. Güneş yanığı durumlarında ise temizlik ve hijyene dikkat edilmeli, sık sık soğuk suile yıkanmalı ve bol sıvı alınmalıdır. Yanık yüzeyinde oluşan şişlikler patlatılmamalı, yanık yüzeyi geniş ise mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
YETERLİ VE DENGELİ BESLENMENİN ÖNEMİ Yaz aylarında yeterli ve dengeli beslenmenin önemine de değinilen açıklamada, dört besin grubunda yer alan besinlerin imkanlar çerçevesinde her öğünde tüketilmesi gerektiği belirtildi. Et, yumurta, kurubaklagil grubunda; et, tavuk, balık, yumurta ve nohut, kurufasulye, mercimek gibi kurubaklagiller ile bir avuç kadar fındık, ceviz ve benzeri yağlı tohumlar, süt ve süt ürünleri grubunda;süt, yoğurt, peynir ve ayran, sebze ve meyveler ile ekmek ve tahıl grubunda; pirinç, bulgur, mısır, çorbalar, ve benzeri besinlerin tüketilmesi önerildi.
Besinlerin pişirilirken ızgara, buğulama, haşlama yöntemlerinin, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih edilmesi gerektiği kaydedilenaçıklamada, şu tavsiyelerde bulunuldu: Yaz aylarında artan sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanmak ve günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmek çok önemlidir. Başta kanser, kalp- damar hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları (kabızlık vb.) gibi birçok hastalığın önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde sebze ve meyveler önemli rol oynamaktadır. Ayrıca sebze ve meyvelerde bulunan C vitamini antioksidan özellik göstermektedir. Örneğin; yeşil biber, maydanoz, çilek, erik gibi sebzeve meyvelerde bol miktarda C vitamini yer alır. Yumurta, süt ve süt ürünleri, kayısı gibi besinlerde bulunan A vitamini ve kurubaklagil, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlarda bulunan E vitamini yine antioksidan özellik göstermektedir ve yaz aylarında sıklıkla tüketilmelidir. Ayrıca sebze ve meyvelerdeki posa miktarının yüksek olması vücuttan zararlı maddelerin uzaklaştırılmasına ve kilo fazlası olanlarda kilo vermeye de yardımcı olur. Özellikle yaz aylarında dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, sindirim rahatsızlıkları ve gıda zehirlenmelerine yol açabileceği göz önünde bulundurularak bunların tüketiminden kaçınılmalıdır. Sıcak havalarda besinlerin bozulma riski yüksektir. Özellikle et, süt ve sütlü ürünler potansiyel riske sahiptir.
|
Aşk Reçetesi
Aşk doğa eczanesinde nasıl elde edilir?
İlacın Adı: Aşk
Familya: Sevdaca
Bitki Adı: Aşkus Tadarus
Elde Edilişi: Aşkı elde etmek için türlü yöntemler vardır. Birinci yöntem için ilkel maddeler,para,bir çift söz ve bir çift kesici gözdür. Fakat bu yöntem pahalı olduğu için, endüstride başka yollarla elde edilir. Özellikle orta insanlar arasında aşk, parasız-pulsuz, belirli bir süre "gözleme" yardımı ile elde edilir. Bu şekilde elde edilen aşk saf değildir. Çeşitli randevularla kristalleştirilir ve daha sonra saf olarak elde edilir.
Fiziki Özellikleri:
Pembe renkli kristallerden olusur. Kalpte yerleşir. Keskin lezzetlidir. Özellikle iç organlarda hissedilir. İlk resmi tanımı Adem ile Havva tarafından yapılmış, sonra insanlar tarafından geliştirilmiştir.
Kimyasal Özellikleri:
Kaba sözlerden alınır. Formülü hemen değişir. Aslında aşk dayanıklı bir madde değildir. Parasızlık, sefillik, yalancılıkla "geçimsiz" bir ilaçtır.
Saflık Muayenesi:
Aşkın ne ölçüde "saf" olduğunu anlamak için ihanet, aldatma, matrak geçmeyle ne ölçüde dayanıklı olduğu anlaşılır.
Miktar Tayini:
Aşk enjekte edilmiş ve hassas tartılmış bir insan, bir haftada kilo kaybederse bu uluslararası ölçülere göre en az Romeo-Juliet, Türk ölçülerine göre Leyla Mecnun aşkına eşittir.
Kullanışı:
Nisan ve nikahta az dozlarla alınmalı, fazla miktarı, magandalardan para kopartmada kullanIılır. Aşk çeşitli biçimlerde görülebilir. Bilim aşkı, sanat aşkı, doğa aşkı gibi..
Teşhisi:
Kalp çarpıntısı. Uçma hissi, gözlerde kararma, sevdiğinden başkasını görememe şeklinde özel bir körlük. Mantık kaybı. Uykusuzluk, iştahsızlık, terleme..
Kullanışı:
Kalbi hızlandırmak için, alçak dozda.Sinir sistemini uyarmak için yüksek dozda. Moral ve cesaret verici neşelendirici. Ancak belli dozu yoktur. Hiç alınmazsa kişide kompleks yaratır.Yüksek dozda öldürücü, alçak dozda guldurucu etkisi vardIr.
İlacın Reklamı İçin Uygun Slogan:
Karanfilim ez beni, çift kanatlı tülbentten süz beni, sen kalem ol ben divit, reçeteye yaz beni...
İDEAL ERKEKLER
İDEAL ERKEKLERI SABIRLA BEKLEYEN BAYANLAR
|
İLK 4 AYDA BEBEĞİN BESLENMESİ
İlk 4 ayda yalnızca anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürree gibi bulaşıcı hastalıklara ve alerjik hastalıklara daha az yakalanırlar, daha sağlıklı büyürler. İlk 4 ayda bebeğinizi sadece anne sütü ile besleyiniz. Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebeğin anne sütünden yararlanmasını engeller.
Bu aylarda, hastalık durumu ve çok sıcak havalar dışında bebeğinizin su gereksinimi yoktur. Eğer vermeniz gerekli ise kaynatılmış ve şekersiz su veriniz.
İlk günlerde gelen anne sütü çok besleyicidir, bebeğinizi sık sık emzirerek bu sütten yararlanmasını sağlayınız.
Anne sütünün artmasını sağlamak için göğüslerinizin boşalması gerekmektedir. Bu nedenle bebeğinizi sık besleyiniz. Bebeğinizin emmediği durumlarda göğsünüzü pompa ile mutlaka boşaltınız.
Tüm annelerin sütü yararlıdır. Sütünüz size sulu gelebilir. Bu anne sütünün genel özelliğidir, bu konuda endişe etmeyiniz.
Bebeğiniz her beslenmeden sonra az miktarda kaka yapabilir. Bu durum normaldir, endişelenmeyiniz.
Bebeği emzirirken göğüs uçlarında acıma, çatlak gibi durumlar sık görülebilir. Bu durumda bebek sık emzirilmeli ve göğüs başları kuru tutulmalıdır.
Emziren anneler her zaman sutyen giymelidirler. Sutyen bol ve pamukludan yapılmış olmalıdır.
Anne sütünün yetmediği inancı ile doktora danışmadan yeni bir gıdaya başlanmamalıdır. Düzenli kilo alan, günde 6 defa beslenebilen, bezini günde 6 kez ıslatan ve 1-2 kez de kaka yapan bir bebek anne sütünü yeterince alıyor demektir.
Anne sütünün yeterliliği en iyi, çocuğun gereken kiloyu alması ile anlaşılır. Bu nedenle bebeğinizi düzenli aralıklarla sağlık kontrolüne götürünüz.
Çalışan anneler sütlerini sağdıktan sonra 20 dakika kaynatılarak steril edilmiş şişelerde buzdolabı raflarında 24 saat, buzlukta ise 6 ay saklayabilir. Saklanan anne sütü hiçbir zaman kaynatılmamalıdır.
Bebeklere ilk yaşın sonuna kadar kaynatılmamış su verilmemelidir.
Emzirme Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
1-Emzirmeye başlamadan önce ellerinizi yıkayınız.
2-Emzirirken sırtınızı dayayabileceğiniz şekilde rahat oturunuz.
3-Her gün banyo yapamayan anneler, meme başlarını günde bir kez sabunlu su ile silmelidirler. Meme başlarının nemli olması meme başı çatlaklarına yol açar.
4-Emzirirken meme ucu ve etrafındaki kahverengi halkanın çocuğun ağzını tamamıyla kapatacak şekilde olmasını sağlayınız.
5-Emzirirken çocuğunuzun burun deliklerinin açık olmasına dikkat ediniz.
