|
|
Bir gencin düşmanı sadece şeytanlar mıdır?
|
Bir gencin düşmanı sadece şeytanlar mıdır? Hayır! Hattâ şeytanlar en büyük düşman bile değillerdir.
Çünkü, Yüce Peygamberimiz (a.s.m.), bu konuda da bizi îkaz ederek, “Senin düşmanların (içinde) en şiddetli düşmanın iki tarafın arasındaki nefsindir” (Keşfü-l Hafâ, 1:412) buyuruyor.
Gelişiyle insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaran Yüce Peygamberimiz (a.s.m.), bütün söz, fiil ve davranışlarıyla bizlere örnektir. Kur’an-ı Kerimde meâlen “And olsun ki, Allah’ın rahmetini ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokca zikredenler için, Allah’ın resûlünde size güzel bir nümûne vardır” (Ahzâb: 21) buyuran Rabbimiz, onun her yaş ve her kesimden insana rehber olduğunu belirtmiş oluyor. Yüce Peygamberimiz (a.s.m.) bizim için en güzel “<I>öğretici, uyarıcı ve müjdeleyici</I>”dir.
Hayatlarının en fırtınalı ve en hareketli dönemini yaşayan gençler hakkında buyurduğu, “Gençliğin tehlikelerinden sakınınız.” (Kenzü-l Ummâl, 2: 258) şeklindeki hadîs, o en büyük muallim ve terbiyecinin çok mühim bir uyarısıdır. Hadiste birbiriyle çok yakından ilgili olan iki kavram var: Gençlik ve tehlike. Gençlik, insan hayatının en duygusal dönemidir. İnsanın gerek maddî organlarının, gerekse mânevî duygularının çok canlı olduğu bu devrede, en kritik problemlerle karşılaşılır. Çünkü gençlikte, insanın nefsi kötülüğü emrederken, sahip olduğu potansiyel de bu kötülüğü işlemeye imkân verir.
Söz gelişi, yasak eğlence, içki, kumar, zinâ, hırsızlık gibi kötülükler gençlikte daha kolay işlenebilir. Gençler, ömürlerinin en güçlü, en dinamik ve en hareketli dönemini yaşadıkları için ölümü pek düşünmezler. Daha yolun başındadırlar ve yaşlanmaya uzun yıllar vardır. Namaz ve benzeri ibâdetler için, “Daha genciz, yaşlanınca kılarız” gibi bir gaflete düşerler. Halbuki ölüm genç-ihtiyar ayırımı yapmamaktadır. Nice gençler hayatının baharında ölümle tanışmaktadırlar. Hiç kimse Azrail’le (a.s.) “ne kadar yaşayacağı hususunda” sözleşme yapmış değildir. Kaldı ki, Allah ibâdetleri sadece ihtiyarlar için emretmemiştir. İslâm “ihtiyarlar” dini değil, her yaştaki insanın dinidir. Bu bakımdan yaşlanınca namaz kılmaya başlayan birisi, âhirette hesap verirken hemen kurtulacak değildir. Ona, “ergenlik çağından ihtiyarlık dönemine kadar niçin ibâdet etmediği” mutlaka sorulacak, eğer affedilmezse azabını çekecektir. Allah, herkese sonsuz rızık vermekte, ihtiyaçlarını karşılamaktadır. İnsana verilen nimetlerin en çok olduğu devre ise, gençlik dönemidir. Bunun için Rabbimize en çok ibâdet etmemiz gereken dönem de “gençlik” çağıdır. Gerçek bu iken tehlikelerle çepeçevre kuşatılan gençler, nefis ve şeytanın oyununa gelerek Allah’ın emir ve yasaklarına uymayabiliyorlar.
İşte Peygamberimiz (a.s.m.) gençleri bu hadisle uyarıyor, gaflete dalmamalarını, insî ve cinnî şeytanlara aldanmamalarını öğütlüyor. Bir gencin düşmanı sadece şeytanlar mıdır? Hayır! Hattâ şeytanlar en büyük düşman bile değillerdir.
Çünkü, Yüce Peygamberimiz (a.s.m.), bu konuda da bizi îkaz ederek, “Senin düşmanların (içinde) en şiddetli düşmanın iki tarafın arasındaki nefsindir” (Keşfü-l Hafâ, 1:412) buyuruyor. Demek ki, insanın en başta gelen düşmanı bizzat kendi nefsidir. Yani insanı, günahlara, kötülüklere, heveslere sevkeden duygudur. Nefsin en güçlü olduğu ve en fazla istekte bulunduğu dönem de, yine gençlik devresidir. Şu halde gençler, nefsin kötü isteklerini yerine getirmemek için de dikkatli olmak zorundadırlar. Belki bazı gençler, “<I>Ben nefsime hâkim olabilirim. Zaten çok sâkin ve günahlardan uzak bir hayatım var</I>” diye düşünebilir. Oysa bu da nefsin bir oyunudur. Böyle düşünen kimse, nefisle yaptığı mücâdeleyi çok sıkı tutmaz, duyarlılığı kaybeder. Çünkü, nefse güvenilmez. Hazret-i Yûsuf (a.s.) bir peygamber olduğu halde, “Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis, dâimâ kötülüğe sevkeder—ancak Rabbim rahmet ederse o başka” (Yûsuf:53) demiştir. Tüm peygamberler gibi “günahsız” olan Hazret-i Yûsuf (a.s.) böyle derse, bizim nefsin oyunlarına karşı çok dikkatli olmamız gerekir. Gençliğin tehlikelerini şöyle özetleyebiliriz:
Tûl-u emel beslemek: Ölümü düşünmeden sanki sonsuza dek yaşayacak gibi uzun emeller taşımak. Bu durum, insanı fâni hayata daldırır, âhiretine çalıştırmaz.