6-Her emzirme öğününden sonra bebeğinizin gazını çıkarttırınız.
7-Beslenme programını bebeğinizin isteğine göre düzenleyiniz. Bu istek 2 saat aralıklarla bile olabilir, buna uyunuz.
Bebeklerini emziren annelerin iyi beslenmesi anne ve bebek sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle anneler;
Günde 2 lt (10 su bardağı kadar) sulu gıdalar (su, süt, az şekerli limonata, komposto, çorbalar vb.) almalıdır.
Günlük beslenmesinde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt, 1 köfte kadar et, 1 adet yumurta, 3 ince dilim ekmek veya 3 porsiyon unlu yiyecek, 2 adet meyve bulunmalıdır. Anne, süt verirken sigara içmemeli, çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan içecekleri tüketmemelidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
BİLGİLENELİM
diyabet
Diyabetin Tanımı Diabet insülin ile ilgili bir problemden kaynaklanan bir hastalıktır. Problem vücudun hiç insülin üretmemesi, yeterli düzeyde insülin üretememesi veya insülini tam anlamıyla kullanamamasıdından kaynaklanır. İnsülin pankreasta üretilen ve kan şekerini düzenleyen bir hormondur. Vücudunuzdaki hücreleri küçük birer makine olarak düşünün.Bütün makinalar işleyebilmek için yakıt almak zorundadırlar.İşte yediğimiz yiyeceklerle aldığımız karbonhidrat protein ve yağlar vücutta dönüşüme uğrayarak hücreleri çalıştıracak yakıt haline dönüşürler.Hücreler tarafından kullanılan esas yakıt basit şeker olarak adlandırılan glukozdur. Hücreler büyümek ve fonksiyonlarını yürütmek için gerekli enerjiyi glukozu kullanarak üretirler. İşte hücrelerin yakıtı olan kandaki glukozun hücrelere geçebilmesini ve hücrelerin bunu yakarak enerji üretebilmesini İnsülin sağlar.İnsülin kan dolaşımı boyunca glukoza eşlık eder ve hücrelerin kilidini açarak glukozun içeriye girmesini sağlar.Eğer vücut yeterli insülin üretemezse hücreler glukozu kandan alıp enerjiye çeviremezler ve kullanılmayan glukoz kanda yüksek seviyelere ulaşır.Kullanılmayan glukoz karaciğer ve kas hücrelerinde glikojen olarak depolanır.Yemek aralarında kandaki şeker oranı düştüğünde karaciğerde depolanmış olan glikojen glukoza dönüşerek kana verilir. Diabetlilerde insülinle ilgili problem yüzünden glukoz hücrelere giremez.Kullanılamayan glukoz kanda birikir ve hiperglisemi olarak adlandırılan tabloyu oluşturur. Diabet hiçbir belirti vermeden uzun yıllar boyunca sinsice ilerleyebilir.Tanı konduğu zaman oluşabilecek zararları önlemek için çok geç kalınmış olabilir. Genellikle diabet tanısı konduğunda kardiovasküler hastalıklar,böbrek hastalıkları veya görme bozuklukları gibi komplikasyonlar oluşmuştur. Günümüzde geliştirilmiş tanı ve tedavi yöntemleri ile diabetlilerin yaşam kaliteleri artmış ve erken ölümlerde azalma görülmüştür. UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.
Diyabetlimisiniz ?
American diabet derneği 45 yaşına gelmiş her erişkinde açlık kan şekeri ölçümünün yapılmasını önermektedir.Eğer test sonuçları normal çıkarsa testler 3 yılda bir yenilenmelidir. Eğer diabetle ilgili risk grubundan iseniz veya diabet belirtilerinden herhangi biri varsa daha genç yaşlarda ve daha sık aralar ile açlık kan şekeri ölçümü yaptırmalısınız.
Açlık Kan Şekeri ölçümü diabetin tanısı için basit ve güvenilir bir yöntemdir.Test için kan alınmadan önceki gece (veya 8 saat önceden) aç kalınmalıdır.Normal açlık kan şekeri değerleri 70-120 miligram/desilitre'dir
Açlık kan şekeri düzeyi iki testte 126 mg/dl'den yüksek çıkarsa diabet tanısı doğrulanır. (Eskiden bu sınır 140 mg/dl idi.1997 den sonra 126 mg/dl olarak düzeltildi.) Doktorunuz açlık kan şekerinizdeki yükselme ile veya diabet belirtileri ile birlikte kan şekerindeki yükselme ile diabet tanısı koyacaktır
|
|
|
|
|
|
Şeker Hastalığının (Diabetes Mellitus) Belirtileri Nelerdir ? Tedavi edilmeyen şeker hastalarında aşağıdaki bekirtilerin hepsi veya sadece bir kısmı görülebilir.
Ağız kuruluğu ve çok su içme (polidipsi)(Vücuttan idrarla çok su atıldığı için vücutta su azalır ve çok su içme ihtiyacı doğar)
Çok idrara çıkma (poliüri), gece çok idrara kalkmak(Noktüri). (Kandaki fazla şeker böbreklerden idrara geçer, fazla şekeri atmak için şekerle beraber vücuttan suda atılacağı için idrar miktarı fazlalaşır)
Açlık hissinin fazlalaşması ve çok yemek yeme (polifaji) (insülin yetersizliğinden dolayı hücrelerin ihtiyacı kadar şeker hücrelere giremez, bunun sonucunda hücrelerden beyine sürekli açlık sinyali gönderilir. Yemek yenilsede şeker hücrelere alınamadığı için açlık hissi devam eder, vücut yenilen besinleri enerjiye dönüştüremez . Bunun sonucunda halsizlik, kilo verme yakınmaları da ortaya çıkar.)
Halsizlik
Zayıflama
Bulanık görme
(Kan şekerinin yükselmesi görmemizi sağlayan göz merceği ve göz sıvısının yoğunluğunun değişmesine yol açar ve bulanık görme ortaya çıkar. Kan şekeriniz, şeker hastalığınızın tedavisi ile normal değerlere gelse de görmenizin düzelmesi bir kaç hafta alabilir.)
Ciltteki yaraların veya kesiklerin yavaş iyileşmesi (Hücreler yeteri kadar beslenemedikleri için ve vücudun savunma sistemi bozuk olduğu için yara iyileşmesi geç olur)
(Kadınlarda) Vajinal kaşıntı ( Kan şekerinin yüksek olması hem vücudun direncini azaltarak hem de mayaların çoğalmasını sağlayacak uygun ortamı hazırlayarak vajinal kandidiasis-vajinal mantar oluşmasını sağlar. Kan şekeri kontrolü ile bu durum kendiliğinden geçebilir, düzelmezse doktora başvurmanız gerekir)
| |
|
 | 8月11日
|
Hastalıklar ve Şifalı Bitkiler
Ağızda Ağrı
Bütün ağız içine kara dut şurubu sürünüz. Bu ameliye ağız ağrısına olduğu kadar diş etlerine, boğaz iltihabına ve öksürüğe de faydalıdır.
Ayrıca soğan yemeli kızılcık şerbeti veya şaplı su ile gargara yapılmalıdır.
Ağızda ağrı ve ağız yarasından kurtulmak ve tekrar yakalanmamak için A vitaminin kaynağı olan karotenli yiyeceklerin tazesinden devamlı yenmelidir: Havuç, maydanoz, ıspanak, tereyağı gibi Bu arada A vitamininin kullanılması için gerekli çinkolu yiyecekler de alınmalıdır.
Ağız kokusu
Biraz maydanoz çiğnedikten sonra, bir elmayı ağızda iyice çiğneyerek yemelidir.
Ağız yarası
Adaçayı veya söğüt yaprağı ağızda çiğnenmelidir.
Ağrılı regl (hayız)
- Faydalı yiyecekler, baharatlar ve şifalı bitkilerle karaciğer sağlığına kavuşturulmalı, safra arıtılmalı
- Tüm vücudun sağlığı için bol çiğ sebze ve meyve yenmelidir.
- ŞİFALI BİTKİLERLE TEDAVİ:
- Lahana Yaprağı: 2 iri lahana yaprağı masa üzerine şişe ile ezilir ve bez üzerinde soğuk olarak kasıklara vurulur (bağlanır). İki-üç saat orada bırakılır. Ağrıyı giderir.
- Marul Yaprağı: 2-3 marul yaprağı ince kıyılır ev bir litre suya konup 10 dakika kaynatılır, 20 dakika demlenir ve günde 2-3 su bardağı içilir.
- Civan Perçemi: Bir litre sıcak suya 40 gr. Çiçekli bitki konur, 20 dakika sonra süzülüp günde 2 su bardağı içilir. Regl’i söktürür, ağrı ve sancıyı keser. Çok tesirlidir.
- Maydanoz: 1 litre suya 100 gram tohum veya yaprak konur; 15 dakika kaynatıp 20 dakika demlenir, süzülür, günde 3 su bardağı içilir. Ağrı ve sancıyı giderir. Regl’i söktürür.
Beslenmede hamur işlerinden (börek, çörek, kek, makarna vs.) kaçınmalı. Polen (çiçek tozu) günde bir çay kaşığı bira mayası günde bir tatlı veya çorba kaşığı suda eritilip içilir. Buğday çimi yenir.
Albümin
1 litre suya 4 çorba kaşığı ufalanmış mısır püskülü veya 4 çorba kaşığı ufalanmış ayrık kökü konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra 30 dakika bekletilip, süzülerek su yerine içilmelidir.
Üzüm başta olmak üzere sebze ve meyve suyu içilir. Kendileri de yenebilir. Hayvani gıdalardan kaçınmalıdır.
Anjin – Bademcik
Ilık suya limon sıkarak her saat başı gargara ediniz. İki gargara arasında da ağızda limon dilimi bulundurarak eminiz.
Taze pancar suyu veya adaçayı yahut ta tuzlu su ile gargara yapınız. Balık yağı içiniz
Soğuk yiyecek ve içeceklerden, terli iken üşütmekten kaçınmalıdır.
Anne Sütü:
Anne sütünün gereğinden az oluşması da, gereğinden fazla oluşması da sıkıntı verebilir.
- Süt Artırıcı: Badem, buğday çimi, arpa unu, havuç, mercimek, yer elması, anason, kimyon, rezeyan, fesleğen, ve şerbetçi otı.
- Süt Azaltıcı: Enginar, maydanoz, nane ve adaçayı
Astım (Nefes Darlığı)
- Yumruk kadar bir siyah turp ince rendelenir, üzerine bir limon sıkılıp iyice karıştırılır ve serin bir yere konur. Sabah kahvaltıdan yarım saat önce ve akşam yatarken hazırladığımızın suyundan yarımşar kahve kaşığı içilir. Bu ilacı içtikten sonra yarım saat geçmeden artık bir şey yenip içilmemelidir. Bu tertip tekrar tekrar hazırlanıp, tahammülle içmeye devam edilirse çok faydası görülür.
- Isırgan otları kurtulur, kurusundan 5 yemek kaşığı 1 litre kaynar suya konur, 20 dakika bekletilip pamuktan süzülür. Ilık olarak günde 8-10 çay bardağı içilmelidir. Kaynatma cam kapta yapılır ve şeker konmamalıdır.
- İnce kıyılmış soğanın üzerine bal serptikten sonra bu karışımı bir gece bekletip günde dört defa birer çay kaşığı içmeli.
- Solunum yolları hastalıkları için Magnezyum klorür’ün önemi büyüktür. Bir litre suda 20 g MgCl2 eritilmeli ve her 6 saatte bir, bir su bardağı olmak üzere 48 saatte 8 defa içmelidir.
Giriş kısmında anlatılan prensiplere riayet edenler, kendilerini bu hastalıktan kurtarabilirler. Ancak, bu hastalığı atlatan şahıs beyaz ekmek yiyerek ve bol süt içerek tekrar astıma yakalanabilir. Her türlü nişastalı ve şekerli besinler bu düşmanın geri dönemesin sebep olur.
- Yenecekler: Havuç, turp, limon, kereviz, ıspanak yenecek ve suları da çıkarılabilirse su nisbetlerde içilecek:
- Havuç 2 ölçü + ıspanak 1 ölçü
- Turp 2 ölçü + limon suyu 1 ölçü
- Havuç 1 ölçü + kereviz 1 ölçü
- Havuç 2 ölçü + turp 1 ölçü
Ayak ve El Üşümesi
- Çoban çantası, civanperçemi ve ökse otunu eşit miktarlarda (birer çorba kaşığı) karıştırıp çay gibi hazırladıktan sonra sabah ve akşam yemeklerinden önce bir çay bardağı içiniz
- Bir litre suya 1 su bardağı iyi siyah üzüm konur, 1-2 saat orta ateşte kaynatıp, suyundan günde 2-3 çay bardağı içilmelidir.
- Bir litre suya bir avuç çilek kökü kıyılarak konur 10 dakika kaynatıldıktan sonra yarım saat demlenmeye bırakılır. Süzüp, günde 3 su bardağı içilir.
- Beslenme: Maydanoz, kuru bakla, buğday çimi, nohut, mercimek, tere, ıspanak, marul, kayısı, bilhassa erik, yaş üzüm, limon ve portakal (kabuklarıyla) yeşil biber, greyfurt, soğan yenmelidir.
Bağırsak Gazları
Beyaz peynir, yoğurt, sirkeli turşu, süt kesiği, sarımsak, soğan yiyip üzüm şırası içmeli.
Sofrada, maydanoz, kekik, tarçın, kimyon, zencefil, karanfil, nane gibi şifalı ot ve baharat bulundurmalı; bunları ya toz halinde almalı, mesela yemeklere ekilerek, yahut ta çayı yapılıp içilmelidir.
Basur (Hemeroid)
- Patlıcanı ateşte közleyip yatarken çocuğa bez bağlar gibi konulmalıdır. Peş peşe iki üç defa tatbik ediniz.
Ayrıca kabak, sarımsak ve soğanı bol yiyiniz. Ve çok oturmaktan kaçınınız.
- Bir avuç civan perçemi, bir avuç sığır kuyruğu ve bir avuç ayrık kökünü iki litre suda kaynatıp, günde iki defa bu sıcak su içersine oturunuz.
- Kabız olmamak için kepekli ekmek ve meyve yiyiniz.
Böbrek Hastalıkları
Bir demet kadar maydanozu soğuk suda yıkadıktan sonra 1 litre kadar suda kaynatıp süzünüz; bundan günde üç kere birer çay bardağı içiniz.
Mısır püskülü, kiraz sapı, elma kabuğu veya bunların kurularının çayı tüm idrar yollarına ve mesaneye faydalıdır.
Kurutulup saklanan bakla kapçıklarından kum ve albüminde, 1 litre suya 25 gr koyup 10 dakika kaynatmakla elde edilen sıvı bütün gün içildiğinde şifa verir.
Semizotu, roka, elma, dut, armut, kavun, karpuz, üzüm, soğan, havuç, bakla, domates, fasulye, enginar, kereviz, lahana, marul, pırasa, şalgam yenilmelidir.
Günde 1.5 litre civarında su içmeli, aksi halde böbrekler ve bağırsaklar vazifelerini yapamazlar.
Bronşit ve Öksürük
Marul, göğsü yumuşatır, bronşları ve öksürüğü iyileştirir. İncir yeyiniz.
Öksürük için, ayrıca, gece yatarken boğazınıza bir cimcik karabiber atınız. Üzerine su içmeyiniz.
Had ve müzmin bronşit için aşağıdaki reçeteler tatbik edilir.
- 4 bardak suya 2 çorba kaşığı 30 gram) sığır kuyruğu otu konur, kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere, birer çorba kaşığı içilir.
- Bir çay bardağı şalgam suyuna, iki tatlı kaşığı bal konur. 5 dakika kaynatılır. Sıcak sıcak içilir.
- Bir bardak havuç suyu içine yarım bardak sıcak süt konup, karıştırıldıktan sonra içilir.
- 4 bardak suya 2 tutam (40 gram) ebegümeci konup kaynatılır ve süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.
- Ayrıca çay, adaçayı, hatmi çayı, kırmızı turp suyu, ayva veya elma kompostosu, karadut, böğürtlen, kişniş, üzüm, marul ve lahana çok faydalıdır.
Damar Sertliği ve Kolesterol
Dut damarları yumuşatır; zira P vitamini ihtiva eder. İç ve dış kanamaları önler.
Elma kanı temizler, kolesterolü düşürür, damar sertliği ve kalp krizlerini önler.
Taze bezelye ve buğday çimi (18) çok fayda verir.
Bir litre suya 3 diş sarımsak, iki tutam Frenk maydanozu, bir tutam lavanta çiçeği, üç tutam adaçayı atarak demleyin. Bundan günde üç fincan içiniz.
Damla (Gut – Nikris) Hastalığı
Bir ufak limonu bir litre su içersine doğrayın. Buna bir tatlı kaşığı lavanta çiçeği bir tatlı kaşığı ayrık otu atın; demleyip, günde 3-4 çay bardağı içiniz.