Hissiyâta göre hareket etmek: Gençlik, insanın en sağlıklı, en güçlü ve en duygulu dönemi olduğu için akıldan ziyâde duygular ön plândadır. Gelip geçici zevkler, oyun ve eğlenceler çekici gelir. Eğlence yerlerinde çoğunlukla gençler bulunur. Orta yaşlılıkta ve ihtiyarlıkta ise, hem vücudun zayıflığı, hastalıkları, hem de hayatın sorumlulukları daha fazla olduğu için kişiler duygusal hareket edemezler.
Gençlik günahlara ve kötü alışkanlıklara daha açıktır: Gençlik devresi, içki, kumar, zina gibi günahlara daha çok düşüldüğü bir dönemdir. Tüm bu tehlikelere karşı Yüce Peygamberimizin (a.s.m.) tavsiyelerine sımsıkı sarılmamız gerekir.
Cemil Tokpınar |
..
|
|
ÖLDÜRÜR BU ŞEHİR BENİ
Her nereye baksam sana benziyor Öldürür bu şehir beni öldürür Çıldırmak iş değil deli ediyor Öldürür bu şehir beni öldürür! Çekil de git diyor içimden bir his Dört yanım karanlık dört yanım is Seni mi saklıyor bu duman bu sis Öldürür bu şehir beni öldürür! Nereye sarılsam taş gibi ağır Bu şehrin yüreği kulağı sağır Ya beni kurşunla ya beni çağır Öldürür bu şehir beni öldürür! Senden bir eser mi bu çatık kaşlar Bu gülmeyen yüzler bu mağrur başlar Bir insan bir ömrü böyle mi yaşar Öldürür bu şehir beni öldürür! Sen gittin kurudu bütün çeşmeler Işıklar kesildi karardı her yer Sanki yas tutuyor benle beraber Öldürür bu şehir beni öldürür!..
ÖMÜR | | 7月27日
|
|
|
|
| ÖNEMLE DUYURULUR
|
|
|
| 5664 Sayılı Konut Edindirme Yardımı (KEY) Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun ve 14.08.2007 tarih 26613 (Asıl ) Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik Hükümlerine göre;
|
|
|
|
- İlgili Kanun gereği Banka tarafından Emlak Konut GYO A.Ş.’ye bildirilen listeler hak sahipliğinin tespitine esas olmak üzere Resmi Gazetede 28.07.2008 tarihinden itibaren ilan edilecek ve sitemizde KEY ödemelerine ilişkin sorgulama bu tarihten itibaren başlayacaktır.
- KEY Hak sahipleri ödeme miktarlarını internet sitesinden T.C. Kimlik Numaraları ve Sosyal Güvenlik Numaraları ile öğrenebileceklerdir.
- T.C. Kimlik No ve Sosyal Güvenlik No ile yapılan sorgulama sonucunda çıkan ödeme miktarına hak sahibinin itirazı olmaması durumunda, Hak Sahipleri ödemelerini aşağıda belirtilen ödeme tarihleri tablosu doğrultusunda T.C. Ziraat Bankası şubelerinden T.C. Kimlik No ibraz ederek alacaklardır. Kurumlar tarafından T.C. Kimlik No bildirilmeyen hak sahiplerine ödeme yapılamayacaktır. Bireysel ödeme için T.C. Ziraat Bankası Şubelerine başvuran hak sahiplerinin T.C. Kimlik No ile birlikte Nüfus Cüzdanı, Ehliyet veya Pasaport ile başvuru yapmaları gerekmektedir. Sosyal Güvenlik No ile ödeme yapılmayacaktır.
KEY Hak Sahipleri Ödeme Tarihleri Tablosu
| T.C. Kimlik No Son İki Rakam
| Tarih
|
| 00 - 08
| 28.07.2008
|
| 10 - 18
| 29.07.2008
|
| 20 - 28
| 30.07.2008
|
| 30 - 38
| 31.07.2008
|
| 40 - 48
| 01.08.2008
|
| 50 - 58
| 04.08.2008
|
| 60 - 68
| 05.08.2008
|
| 70 - 78
| 06.08.2008
|
| 80 - 88
| 07.08.2008
|
| 90 - 98
| 08.08.2008 |
- KEY hak sahiplerinden T.C. Ziraat Bankası’nda hesabı bulunan ve bu hesabına ilişkin Bankkartı bulunanlar, T.C. Ziraat Bankası ATM’lerinden yukarıda belirtilen günleri beklemeden ilk günden itibaren paralarını alabileceklerdir. Dolayısıyla bu hak sahiplerinin 28/07/2008 gününden itibaren şubeler yerine, doğrudan T.C. Ziraat Bankası ATM’lerinden paralarını almaları mümkün olabilecektir.
- KEY Ödemeleri bireysel olarak T.C. Ziraat Bankası Şubelerinden yapılabileceği gibi, T.C. Ziraat Bankası Şubeleri’ne başvuruda bulunan Kurum/Kuruluş ve Saymanlıklar aracılığıyla toplu olarak da ödenebilecektir.