Lahana yapraklarını ütüleyerek sızlayan yerlere sarınız. Sarımsak yiyiniz.
Diş Çürümeleri
Şekerden ve şekerle yapılmış gıdalardan son derece kaçınılmalıdır. At kuyruğu otu çayı içilmelidir.
Egzama ve Egzama Benzeri Hastalıkları
Bu cins rahatsızlar için,
- Vücudtaki zehiri gidermek maksadıyla karaciğeri ve bağırsakları,
- Zehiri dışarı atmak için böbrekleri,
- Kaşıntıyı durdurmak için sinirleri,
- Kabuklardan temizlemek için deriyi,
- Dokunan yiyecek ve içeceklerden kesin vazgeçmek için nefsi tedavi etmek gerekmektedir.
Girişi dikkatlice tekrar okuyup, yukardaki maddelerle ilgili kısımları da tetkik ettikten sonra, hem o tavsiyelere, hem de aşağıdakilere uyulmalıdır.
Egzamalı kimsenin sinirlerini teskin için tatil ve spor yapması gerektiği gibi, kandaki zehirlerin temizlenmesi için yenilen besinlere çok dikkat edilmelidir. İş yaparken eldiven giymeli, mümkün olduğu kadar sudan uzak durulmalıdır. Egzama suyu sevmez, sudan azar.
Soğan, havuç, marul sarımsak, hindiba, üzüm, pırasa, pancar ve enginar yenmeli; acı, ekşi, turşudan kaçınmalı ve asla bulaşıkta deterjan kullanılmamalıdır.
Enfaktüs
Kalp damarlarını açmak ev kan dolaşımını sağlamak maksadıyla:
- Alıç’ın çicek ve meyvası şöyle kullanılır: Bir su bardağı suya alıç’ın çicek ve meyvası konur; 10 dakika kaynatılır 30 dakika demlenir ve günde 2-3 bardak içilir.
- Kırlangıç otunun 2 litre sıcak suya iki avuç kuru yaprağı konur kaynatılır el ve ayak bununla banyo yapılır. Bu banyo suyunu KAYNATMADAN, sadece ısıtarak bir hafta kullanabilirsiniz.
Felç
Bir çay bardağı zeytinyağı ile; bir tatlı kaşığı toz tarçın, bir tatlı kaşığı toz karabiber ve iki çorba kaşığı su uygun bir kaba konup hafif ateşte su buhar oluncaya kadar ısıtılır. Kalan karışımla, hergün bir defa felçli kısımlar ovulur.
Manevi yönelişe ihtiyaç vardır. Felç olmamak için, dengeli beslenme kaidelerine çok dikkat etmek, devamlı sebze ve meyve yemek gereklidir.
Göz Rahatsızlığı
Bir bardak su içersine iki tutam mavi kantaron ve 3 adet papatya atıp iki dakika kaynatıp, ılık olarak göz banyosu yapın.
Guatr
Her türlü lahana, karnabahar fazla yenilen yerlerde fazla guatr görülür. Keza şalgam, mercimek, kuru fasulye, soya fasulyesi, fıstık, antep fıstığı mısır fazla yenilirse guatr’a sebep olur. Yukardaki bitkilerden ve yabani hardal fazla yiyen ineklerin sütü de bu hastalığa yol açar. Bu yiyeceklerin menfi tesirlerini azaltmak için iyotça zengin olan sarımsak, soğan, taze fasulye, pırasa, balık, dut ve dut kurusu yemelidir.
Halen guatrılı olan hastalar, hastalığa sebep olan yiyecekleri sağlıklarını kazanıncaya kadar yememelidirler.
İki litre sirke içinde bir avuç dolusu meşe kabuğu kaynatılır. İçinde keten bir bez bir müddet bırakılıp kurutulduktan sonra boyuna sarılır. Üzerine de yün batkı bağlanıp bir hafta taşımalıdır.
İktidarsızlık
Genç, orta ve yaşlı erkeklerde vakitsiz cinsel iktidarsızlık olabilir. Bunu önlemek ve cinsel gücü arttırmak için hardal, kereviz, kırmızı biber, nane, rezeyan, roka, tere, soğan, tarçın, zencefil, kimyon, kuru yemişler, yulaf, bakliyat, zeytin yağı, polen tozu ve bal sürekli yenmelidir.
İşeme
Gece yatağını ıslatan 10 yaşından büyük çocuklar için yarım litre kaynar suya 1 tatlı kaşığı sarı kantaron 2 tatlı kaşığı civan perçemi, 1 tatlı kaşığı meşe kabuğu koyarak haşlayınız. Bundan sabah ve öğle 2 fincan içiriniz.
İştahsızlık
Yarım litre kaynar suya birer tatlı kaşığı iyice ufalanmış devedikeni, kırmızı kantaron ve kısa Mahmut otlarından koyup çay gibi haşlayınız. Yemeklerden 1 saat önce birer fincan içiniz.
Kalpte şiddetli ağrı (Angine de Poitrine)
Bir tencereye 7 çay bardağı kaynar su, 7 tatlı kaşığı ufalanmış alıç, 2-3 tatlı kaşığı kuşburnu ve 15-20 adet tere yaprağı koyup ağzını kapatmalı 24 saat bırakmalı. Çay süzgecinden süzüp, her öğünde bir su bardağı olmak üzere günde 3 bardak içmelidir.
Kalp rahatsızlıklardan mısırözü, ayçiçeği veya haşhaş yağı kullanmalı. Hayvani yağlardan ve yağlı etlerden hatta etin fazlasından kaçınmalı. Daha ziyade marul, elma, erik, üzüm, patlıcan, taze fasulye, kereviz, soğan, sarımsak, lahana, nar gibi meyve ve sebzeleri bol yemelidir.
Kanamalar
İç kanamalar, bilhassa mide kanamalarında bir çay bardağı kadar suya 1-2 kahve kaşığı hesabıyla at kuyruğu otu koyun, kaynamaya başlayınca indirip 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin, süzün. Bundan günde 2-3 çay bardağı içiniz.
Kanser
Bir su bardağı süzme bala, iyice ezilmiş iki tatlı kaşığı ısırgan tohumu karıştırılır. Hasta bundan, günde 3 tatlı kaşığı yemeli ve buna 1-2 ay devam etmelidir. Prostat kanserinin dışında bu usulün zararlı olduğu söylentisi de var.
Kansızlık
Havuç vücudun çabuk kan yapmasına yardım eder. Günde üç öğün bir çay bardağı havuç suyu içilmelidir. Suyu çıkarılamıyorsa ince rende ile rendelenip yenilmelidir.
Taze bezelye kansızlığa çok fayda verir, hafif ateşte pişirilmelidir.
Erik de kan yapımına yardımcıdır,kalbin kuvvetlenmesine yarar.
Karaciğer ve safra Rahatsızlıkları
Karaciğerin en iyi dostu baldır. Bal, pekmez veya erik yemek bu organın sağlığa kavuşmasını sağlar; kendi kendini tamir etmesine yardım eder.
Havuç da, bilhassa enginarla birlikte karaciğerin en iyi ilacıdır.
Taze enginarın bulunmadığı mevsimler için alttaki iri yaprakları yıkanmadan gölgede kurutulur; ufalanarak bir kutuya konur. Gerektiğinde, bir fincan kaynar suya yarım kahve kaşığı bu malzemeden koyup 10 dakika bekletilerek süzülür ve yemeklerden bir saat önce içilir.
Roka, patlıcan, elma ve kereviz de karaciğer için çok faydalıdır.
Turp ve domates ise safra taşını eritir, döker yeniden teşekkülünü önler.
Aç karnına sabahları zeytinyağı içmek de bu uzvumuza fayda verir.
Üzüntü, bu organlara zararlıdır. Safra akışını azaltır.
Kantaron, at kuyruğu, çentiyane, hindiba bitkilerinden bulabildiklerinizi çay gibi demleyip içiniz. Sertleşmeye karşı, bilhassa farekulağı bitkisel çayı iyidir.
Pastırma, sucuk, kahve, çay, kakao, çikolata, yumurta YASAK’tır.
Kaşıntı
Domatesin tazesinden elde edilmiş suyu ile kaşınan kısım ovulursa geçer.
Böcekten oluyor ise temizliğe son derece dikkat etmeli; yıkadıktan sonra kaşınan yer iyi kurulanmalıdır.Kaşınan yerler sıcakça bir su ile yıkanırsa, kaşıntıyı alır.
Deterjan yerine sabun kullanılmalıdır.