- Kurum ve Kuruluşlardan, halen çalışan personelinin KEY tutarlarını topluca almak isteyenlerin, herhangi bir T.C. Ziraat Bankası şubesine başvurarak, personeline ait bilgileri bir CD ve istenen diğer belgeleri vermeleri halinde, bu kurum ve kuruluşlara, yukarıda belirtilen ödeme günleri beklenmeden ilk gün topluca ödeme yapılacaktır. Detaylı bilgi T.C. Ziraat Bankası Şubelerinden alınabilecektir.
- Hisse senedi talep edecek hak sahiplerinin T.C. Ziraat Bankası Şubeleri’ne bireysel olarak başvurmaları gerekmektedir. Hisse senedi talep edecek hak sahipleri T.C. Ziraat Bankasından hisse senedi hak sahipliğine ilişkin dekont alacaklardır. Topluca hisse senedi talebi kabul edilmeyecektir. Hisse senedi ilmühaberlerinin hak sahiplerine teslimine ilişkin usul ve esaslar daha sonra Emlak Konut GYO A.Ş. tarafından ilan edilecektir.
- T.C. Kimlik No ile yapılan sorgulama sonucunda listede isimleri yer almaması Sosyal Güvenlik No ile yapılan sorgulamada T.C. Kimlik No’nun bulunmaması yada Konut Edindirme Yardımı hak sahibi olduğunun ve ödeme miktarının doğru olmadığının ileri sürülmesi halinde üç ay içinde öncelikle adlarına ödeme yapan kurumlara(çalışmış oldukları kurumlar) bu kurumlardan sonuç alınamaması durumunda ise Sosyal Güvenlik kurumlarına müracaat etmeleri gerekmektedir.
- Hak sahibinin ölmüş olması halinde, veraset ilamına istinaden yapılacak ödemelerde yasal mirasçıların tümünün aslen/vekaleten birlikte müracaat etmeleri veya miras ortaklığına temsilci atanması gerekmektedir. İştirak halinde mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürüldüğüne dair mahkeme kararının ibraz edilmesi halinde ise hisse oranında ödeme yapılacaktır.
- Vekaletname ile yapılacak ödemelerde, genel vekaletnameye istinaden ödeme yapılabilecek, özel bir vekaletname istenmeyecektir. Ancak, ibraz edilecek genel vekaletnamede vekilin Bankadan para çekme yetkisi bulunacaktır.
- İlgili Kanunun uyarınca Resmi Gazete de ilan tarihinden itibaren beş yıl içinde talep edilmeyen alacaklar Hazineye irad kaydedilir.
|
| Bilgisayar kullanırken dikkat
|
Uzun süre bilgisayar başında kalan kişileri bekleyen tehlikeler..
27.07.2008 11:23
|
Bilgisayar karşısında uzun saatler geçiren kişilerde, vücudun hatalı kullanımı ve yanlış oturma şekilleri nedeniyle kas, iskelet ve sinir sistemini ilgilendiren ciddi ve geri dönüşsüz sağlık problemlerinin meydana gelebildiği bildirildi.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği (TFD) Genel Sekreteri Murat Dalkılınç, bilgisayar kullanmayı sadece yazılım bilgisi ile özdeşleştiren milyonlarca kişinin iş yerinde, okulda ve evde bilgisayar başında saatlerce vakit geçirdiğini vurguladı.
Dalkılınç, çok sayıda kişinin farkında olmadan bilgisayar karşısındaki yanlış oturuşlar nedeniyle önemli rahatsızlıklar yaşadığını, özellikle gençlerin ilerleyen yaşlarda ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.
Bilgisayar kullanımına bağlı olarak sıklıkla bel-boyun-sırt ağrısı, omuz ve boyun bölgesinde gerginlik, baş ağrısı, el bileği, el ve parmaklarda uyuşma, yorgunluk, gözlerde yanma ve kuruluk hissinin yaşanabileceğini ifade eden Dalkılınç, şunları anlattı:
''Bilgisayar kullanırken karşı karşıya olunan riskleri bilmemek, bu riskleri göz ardı etmek ve yanlış çalışma alışkanlıklarına sahip olmak, kişiyi yaşam boyu sürecek ve sakat bırakacak sağlık problemleriyle uğraşmak zorunda bırakabilir. Bilgisayar kullanımı, her ne kadar ağır işler sınıfında yer almasa da, kas-iskelet-sinir sistemi açısından ciddi ve göz ardı edilemez riskler içeriyor. Bilgisayar, genellikle oturma pozisyonunda, nadiren de ayakta durarak kullanılıyor. Bilgisayar kullanan kişi, sandalye, masa, ekran, klavye ve mouse gibi temel ekipmanlarla sürekli etkileşim halindedir. Bunlardan birinin yanlış pozisyonlanması diğerlerini de olumsuz etkiliyor. Masa yüksekliği bile çok önemli.''
Murat Dalkılınç, vücudu hatalı kullanmak ya da çalışma koşullarının uygunsuz oluşunun genellikle kas, iskelet ve sinir sistemini etkileyecek küçük çaplı hasarların oluşmasına neden olduğuna dikkati çekti.
-VÜCUT KENDİNİ ONARMAYA ÇALIŞIR-
Dalkılınç, bilgisayar kullanımı sonucu karşılaşılan risklere karşı tedbir alınmadığı zaman oluşan küçük çaplı hasarların, iyileşmeye programlanmış beden tarafından farkında olunmasa da onarıldığını bildirdi.
Ancak, zamanla onarım hızı ile yaralanma miktarı arasındaki dengenin bozulacağına dikkati çeken Murat Dalkılınç, şunları söyledi:
''Bu küçük çaplı yaralanmalar üst üste binerek ciddi problemlere neden olurlar. Her çalışma günü ergonomik risklere maruz kalmak, vücudumuzu yanlış kullanmak ve konu hakkında bilgi sahibi olmamak, iyileşmeye programlanmış bedenimizin ezberini bozar.
Vücudumuzda oluşan küçük çaplı yaralanmalar, düşük şiddetli ve geçici şikayetlerle kendilerini belli ederler. Eğer vücudumuzun vermiş olduğu bu erken uyarıları dikkate almazsak, ergonomik riskler çok daha ciddi problemlere neden olacak, kalıcı sakatlık riski söz konusu olacak. Uzun zaman bilgisayar kullanmak zorunda kalan kişiler, ergonomi ve sağlıklı çalışma konularındaki bilgilerini geliştirmeli, şirketler ise çalışanları için bu verileri sunma noktasında sorumluluk almalı.''
AA | 7月26日
SEN ORDASIN BİLİYORUM
bildiğim bütün şarkıların sözlerini unuttum
yüzümde
sevinç ve keder yan yana resim çiziyor
elim kolum bağlı
sessiz çığlıklarım duvarlardan geçmiyor
dokunsalar kırılacak cam gibi
sen oradasın biliyorum
ne zaman
sokağın köşesinde bir çingene
soğuğa ve kalabalığa aldırmadan
akortsuz
yaşlı ve yorgun sesiyle
eski bir aşk şarkısı söylese
en körpe dal gibi
sen oradasın biliyorum
sokak lambalarının aydınlattığı caddede
bir kadın çiçek uzatır
kışa inat bahar çiçeklenir elinde
yalnızlığın temel attığı kaldırımlardan
içlerinde sevgiyi büyütenler geçer
sahile vuran dalgaları duyarım
yazılmamış şiirler ve söylenmemiş sözler
cebimde, özlenen bahar gibi
sen oradasın biliyorum
bir rüzgar eser
son otobüsler geçer yanımdan
gece içimi ürpertir
terk edilişlerimi ve yalnızlığımı
bir köşeye bırakırım
eski fotoğrafların sararmış yüzleri kadar canlı
buz kesmiş ayrılıklar kovalasa da
beklenen şafak gibi
sen oradasın biliyorum
Gurbetimde sensin, Vuslatım da sen. Gidişim sanadır, Dönüşüm sana. Anlasana!
Sözümde sensin, Özüm de sen. Söylediğim sanadır, Söyleyemediğim sana. Anlasana!
Ateşimde sensin, Közüm de sen. Yangınım sanadır, Yandığım sana. Anlasana!
Yazanda sensin, Yazdıran da sen. Hikâyem sanadır, Şiirim sana. Anlasana!
Ey gözlerine şiirler yazdığım, Nazlı güzel! Anlasaydın, Ağlardın. Ve emin ol AĞLASAYDIN, ANLARDIN...
7月25日
Kırgınım… Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım… Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…
Kırgınım… Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken, Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…
Kırgınım… İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı, Parçalayıcı oluyorum… En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp, Un ufak ediyorum…
Kırgınım… Öfkeme, tat almayan yüreğime, Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen Kalbime…
Kırgınım… Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini, Görmeyen gözlerime... Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma Kırgınım…
Kırgınım… Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen Benliğime…
Kırgınım… Sonuçlandıramadığım sevgilerime, Sarılmaya korktuğum sevgililerime…
Kırgınım çok kırgınım, Beceriksizliğime, korkaklığıma, Kırgınım… Beklide bir hayalden ibaret oluşuma
|
İnternetin en çok tıklanan siteleri
İşte 15 yaşına giren internetin en iyi 15 web sitesi...
İnternet 15 yaşına bastı. İngiliz Observar gazetesi ise 15'inci yıl şerefine dünyayı değiştiren 15 web sitesini şöyle sıraladı:
1) eBay.com: 1995'te kuruldu ve 168 milyon kullanıcısı var. Müzayede yapılıyor, silahtan hayvana kadar her şey satılıyor.
2) wikipedia.com: 2001'de kurulan siteyi 912 bin kişi ziyaret ediyor. Site bedava ansiklopedi hizmeti veriyor. Edit edilmek üzere herkesin yazı göndermesi serbest.
3) napster.com: 1999'da kurulan siteye 500 bin kişi üye. Yasadışı şekilde müzik paylaşımı yapan site, müzik şirketlerinin tepkisini çekiyor. 2001'de kapatıldı, sonra üyelik sistemi geliştirerek yeniden açıldı.
4) youtube.com: Video paylaşımı hizmeti verilen site 2005 yılında kuruldu. Günde yaklaşık 100 milyon kişi sitede klip izliyor.
5) blogger.com: 1999 yılında kurulan sitenin 18.5 milyon ziyaretçisi var. İnsanlar günlüklerini ve makalelelerini yayınlıyor.