Biberiye kremi kullanıp şahtere çayı içiniz.
Kıl Kurdu
En etkili çare sarımsaktır.Bol bol yemeli ayrıca 4-5 sarımsak 1,5 kaşık zeytinyağında iyice ezilip akşamları dıştan tüm karına sürülmeli.Bunlara 5-6 gün devam edilmelidir.
Papatya çayı içilmeli.
Kireçlenme
Vücudumuzun herhangi bir yerinde kireçlenme zuhur ettiğinde turp ile havucu rendeleyip karıştırarak yemekler esnasında bol bol yemelidir.
Kireçlenmeyi oluşturan tulum peyniri, kaşar peyniri gibi durmuş peynirler olduğu için bunları yemeyi de derhal terk etmek lazımdır.
Krampların Sebebiyet Verdiği Atak Ağrısı
Eğrelti otu kaynatılır.Elde edilen mayi ile ayaklar yıkanır.Bu ameliyeye birkaç hafta devam edilir.
Mesane Rahatsızlıkları
3-4 litre kadar suya 2 avuç atkuyruğu bitkisi atıp 5 dakika kadar kaynatın ve süzerek oturarak yeri banyosu yapınınız.
Mide Rahatsızlıkları
Midenin sindirim sisteminin, hafta bütün organlarınızın sağlıklı kalabilmesi için çok önemli bir husus vardır : ACIKMADAN SOFRAYA OTURMAMAK ve DOYMADAN SOFRADAN KALKMAK.
Mide tembelliğini önlemek için 1 dilim pişkin ekmek üzerine 1 kahve kaşığı sumak ve 1 kahve kaşığı kimyon konup yenir.
1 çay bardağı sıcak suya 1 kahve kaşığı kekik konur.10 dakika demlendikten sonra içilir.Her yemekten sonra tekrarlanır.
Ceviz, badem, elma, portakal, kızılcık, vişne, nar.Gül reçeli, sarımsak, soğan, maydanoz, dereotu, aç karnına turp yemek; yemeklerin üzerine karabiber, kimyon serpmek, hamur işlerini sarımsaklı yoğurtla yemek faydalıdır.
Nezle
İki soğan ve üç diş sarımsak soyulup ince kıyıldıktan sonra bir bardak çiğ süte konarak15 dakika kaynatılmalı, yarım saat bekletilmeli ve bir miktar bal katılmalı her saat sıcak olarak bundan bir kahve kaşığı içilmelidir.Nezleyi geçirdiği gibi öksürüğe de iyi gelir.
Şalgam suyu balla tatlandırılıp sıcak içildiğinde nezle ve bronşite iyi gelir.
Peklik
Sebeplerin başında safra kesesi rahatsızlıkları geldiği için, böyle bir rahatsızlık var ise önce o halledilmelidir.
Karın hareketleri(19) yapılmalı; kepekli ekmek, marul, turp, domates, mevsimine göre mevcut sebze ve meyvalardan bol yenmelidir.Kepekli ekmek barsakları çalıştırır ve kuvvetlendirir.Bulgur, yulaf ezmesi, buğday çimi, un kepeği devamlı kullanılmalıdır (Yulaf yazın kullanılmaz).
Çok oturmamalı, yürümeli ve hareketli olmalıdır.
Erik, portakal, sebze, meyva yemeli.Sabahları aç karnına, içine limon sıkarak, 1 yemek kaşığı zeytinyağı içilmeli(ayda 8-10 günden fazla kullanılmalı).
Sofranızda bol soğan ve soğanlı yemekler bulundurunuz.Günde 3 diş de sarımsak.
Bir su bardağı sıcak suya 1 tatlı kaşığı ebegümeci ve 1/3 kahve kaşığı döğülmüş eşekhıyarı kökü koyup 10 dakika sonra süzüp içiniz.
Prostat, Mesane Hastalıkları ve İktidarsızlık
Soğan prostatı normal çalıştırarak onun bozulmasını önler.Kurusunu veya tazesini günde yeyiniz.
Kabağın her çeşidi, kabak çekirdeğinin çiği(günde bir fincanı geçmemek üzere) kereviz ve buğday çimi yenilmelidir.Kerevizin tohumu veya yaprağı,mısır püskülü, çam sürgünü, mazı yaprağı ile kaynatılıp içilmelidir.
Yemek tuzunun magnezyum klorürlüsü kullanılmalı, arıların bal yaptığı şifalı çiçek tozu (Polen) den de günde bir çay kaşığı yemeklerden 10-15 dakika önce alınmalıdır.
Taze tuzsuz peynir, süt kesiği, A vitamini alınmalıdır; ya da içerisinde çinko da bulunan bir hap şayan-ı tercihtir.
Rahim İltihabı
Vücudun mukavemetini artırmak için bol çiğ sebze ve meyve yenmeli, yorulmamalı yatakta dinlenmeli, mesane üzerine soğuk su lastiği koymalı. İki günde bir, kasıklara soğuk su ile ıslatılmış havlu YARIM DAKİKA süre ile sarılmalı. Akşamları yatmadan önce ayaklar 3 dakika soğuk suya sokulmalı sonra kurulanıp yatmalı.
Bir leğende hazırlanacak, ılık kekikli suya akşamları 3 dakika oturup kalkmalı.
Üç öğün yemek üzerine, 15 dakika kaynatıp 20 dakika demlenerek hazırlanan civan perçemi çayından birer su bardağı içilmeli.
Hergün öğleyin bakır ve mangan tuzu alınmalı (mesela bir SUPRADYN hapı)
Beslenme: Sarımsak, karaciğer, maydanoz, buğday çimi, soğan, taze fasulye, nohut, mercimek, yürek, yulaf ezmesi, kuru fasulye, tere, turp, pırasa, muşmula, fındık.
Yasaklar: Sigara, pastırma, sucuk, kaşar ve tulum peynirleri.
Romatizma
Birinci gün bir arı, ikinci gün iki arı vs.olmak üzere bardağa kapatılan arılara romatizmalı yer sokturulur. Çok faydalı olan bu usul herkes tarafından kolay tatbik edilemez; bu halde şunları tavsiye ediyoruz:
İki ölçü ince tuz, bir ölçü dövülmüş hardalla karıştırılıp üzerine bir merhem kıvamına gelinceye kadar azar azar zeytinyağı konur ve karıştırılır. Bu karışım bir gün bekletildikten sonra geceleri yatarken hasta kısımlar bununla ovulur. Sabahleyin ılık su ile yıkanır.
Zamanla ağrı geçer ve varsa şişlik kaybolur. Bu merhem ellere de yumuşaklık ve canlılık verir.
Yukarıda anlatılanlar dışarıdan tatbik edilirken bir litre suya bir yemek kaşığı mısır püskülü konarak hazırlanan çay balla tatlandırılarak içilmelidir.
Kereviz yaprağı ile hazırlanan çay da faydalıdır.
Lahana yapraklarını bir ütü ile ısıtıp, gece yatarken ağrıyan yere bağlayınız.
Romatizmalılara ıspanak ve pazı yasaktır. Soğan faydalıdır.
Saçların bakımı
25 yaşını geçmiş bir şahsın başından günde 40 dan az saç teli düşüyorsa endişe edilecek bir durum yoktur. Fakat 40’ı geçiyorsa saç kökleri hasta demektir. Bu hallerde:
1. Bir litre suya 5 tatlı kaşığı çöven yaprağını ve çiçeğini koyarak kaynatın. Başınızı yıkarken son suyuna bunu katın, nihayet.
2. bir litre su içersine bir limon sıkarak hazırladığınız karışımla da iyice kurulayın.
Saç dökülmesi
Şayet henüz saçlarımızın tümünü yitirmemişsek, onları korumaya şu tedbirlerle başlamalıyız:
Alkol ve sigaradan son derece kaçınıp, B vitaminleri ihtiva eden buğday çimi, bira mayası, lahana, havuç, çiçek tozu (Polen), yumurta, beyaz peynir, ceviz, fındık, kuru erik, kuru üzüm, koyun ciğeri gibi gıdaları yiyeceklerinizin arasına alınız.
Isırganın suyunu çıkarıp içersine birkaç damla öküz gözü otu tentürü katarak elde etiğimiz sıvı ile saç diplerini ovunuz. Bunu yapamaz iseniz. Bir çay bardağı sıcak suya üç tatlı kaşığı kuru ısırgan koyarak demlenmesini bekleyin; bunun suyu ile saç diplerini ovunuz.