6) friendsunited.com: 1999'da kuruldu. 15 milyon kullanıcısı olan site eski okul arkadaşlarını yeniden bir araya getiriyor.
7) drudgereport.com: 1994'te kurulan haber sitesi her gün 8-10 milyon sayfa görüntülüyor. 1998'de Monica Lewinsky skandalını flash haber olarak duyurdu.
8) myspace.com: 2003'te kurulan sitenin 100 milyon kullanıcısı var. Kendi sayfanızı yaratarak insanlarla buluşabiliyorsunuz.
9) amazon.com: 1994'te kurulan sitenin 250 ülkeden 35 milyondan fazla müşterisi var. Sitede kitap, CD, DVD satışı yapılıyor.
10) slashdot.org: Rob Malda'nın 1997'de kurduğu siteye ayda 5.5 milyon kişi giriş yapıyor. Site teknoloji haberleri veriyor. Ayrıca, geniş bir forum alanı bulunuyor.
11) salon.com: 1995'te hizmete giren sitenin her ay 3.5 milyon kişi ziyaret ediyor. Sitede her türlü konuda makaleler var.
12) craigslist.org: 1995'te kurulan sitede her ay 4 milyar sayfa görülenebiliyor. Büyük şehirde yaşayanlar için ücretsiz seri ilan, emlak ve bilgi forum hizmeti veriyor.
13) google.com: Üniversite tezi olarak Larry Page ve Sergey Brin tarafından 1998'de kurulan siteyi her gün 1 milyar kişi ziyaret ediyor. Son olarak Oxford İngilizce sözlüğüne bile giren google, arama ve medya alanında devrim yarattı.
14) yahoo.com: 1994'te kurulan sitenin 400 milyon kullanıcısı var. Site e-mail, arama ve medya alanında hizmet veriyor.
15) easyjet.com: 1995'te kurulan site geçen yıl 30 milyon yolcuya hizmet verdi. Site ucuza uçak bileti satıyor.
Kaynak : aksam
|
|
| |
Alıntı
MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN 20 TAKTİK
MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN 20 TAKTİK
Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.
1—Hikâyenizi Yazın Temiz bir kâğıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikâyesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.
2—Geleceği Gözünüzde Canlandırın Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.
3—Geçmişi Gözünüzde Canlandırın Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.
4—Büyük Düşünün Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?
5—Kendinizi Eğitin Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.
6—Kendinize Bir Model Bulun Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir. Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa ünlü bir lideri, sanatçıyı ya da bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.
7—Başarı Hikâyelerini Okuyun Etrafınızdaki insanların başarı hikâyelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikâyeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikâyelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.
8—Motive Edici Filmler İzleyin Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ’su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.
9—Motive Edici Alıntıları Okuyun Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın. Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikâyeler bile çok işinizi görecektir.
10—Sürekli Öğrenin En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya "bilmiyorum" demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır. Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.
11—Hedeflerle Çalışın Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış! Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız. İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir. Earl Wilson’un güzel bir sözü var. Diyor ki : “Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun!” Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.
12—Beyin Fırtınası Yapın Temiz bir kâğıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak. Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın. Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.
13—Büyük Hedefler Seçin Hedeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer. Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.
14—Kendinizi Ödüllendirin Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda ya da küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın ya da sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.
15—Doğru Kelimeleri Kullanın Günlük konuşmalarınızda, ‘Bunu başarabilirim’ ya da ‘Bir çözüm buluruz’ gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin. Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.
16—Ara Vermesini Bilin Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın. Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız ya da amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.
17—Harekete Geçmeden Önce İki Kere Düşünün Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin. İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.
18—Tepki & Yanıt (React vs. Respond) Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır. Hayatınızda sizi direkt ya da dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın. Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez. Tepki değil, yanıt verin.
19—Sahip Olduğunuz Şeylerin Değerini Bilin Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz ya da başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.
20—Her Zaman Mutlu Olmak Zorunda Değilsiniz Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz. Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.
Kaynak: kigem.com
Alıntı
15 Tehlikeli Gıda Katkı Maddesi..! Allerji, Astım, Beyin hasarı, Kanser Oluşturabilen Bu Şaibeli Kat
Bugün dünya üzerinde, koruma, renklendirme, kıvamlandırma, tat verme, tatlandırma ve daha birçok özellikler vermek amacı ile yapay gıdalara 3000 den daha fazla katkı maddesi ilave edilebilmektedir. Bu katkı maddelerinin hiçbiri de tüketiciye fayda sağlayacak maddeler değildir. Üstelik burada sadece 15 tanesi için açıklayacağımız gibi birçok zararlı sonuçları olabilen maddelerdir. Buna rağmen hepsi de yasal olarak kullanıma açık tutulmaktadır. Üreticilerimiz kullanmaya, tüketicilerimiz de tüketmeye sorumsuzca devam etmektedir.
Siz tüketiciler, endüstri tesislerinde işlenmiş gıda maddeleri ile bu katkı maddelerine karşılık gelen bir riske doğru farkında olmadan koşuyor ve etiketlerini okuyup anlayıncaya kadar bir bilmece çözmedeki yorgunluğa denk bir yorgunluk yaşıyorsunuz.
Şüphesiz büyük ölçüde taze gıda maddeleri yiyerek bu nahoş katkı maddelerinden uzak durmak en iyisidir. En azından yemeklerinizde bazı işlenmiş gıda maddelerinin içerdiği aşağıdaki katkı maddelerinden uzak durmanızda sağlığınız için yarar vardır.
Mümkün olduğu kadar, kendi evimizde pişirelim, hazır gıdaları kullanmayalım.
Alış-veriş yaptığımız ürünlerin içeriklerini okumayı alışkanlık haline getirelim.
E310 Propyl Gallate
Bu koruyucu, katı ve sıvı yağların bozulmasını önlemek için kullanılmaktadır.
Bitkisel yağlarda, et ürünlerinde, dilimlenmiş patateslerde, hazır çorbalarda ve sakızlarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Çoğunlukla BHA ve BHT katkı maddeleri ile birlikte kullanılır. Kansere sebep olabilir. Gastrit ve cilt tahrişine neden olabilir, kandaki hemoglobine zarar verdiği için bebek ve küçük çocuk gıdalarında izin verilmemiştir.
E320 BHA ve E321 BHT
Butillenmiş hidroksianisol(BHA) ve Butillenmiş hidroksitoluen(BHT) katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılmaktadır.
Tahıl ve ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda bu katkı maddesinin farelerde kansere sebep olduğu bildirilmiştir. Bebe mamalarında izin verilmemiştir, alerjik reaksiyon yapabilir, hiperaktiviteye, kanserojen, estrojen etkilere ve diğer olumsuzluklara sebep olabilir. Tükettiğiniz ürünlerin etiketinde bu katkı maddesinin kullanıldığı bilgisi varsa, bu katkı maddesini içermeyen bir başka marka ürünlere yönelmeniz sağlığınız için daha uygun olacaktır.
E924 Potassium Bromate
Bu katkı maddesi ekmek ve unlu gıdalarda hacim artırmak ve daha güzel ekmekiçi yapısı oluşturmak için kullanılmaktadır.
Bromat hayvanlarda kansere sebep olmaktadır. Bromat ABD ve Japonya dışında bütün dünyada yasaklanmıştır
.
E621Monosodium glutamate (MSG)
MSG, hazır çorbalar, salata sosları, sucuk, salam, sosisler, tütsülenmiş balık, patates cipsleri gibi pekçok paketlenmiş gıda maddelerinde lezzet artırıcı olarak kullanılmaktadır.
Bir yazar ve sinir hastalıkları uzmanı olan Dr. Russell Blaylock’a göre; ani kalp ölümleri ile (özellikle sporcularda) ve MSG ve yapay tatlandırıcılar gibi katkı maddelerin sebep olduğu excitotoxic hasarlar arasında bir bağ bulunmaktadır. Excitotoxinler bir gurup heyecan artırıcı amino asitlerdir ki, bunlar hassas sinir hücrelerinin ölümüne sebep olabilir.
Pekçok tüketici de MSG nin hastalık yapıcı etkisini bizzat yaşamışlardır. MSG içeren gıdaları yedikten sonra ortaya çıkan bu rahatsızlıklar, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusmadır.Birçok üründe MSG kullanımı maalesef gizli yapılmakta etikette gösterilmemektedir. Eğer güvenli bir katkı maddesi ise üreticiler neden gizlerler?
E951 Aspartame (Equal, NutraSweet)
Bu yapay tatlandırıcılar diyet soda, diyet gıdalar ve düşük kalorili gıdalarda kullanılmaktadır.
1970 li yıllarda yapılan çalışmalarda farelerde beyin tümörüne sebep olduğu belirtilmiştir. 2005 de yapılan en son araştırmalar küçük dozlarda bile farelerde beyin tümörleri ile birlikte lenf ve kan kanseri meydana getirdiğini ortaya koymuştur.
Aspartama duyarlı insanlar, tüketimden sonra başağrısından, baş dönmesinden ve hallusinasyondan ızdırap çekebilirler. Aspartama duyarlı olan kişilerde anjioödeme veya göz kapaklarında, dudaklarda, ellerde veya ayaklarda şişmeye neden olur.
E950 Acesulfame-K
Asesulfam-K normal şekerden 200 defa daha tatlıdır.
Fırın ve pasta ürünlerinde, sakızlarda, jelatinli şekerlemelerde ve meşrubatlarda kullanılmaktadır. İki fare araştırmasında bu maddelerin kansere sebep oldukları ve diğer çalışmalarda ise bu katkı maddesinin güvenirliğinin bulunmadığı ispatlanmaktadır.
Olestra
Olestra, Olean markası ile, krakerlerde ve patates cipslerde katı yağ yerine kullanılmaktadır.
Bu sentetik katı yağ vücut tarafından emilememektedir. Bu madde ishale, gevşer bağırsak, karın ağrıları, beden gücünün azalmasına ve gazlanmaya sebep olabilir.
E250-E251 Sodium Nitrite (Sodium Nitrate)
Sodyum nitrit veya sodyum nitrat sucuk, salam, sosislerde, hazır et yemeklerinde, tütsülenmiş balıklarda, tuzlanmış bifteklerde ve diğer işlenmiş etlerde koruyucu, renk verici ve lezzet verici olarak kullanılmaktadır.