Sara
Ökse otunun yaprakları gölgede kurutulduktan sonra dövülerek toz haline getirilir. Hasta şahız aç karnına günde bu tozdan 3-4 kahve kaşığı ağzına alır ve üzerine bir çay bardağı ılık su içer. Buna devamla kriz azalır ve zamanla tamamen geçer.
Siğilleri yok etmek için
Sağlıklı ve dengeli beslenme kaidelerine çok dikkat ediniz.
Siğillerin üzerine kırlangıç otu özsuyu sürünüz. Bu ot zehirli olduğu için çocuklardan uzak tutunuz.
Sinir krizleri, beyin yorgunluğu, sürmenaj
Semizotu sinir krizlerini, beyin yorgunluğunu ve uykusuzluğu giderir.
Marul da sinirleri teskin eder, uyuyamayanlara, asabı bozuk olanlara çok fayda verir.
Enginar beyin ve ruhi yorgunluğa, sinir zafiyetini sürmenajı çabuk iyiliğe kavuşturur.
Bir su bardağı kadar suya 1 tatlı kaşığı içlenmiş ayçiçeği çekirdeğini ezere koyduktan sonra, buna bir tatlı kaşığı da kuru yaprağını koyunuz. Yarım saat orta ateşte kaynatıp süzünüz. Bal ile tatlandırarak yatarken içiniz.
Kereviz de çok iyi bir sinir ilacıdır.
Şeker hastalığı
Hasta, taze fasulye, salatalık ve bol soğan yemeklidir. Rafine gıdalardan kaçınmalı, buğday çimi ve bira mayasına devam etmeli, civan perçemi çayı içmelidir.
Şen olmaya gayret etmelidir.
Tansiyon
İki baş sarımsağı ezip bir bardak su ve 100 gr. Bal veya şekerle karıştırın. Günde iki çorba kaşığı içiniz:
İki litre suya üç baş sarımsağı doğrayıp suyu ile günde iki kez el ve ayak banyosu yapınız.
Yaşlılık meseleleri
(Andropoz: Erkeklerin 50-55 yaşlarından sonra çıkan problemleri)
Buğday çimi yeyip, bira mayası ve yulaf ezmesi çayı içiniz.
10 tane limonu sıkın, bunun içine ezdiğiniz 10 baş sarımsağı ve bir demet maydanozu katın. Öğle yemeklerinden önce 1 çorba kaşığı için.
1 su bardağı kaynar suya
1 çay kaşığı lavanta
1 çay kaşığı adaçayı
1 çay kaşığı civanperçemi
4 çay kaşığı nane
koyarak demleyin sabah ve akşam birer fincan için.
Ayrıca vücudumuzun bütün çabalarına rağmen, dışarıya tamamını atamadığı zararlı kalıntıları atabilmesi için ona yardımcı olmalıyız.
Sonsöz
Dr.Haluk Nur BAKİ isimli kitabında alkolden bahsederken mide hakkında şunları söylemektedir: Muhterem okuyucu, görüldüğü gibi İslamiyet asırlarca önce DERTLERİN EVİ MİDEDİR derken ne kadar haklıdır! Şu halde abur-cubur, olur olmaz zamanda ve ölçüsüz yeyip-içmek bütün sağlığımızı bozan sebeplerin başında gelmektedir.
Mezkür doktor çok yemenin metabolizma hastalıklarının menşei olduğunu, insanı pankreas iflasına dolayısıyla şeker hastalığına götürdüğünü hazım ve kalp hastalıklarının bununla vahimleştiğini zikretmektedir.
Bazı maddi yanlış davranışların insanın sağlığını bozması gibi, ihtiras ve gurur gibi manevi hastalıkların da hipofiz bezinin çalışmasına ayak uyduramayacak bir noktaya bedeni sürüklediği, böylece daha bazı sebeplerin eşliğinde KANSERE yol açtığı anlaşılmaktadır. Şu halde insanın dini emirlere uymaya çalışması, sadece ahireti için değil aynı zamanda dünyadaki hayatı için de zaruridir. Yüce Rabbimiz, maddi ve manevi hastalıkları gerektiği gibi tedaviye muvaffak olarak ilahi rızaya uygun davranışlara erişen kulları arasına katılma gayreti versin bizlere. AMİN.
Kaynakça:
- Prof.Dr. A.Nihat Eskioğlu
|
Nebatların Şifası
|
1990
|
|
|
Gıdalarımız ve Sağlığımız
|
1986
|
|
|
Yemek Adabı
|
1982
|
|
|
Şifalı Nebatlar
|
1982
|
|
|
Şifalı Bitkiler Ansiklopedisi
|
1982
|
|
|
Fizilalil Kuran
|
1974 |
| |
|
|
| Haber Puanlama
|  |
|
Ortalama Puan: 4.41 Toplam Oy: 589

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:     
| |
|
 |
|
8月10日
| Evlilikte 'problem çözmenin' 9 yöntemi
|
|
Her evlilikte birtakım sıkıntılar yaşanabilir. Eşlerin birbirlerini tanımaları ve uyum sağlamaları esnasında bazı pürüzler olabilir. Sevginin yıpranmaması ve mutluluğun zedelenmemesi için dikkat edilmesi gereken husus; bu sıkıntıları probleme dönüştürmeden aşmaktır.
1) Problem kitabı değil, çözüm anahtarı olun Evlilikteki problemi çözmenin tek yolu problem çıkarmamaktır. Çünkü problem kitabının olmadığı yerde çözüm kitapçığı da olmaz. Ancak insan iradesi olmadan çıkan problem karşısında çözüme odaklanmak, problem kitabı olmak yerine cevap anahtarı olmak gerek.
2) Çözüme harcayacağınız enerjiyi panikle tüketmeyin Problem karşısında problemi çözmeye harcayacağınız enerjiyi panikle tüketmeyin. Tıpkı düşman askeri gelmeden düşmana saldırıp mermisini tüketen asker gibi olmayın. Su-i zanlarla ve “ben öyle tahmin etmiştim. Eee, ben şöyle sanmıştım” cümleleriyle anlayıp dinlemeden hareket etmeyin. Problem yokken problem varmış gibi davranmayın. Unutmayın ki, tahrip kolay, tamir zordur. Bir sözle eşinizin kalp sarayını yıkabilirsiniz. Fakat bin sözle tamir edemezsiniz.
3) ‘Keşke’ dememeye çalışın Sürekli yanlış yapıp, problem çıkararak eşinizi canından bezdirmeyin. “Artık canıma yetti senin kaprislerini çekemeyeceğim” dedirterek sevgisini kaybetmeyin. “Keşke şunu yapmasaydım, keşke bunu söylemeseydim. Keşke şimdiki aklım olsaydı” vb. sözleri söylemek zorunda kalmayın. Çünkü sevgi güneş gibidir. Siz gönül pencerelerinizi sonuna kadar açarsanız o güneş içeriye bol bol girer. Pencerelerinizi sıkı sıkıya kapatırsanız yol bulup içeriye giremez. “Benim güneşim bir yolunu bulup girer” demeyin. Sonuna kadar açık olan gönül pencerelerinden birine kayabileceğini göz önünde tutun.
4) ‘Ama’ silahından uzak durun Hata yapmayan bir melek gibi davranmayın. Hep kendinizi müdafaa etmeyin. Eşiniz “şunu neden şöyle yaptın?” dediği zaman “ama” silahına sarılmayın. Ya da sürekli “ama ben öyle söylememiştim. Ama, ama” diye “ama” silahının arkasına gizlenerek eşinize ateş etmeyin. Karşınızda ateş edecek düşman değil, sevgisini kazanmanız gereken dostunuz var. Unutmayın “dostun attığı gül” düşmanın attığı silahtan daha çok yaralar.
5) Kendinizi polis hafiyesi sanmayın Kimi eşler, eşlerinin yanlışlarını yüzlerine karşı dobra dobra söylerler. Kendilerini eşlerinin yanlışlarını araştırmakla görevli polis hafiyesi gibi görürler. Sebebi sorulduğunda “ben doğruyu söylüyorum. Onun yanlışını gösteriyorum. Onun iyiliğini düşünüyorum” diyerek kendilerini müdafaa ederler. Halbuki, her doğru her yerde söylenmez. Her doğruyu söylemek insanın görevi değildir. Bir lokma ekmek bile çiğnenmeden yutulmaz. Önce ağızda çiğnenir, mide özsuyuyla parçalanır. Sonra ince bağırsakta süzülür. Şayet çiğnenmeden yutulursa ya boğaza oturur ya da mideye.
6) İnatlaşmayın Kimi eşler evlilikte çıkan problemlerde bir türlü çözüme yanaşmaz, inatlaşırlar. “Böyle yapayım da bu ona ders olsun” havasına girerler. Acaba hangi öğrenci “ben bu problemi çözmeyeyim de öğretmene ders olsun” diyebilir? Bu düşünceyle öğretmenle inatlaşarak “ben bu problemi çözmem” diyen öğrenci sınıfta kalmaya mahkûmdur.
7) Kindar olmayın Problemlerin çözümünde kilit nokta kindarlıktır. Eşler arasında bir sıkıntı yaşanmış geçmiştir. Eşlerden birisi olayı unuturken diğeri günlerce “neden sen bana öyle söyledin? Neden şöyle davrandın? Niye bana hakaret ettin?” vb. sözlerle olayı günlerce gündemde tutarlar. Halbuki evlilikte problem olduğu zaman “şu an matematik dersindeyiz. Önümüzde bir problem var. Bunu çözmeliyiz” diyerek problem çözülmeli. Sonra da “zil çaldı ve matematik dersi bitti” diyerek matematik dersinden çıkılmalıdır.
8) Affedici olun İnsan olmak hasebiyle eşiniz hata yapabilir. Sonra bunun farkına varıp özür dileyebilir. Affedici olun “Neden öyle yaptın?” vb. sözlerle hesaba çekmeyin. Kim affedici olursa o daima kazanır. Nitekim ayette de: “Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.” (4.149) buyruluyor.
9) Evliliği çözüm bekleyen problem değil, yaşanması gereken mutluluk olarak görün Yüzünüzde tebessüm gülleri açsın…Lisan-ı haliniz mutluluğun şarkısını mırıldansın. Mutluluk tülleri evinizin her yanını sarsın. Eviniz saadet sarayı, siz iyilik perisi eşiniz de o sarayın sevgili prensi olsun.
|
| Mutfakta püf noktalar
|
|
1. Tereyağı donduysa sıcak bir kaba koyarsanız yumuşar.
2. Yapılan yeni araştırmalara göre meyve, sebze ve yeşil bitkileri bol yiyen kişilerin daha az kanser ve kalp hastalığına yakalandığı tespit edilmiştir.
3. Hazırladığınız kekin üzerine eritilmiş çikolata dökeceğiniz zaman, çikolataya biraz tereyağı katın. sonucunda hem lezzet verir hem de çikolatayı yumuşatır.
4. Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz bant yapıştırın. Çiviyi öyle çakın, böylece duvarın alçısını çatlatmamış olacaksınız.
5. Kek kalıbınızın içine hamurunuzu dökmeden önce ortasına bir şerit alüminyum folyo koyun. Böylece kekinizi pişirdikten sonra kolayca çıkarabilirsinız.
6. Bayatlamış ekmeklerin üzerine su serpin ve folyo kağıda sarıp 5-10 dakika fırınlayın. Böylece taptaze olacaktır.
7. Fırında patates yapmadan önce 10-15 dakika haşlayın ve çatalla delin. Böylece daha kolay pişecektir.
8. Patlıcanları pişirmeden önce tuzlayın ve bir süre bekletin. Daha sonra soğuk sütten geçirin ve kurulayın. Patlıcanlar daha lezzetli olacaktır.
9. Tart hamuru açarken hamurun sertleşmemesi ve kıvamının bozulmaması için; hamuru bir naylon poşete koyup merdane ile yuvarlayarak açın.
10. Öğünler arasında acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın çünkü bir kuru erikte 8 kalori var.
11. Evde pasta yaparken kullandığınız meyve ve şekerlemelerin dibe çökmesini istemiyorsanız pastanıza bir miktar mısır unu ilave edin. Meyveler pişerken suları yoğunlaşır ve dibe çökmezler.
12. Patates pürenize değişik bir koku vermek istiyorsanız içine bir miktar hindistan cevizi atın. Tadının çok değiştiğini göreceksiniz.
13. Meyveli kek yaparken, meyvelerin kekin dibine çökmemesi için meyveleri önce una yada nişastaya bulayıp bir süre bekletin ve ardından kek harcına katın.
14. Kahvaltı ya da çay saati için hazırladığınız hamur kızartmalarının daha lezzetli olmasını istiyorsanız, hamura eklediğiniz kabartma tozuna biraz toz şeker katın.
15. Satın aldığınız kır çiçeklerinin daha uzun süre dayanarak vazoda güzelliklerini korumasını istiyorsanız, suyuna birkaç damla çamaşır suyu koyun. Daha uzun ömürlü olacaklardır.
16. Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yıkamada bir gece soğuk suda bekletin, sonra yıkayın, çekmeyeceklerdir.
17. Hamur işi ile uğraştığınız zaman mutfağınızın tezgahı kirlenir. İşiniz bitince tezgahı kolayca temizlemek için bir miktar tuz serpin ve nemli bir bezle silin. Böylece tezgahınız kolayca temizlenecektir.
18. Duvar kağıtlarını yenilemek istediğinizde eski kağıtları çıkarmak her zaman sorun olur. Ilık su dolu bir kaba bir miktar bulaşık deterjanı dökün ve karışıma batırdığınız süngerle duvar kağıtlarını silin, kolayca çıkacaklardır.
19. Tart hamuru hazırlanırken topak topak olursa 1 adet yumurtanın sarısını ekleyin ve iyice yoğurarak yumurtayı hamura yedirin.
20. Evinizdeki menekşelerin daha çok çiçek vermesini istiyorsanız, toprağına yumurta kabukları karıştırın. Böylece menekşeleriniz daha sağlıklı ve daha güzel çiçekler açacaktır.
21. Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.
22. Etin yumuşak olması için haşlama suyuna limon suyu yada sirke katın. Ancak kızartacaksanız bir gece sirkeli ve sıvıyağlı sosun içinde bekletin. Sosun içine taze bitkilerden ince ince kıyarak lezzet katabilirsiniz. Ardından eti hiç yağ koymadan kızartın.
23. Satın aldığınız kahveyi taze saklamak istiyorsanız cam kavanoza boşaltıp içine iki adet kesme şeker atın. Ağzını sıkıca kapatın. Kahvenizin taze kaldığını göreceksiniz.
24. Limondan daha fazla su elde etmek istiyorsanız, limonu yıkayıp kuruladıktan sonra çatalla bir kez delin, sonra suyunu sıkın.
25. Satın aldığınız kiviler çok sert ve ham ise bir gece boyunca plastik bir torbada elma veya armutla saklayın.
26. Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onları saatlerce sıcak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir.
27. Kurabiyeleri sıcakken tepsiden çıkarırsanız tepsiye yapışmaz. Ancak sıcakken çıkartamadıysanız soğuduktan sonra 1-2 dakika tekrar ısıtıp çıkartın böylece kurabiyeler parçalanmaz.
28. Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Birkaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.
29. Kuru fasulyeleri dağılmadan pişirmek istiyorsanız tuzu ve salçayı ya da domatesleri fasulyeler yarı piştikten sonra koyun.
30. Kızartma kokularının bütün eve yayılmaması için yağın içine bir iki dal maydanoz atın.
31. Ekşi elma şeker hastaları için ideal bir meyvedir. 100 gramında 58 kalori bulunur. Kan yapıcı özelliğinden ötürü doktorlar tarafından büyüme çağındaki çocuklara ve hastalara önerilir. Hazmı kolaylaştırır, böbrekleri çalıştırır.
32. Maydanozdan daha fazla yararlanmak için saplarını da kullanın. Maydanoz saplarını atmayıp iyice temizledikten sonra çorbalarda kullanabilirsiniz.
33. Az miktarda yağ, süt, su vs. ısıtmanız gerektiğinde tencerenizi kirletmenize gerek yok. Bir kepçe yardımı ile bu işleri hemen yapabilirsiniz.
34. Pilavın tane tane ve beyaz olmasını istiyorsanız içine 3-4 damla limon suyu koyun.
35. Bir büyük soğanı dörde bölün ve orta boy bir bal kavanozuna koyup iyice karıştırın, 24 saat bekletin. Şurup haline geldiğinde soğuk algınlığı olan (öksüren) kişiye sabah, akşam bir yemek kaşığı verin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü kesecektir.
36. Uzun zaman kullanılan konserve açacakları artık işlevini görmüyorsa, bir gece sıvı yağda bekletin pasının gittiğini ve eski haline döndüğünü göreceksiniz.
37. Mısırları haşlarken daha lezzetli olması için tencereye bir çay kaşığı şeker atın. ayrıca mısır kabuklarını yıkadıktan sonra onları da koyabilirsiniz.