Bu katkı maddeleri, nitrosaminler denilen kanser oluşturucu kimyasalların oluşumuna yol açarlar. Bazı çalışmalar, tüketilen konserve etler ve nitrit ile insanlarda oluşan kanser arasında bir bağın olduğunu göstermiştir. Nitritler nefes daralması, baş dönmesi ve baş ağrısı ile sonuçlanabilecek rahatsızlıklara sebep olduğu bildirilmektedir. Bebek ve küçük çocukların gıdalarında kullanılması kesinlikle yasaktır.
E220-E228 Sülfitler
SO2, sülfitleyici maddeler (Sülfür dioksit, sodyum veya potasyumsülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler.
Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerin kaplarında kullanılırlar. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunurlar.
Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebilir.
Bir çok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.
E210-E219 Benzoatlar
Benzoatlar, muz, kek, hububat, çikolata, soslar, katı ve sıvı yağlar, meyankökü, margarin, mayonez, süt tozu, patates tozu ve kuru maya gibi bazı gıdaların işlenmesi sırasında gıda koruyucusu olarak kullanılır.
Fırın mamulleri, peynir, sakız, çeşni, dondurulmuş mandıra ürünleri, yumuşak şeker gibi gıda ürünlerinde, kozmetik ürünlerde, diş macunlarında eczacılıkta ağız yoluyla alınan bir çok ilaçta, öksürüğe karşı antiseptik ve mantara karşı merhem yapımında kullanılır. Astıma , sinirsel bozukluğa, ve çocuklarda hiperaktiviteye, kurdeşene neden olabilir ve astımı ağırlaştırabilir.
Bu gurubun önemli bir kısmını parabenler oluşturur. Parabenler gıda, kozmetik ve ilaçlarda koruyucu olarak kullanılırlar. Metil, etil, propil, butil paraben ve sodyum benzoat bunlara örnektirler. Bu maddelere duyarlı kişilerde alındıklarında, ağır cilt bulguları veya deride kızarıklık, şişlik, kaşıntı ve ağrıya neden olurlar.
İngilterede yapılan son araştırmalarda ise parabenlerin kullanıldığı ürünleri tüketen ve göğüs kanserine yakalanmış insanların kanserli dokularında paraben kimyasallar bulunmuştur. Bu parabenlerin, parfüm, deodorant, krem, güneş yağları, çeşitli makyaz ürünleri ve diş macunu kullanımı ile cilten absorbe edilerek vücuda girişinin sağlandığı anlaşılmıştır. Dokulara yerleşen parabenler östrojen hormonlarını artırarak dengeyi bozmakta ve kanser tümörleri oluşmaktadır.
Bu bulgulardan sonra yukarıda ismi geçen ürünlerin paraben içeren çeşitlerinden şiddetle kaçınılması sağlığımızın bir gereği olmalıdır..
Hydrogenated Vegetable Oil(Hidrojene edilmiş bitkisel yağ)
Margarinler gıda katkı maddesi olmadığı halde burada zikretme ihtiyacı duyduk. Zira margarinler burda zikri geçen katkı maddelerinden de daha büyük tehlikeler arzetmektedir.
Hidrojene edilmiş bitkisel yağları yapmak için kullanılan proses, kalp rahatsızlıklarını ve şeker hastalığını teşvik eden trans yağlarını husule getirmektedir. “The Institute of Medicine” tüketicilerin trans yağları mümkün mertebe çok küçük miktarlarda tüketmelerini önermektedir. Etiketlerinde margarin ve bitkisel katı yağları içeren krakerler, kuru pasta, bisküvi, pasta ürünleri, salata sosları, ekmek ve benzeri ürünleri tüketmekten kaçınmalısınız. Bunlar ekseriya ürünün raf ömrünü uzatmak, lezzetini sabit tutmak ve ucuza mal etmek için kullanılmaktadır.
E102 Tartrazin
Renklendirici; Kekler, şekerlemeler, konserve sebzeler, peynirler, sakızlar, sosis, dondurma, portakallı içecekler, salata sosları, mevsim salataları, tatlı, reçel, unlu gıdalar, çerez, konserve balık, hazır çorbalar, alkolsüz meşrubatlar ve ketçap gibi bazı gıdalar tartrazin içerirler.
Tartrazin duyarlı insanlarda kurdeşen veya astım ataklarına neden olabilir. tiroid tümörü, kromozom hasarı, hiperaktivite ve aspirin duyarlılığı gibi rahatsızlıklara sebep olabilir;Norveç ve Avusturya'da yasaklandı.
E133 Blue 1 ve Blue 2 (Brilliant blue FCF)
Renklendirici; sentetik kömür katranından üretiliyor; mandıra ürünleri, tatlılar ve içeceklerde kullanılır; farelerde beyin tümörüne sebep olmuştur.
Çocukların tüketmesi tavsiye edilmiyor, Belçika, Fransa, Almanya, ısviçre, ısveç, Avusturya ve Norveç'te yasaklandı.
E127 Red 3(Erythrosine)
 Renklendirici; kiraz ve vişne, konserve sebze, muhallebi, tatlı, pasta,biskuvi ve çerezlerde kullanılır; ışığa karşı duyarlılığa ve troid hormonu seviyesini arttırıp hipertroidism'e neden olabilir; farelerde yapılan çalışmada troid kanserine neden olduğu saptanmıştır; Avustralya, Amerika ve Norveç'te yasaklandı.