38. Kızartma yaptıktan sonra kokmasını istemiyorsanız, bir kapta sirkeli su kaynatın.
39. Patlıcanları soyduktan sonra beklettiğinizde kararmasını önlemek için, bir süre limon suyu katılmış suda bekletin. Böylece hem renginin kararmasını hem de tadının acılaşmasını engellersiniz.
40. Kuru fasulyeyi haşladığınız suyu dökmeyin, soğuduktan sonra bitkilerinizi sulayın. Bu bitkileriniz için çok yararlı ve sağlıklıdır.
41. Nane çayı, mide gazını geçirerek, doluluk hissini ortadan kaldırır ve aynı zamanda hazmı kolaylaştırır midenin daha çabuk boşalmasını sağlar. Nane çayını, kuru naneyi sıcak suya atıp 10 dakika demleyerek elde edebilirsiniz.
42. Tavuğun üzerine limon suyu sürer ve tuz serperseniz tavuğun nar gibi kızardığını görebilirsiniz.
43. En iyi yemek, dibi kalın ve düz tencerede pişer.
44. Salçanın kutusunu açtıktan sonra hemen küflenmemesi için üzerine sıvı yağ dökebilirsiniz.
45. Kızartma yaparken yapın patlayıp sıçramaması için, bir tutam tuz atmanız yeterlidir.
46. Romatizma ağrılarınız tuttuğu zaman sabahları kuru üzümün suyunu çıkarın ve bir bardak için. Çünkü üzüm suyu romatizmaya karşı doğal ilaçtır.
47. Teflon tavalardaki lekeleri çıkarmak için, bir bardak suya 2 çorba kaşığı karbonat ve yarım su bardağı sirke karıştırın. Tavanın içinde bu suyu 10 dakika kaynatın.
48. Paslanmaz çelik tencereniz matlaşırsa, biraz sirkeyi ateşe koyup ısıtın. Sonra yumuşak bir bezi ılık sirkeye batırarak iyice ovun. Sonra iyice durulayın.
49. Yemeğe fazla tuz attıysanız tencerenin içine birkaç parça çiğ patates kabuğu atın, fazla tuzu çektiğini göreceksiniz.
50. Etlerin daha lezzetli olması için bir kahve fincanı süt, bir kahve fincan zeytinyağı ve bir kahve fincanı soğan suyu karışımı ile ovun. 12 saat kadar buzdolabında bekletin.
51. Buzdolabınızdaki kokuları gidermenin en iyi yolu bir kaba biraz süt koyup dolabın bir köşesine yerleştirmektir.
52. Kalamarı kızartmadan önce süte batırırsanız daha yumuşak olur.
53. Keki fırından çıktıktan sonra 15 dakika ıslak bir bez üzerinde bekletirseniz, bıçağı kekin çevresinde şöyle bir dolaştırdıktan sonra kalıbından kolayca çıkarabilirisiniz. Ancak kek hamurunu kalıba dökmeden önce kalıbı yağlamayı da unutmayın.
54. Dondurulmuş gıdaları çözerken çabuk çözülsün diye sıcak bir ortama koymayın, bakteri ve mikrop üremesine neden olursunuz. en iyisi buzdolabının en alt rafına koyup ağır ağır çözdürmek.
55. Bayat ekmekleri kare kare kesip kızarttıktan sonra kapaklı bir kavanoza koyup buzdolabında çorbalarınızda kullanmak üzere saklayabilirsiniz veya robotta öğütüp galeta unu niyetine de kullanabilirsiniz.
56. Yoğurtlu çorbaya tuzu çorba piştikten sonra atın, yoksa yoğurt kesilir.
57. Mikro dalga fırınlar zannedildiği gibi zararlı değildir aksine yemeklere zarar vermez. Yiyeceklerin vitamin değerlerini daha çok muhafaza eder. Yemekleri gereğinden çok ısıtıp bekletmek yüzünden oluşan bakterileri de engellemiş olur.
58. Sebzeli güveç yaparken vitamin değerlerinin düşmemesi ve lezzetlerinin bozulmaması için sebzeleri çiğ olarak koyun.
59. Yoğun tempo yüzünden kendinizi yorgun ve bitkin hissediyorsanız bol bol taze hurma yiyin.
60. Meyvelerin arasına herhangi bir tür yapraklardan yerleştirirseniz meyveler uzun süre taze kalır.
61. Hazırladığınız beşamel sosun ateşten alınmasına yakın içine çekilmiş ceviz , adaçayı yada nane atarsanız hoş lezzetler elde edersiniz.
62. Toprak çömlek ve tencereler yeni alındıklarında küçük çatlaklar sebebiyle kırılma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bunun için kullanmadan önce 3/4'ünü sirkeli sıcak suyla doldurun 24 saat bekletin ve soğuk suyla yıkayın.
63. Portakalları sıkmadan önce bir süre soğuk suda bekletirseniz daha fazla su verirler.
64. Bir elmanın kabuğunu lahananın pişme suyuna katarsanız hem hazmı kolay olur hem de koku çabuk yok olur.
65. Mart ayının ilk günlerinde bahçenizdeki gülün kökünün yanına yaklaşık 5 cm derinliğine bir diş sarmısak gömerseniz gülü yaz boyunca zararlı böceklerden korursunuz.
66. Şömine yada barbekü küllerini bahçenizde gübre olarak kullanabilirsiniz, üstelik bu çok faydalı.
67. Peynir kesmeden önce bıçağı soğuk suya tutarsanız hem peyniri daha kolay kesersiniz hem de bıçağınız daha kolay temizlenir.
68. Balık kızartma yağının içine kırmızı biber serperseniz bu balığa değişik bir lezzet verir ve ayrıca balığın rengi çok güzel ve parlak olur.
69. Patatesleri soymadan önce 10 dakika kadar sıcak suya koyar sonra soyarsanız zorlanmadığınızı göreceksiniz.
70. Meyve salatası yaptığınızda eğer servis için daha vakit varsa meyvelerin kararmaması için üzerlerine limon dilimleri koyun. servis ederken dilimleri alabilirsiniz.
|
| Cilt kırışıklıkları için şifalı yöntemler..
|
|
Nedenler: Deri kırışıkları, herhangi bir hastalık belirtisi değil, bir yaşlanma belirtisidir; ama oluşum süreci yavaşlatılabilir. Başlıca neden, derinin giderek kurumasının yanı sıra, yaşlanma süreci içinde deride albümin birikimleri oluşmasıdır. Yanlış yüz bakımı, fazla güneş ışını, yanlış beslenme, stres, hareketsizlik, nikotin ve alkol bu birikimlerin oluşmasını destekleyen faktörlerdir. Ayrıca, radikal diyet kürleri de deri kırışıklıklarına yol açabilir.
Pratik çözümler: Bolca C ve E vitamini alınması gerekir. E vitamini, ıspanak, kabak, marul, lahana, yeşil salata, ayçiçeği yağı, badem, ceviz ve fıstık ürünlerinde vardır.
Bromelain enzimi, deri dokusundaki albümin birikintilerini çözer. Bolca bromelain içeren taze ananas suyu günde en az 1 bardak içilmelidir.
Yumurta akı-bal maskesi: 1 yumurta akı ile 2 yemek kaşığı çiçek balı iyice karıştırılır, yüze sürülür ve 20 dakika etkilenmeye bırakılır. Süre sonunda yüz ılık suyla yıkanır.
Balmumu maskesi: 10 gr balmumu bir kapta eritilip, 3 yemek kaşığı çiçek balı ile iyice karıştırılır. Soğuduktan sonra yüze sürülür, 15-20 dakika etkilenmeye bırakılır. Süre sonunda yüz ılık suyla yıkanır.
Her gün ısırganotu çayı ile yıkanan yüz gerginleşir. Yüz her gün bir kere yayık ayranı ile yıkandığında, kırışıklar azalır. Her gün çay ile yıkanan yüz güzelleşir. Sigara zararlıdır. Nikotin, deri dokusunu besleyen kılcal damarların tıkanmasına yol açar. Uzun süre güneşlenmek zararlıdır. Günde en az 7-8 saat uyumak gerekir. Deri pörsümesine ve kırışmasına, gereğince görev yapamayan bağırsaklar da neden olabilir. İyi bir sindirim sağlanması gerekir.
Organizmanın koruyucusu olan deri, kendini de çok iyi koruyabilir. Ama onu, her gün belirli oranda sıcağa, soğuğa, ışığa, kuru ve nemli ortama tabi tutarak, güçlendirmek gerekir. Özellikle açık hava, derinin başlıca güç kaynağıdır.
|
|