E110 Yellow 6(Sunset Yellow, FCF, Orange Yellow S)
 Renklendirici; sentetiktir; unlu gıdalar, pasta, tatlı, çerez, dondurma, içecek ve konserve balık, hazır çorba ve bazı şurup cinsi ilaçların üretiminde kullanılır; yan etkileri kurdeşen, rinit (burun akması), burun tıkanıklığı, alerji, hiperaktivite, böbrek tümörü, kromozom hasarı, karın ağrısı, bulantı ve kusma, hazımsızlık ve iştahsızlıktır; Norveç'te yasaklandı.
[hanimlar.com]
Alıntı
Sevgi Tatlısı
Bir Adet Lekesiz Gönül 1 Adet Açık Yürek 500 Gram Güler Yüz 250 Gram Tatlı Dil 100 Gram Hürmet 1 Çorba Kaşığı Sevgi 1 Çay Kaşığı Hoşgörü 1 Su Bardağı İyi Niyet 1 Ölçek Dürüstlük Göz Kararı Saygı
Hazırlanışı:
Gönül'ü duygu tasına atıp, güler yüzle karıştır. Yumuşatılmış tatlı dili üzerine ilave ederken, sevgi ve saygıyı ince ince üzerine ekle… Hürmet, iyi niyet ve hoşgörüden meydana gelen şurubu buna kat. Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek, dürüstçe hayata diz ve yüreğinde pişmesini bekle… Kalbinde pişirdiğin bu SEVGİ TATLISINI, karnın acıkınca değil, RUHUN ACIKINCA YE…
Patates haşlarken, suyuna 1 çorba kaşığı sirke ilave ederseniz,hem rengi hem de lezzeti daha güzel olur.
Bazı et yemeği tariflerinde şarap kullanılır.siz şarap kullanmak istemiyorsanız; kırmızı şarap yerine üzüm sirkesi, beyaz şarap yerine de elma sirkesi kullanabilirsiniz. ancak,dikkat etmeniz gereken önemi bir nokta var;şarap için verilen ölçülerin yarısı kadar sirke kullanmanız gerekiyor.
+ et haşlarken,üzerine 1-2 adet karanfil saplanmış 1 adet soğanıda tencereye ekleyin.nefis bir tat ortaya çıkacaktır. + eti haşlarken daha yumuşak olması için haşlama suyuna sirke yada limon suyu ekleyin.
tavuk etini haşlarken daha lezzetli ve vitaminli olmasını istersek; 1) tavugu birer adet sogan, havuç ve birkaç diş sarmısakla birlikte haşlayın. VEYA 2) tavugu içine birkaç adet tane karabiber,biraz limon suyu,1 adet havuç,1 adet soğan ve bir kaç adet defne yapragıyla birlikte haşlayın.
günlük namazla neler kazanıyoruz?
• Günde 40 rek’at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek’atın 17’si farz, 3’ü vâcib, 20’si sünnettir. • Bir senede 14.600 rek’at namaz kılıyoruz. • Ramazan’da 600 rek’at teravih namazı kılıyoruz. • Toplam bir yılda 15.200 rek’at namaz kılmış oluyoruz. • Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek’at sayısı dışındadır.
Namaz kılan bir mü’min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündünüz mü Gelin ortalama bir rakam çıkaralım:
Namaz kılan bir mü’min bir günde en az
– 40 def’a Besmele çekiyor.
– 40 def’a Fatiha sûresini okuyor.
– 80 def’a Rabb’imizin er-Rahman ismini söylüyor.
– 80 def’a er-Rahim ismini söylüyor.
– 213 def’a Allah-u Ekber diyor.
– 120 def’a Sübhane Rabb’iye’l-Azim, diyor.
– 240 def’a Sübhane Rabbiye’l-Âlâ, diyor.
– 15 def’a Sübhaneke duâsını okuyor.
– 40 def’a Semi Allahu limen hamideh diyor.
– 40 def’a Rabbena ve leke’l-hamd diyor.
– 40 def’a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor.
– 33 def’a Zamm-ı Sûre okuyor.
– 21 def’a Ettahiyyatü’yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.
– 21 def’a Kelime-i Şehadet’i söylüyor.
– 26 def’a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor.
– 13 def’a Allahümme ente’s-Selâmü ve Minke’s-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve’l-ikrâm, diyor.
– 13 def’a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor.
– 13 def’a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor.
– 15 def’a Allahümme Salli selâvatını okuyor.
– 15 def’a Allahümme bârik selavatını okuyor.
– 15 def’a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîym diyerek şeytanın şerrinden Allah’a sığınıyor.
Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.
60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü’minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza.
Ya kulluk şuurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi? Allah şerlerinden korusun ve kurtarsın... 7月24日
BEN DEME SAKIN Sakın kıyaslama kendini başkalarıyla! ..  “Ama ben..” “Ama benim…şu kadar” Sakın sakın deme! Şeytan da böyle demedi mi? “Ben!” dedi.. ”Üstünüm ondan!” dedi, kıyasladı kendini, gururlandı…Ve kovulmuşlardan oldu!
Sen de, eğer böyle dersen; Hidayeti için dua ettiklerin varsa mesela, asla kabul olmaz duaların!.. İstersen gece-gündüz namazda, oruçta, ibadette ol, “Ben!” dediğin, başkaları hakkında hüküm verdiğin, kıyas yaptığın, O’nun makamına göz diktiğin müddetçe Hiçsin!
Çünkü O, “Ben” diyene değil, “Sen” diyene, rahmet nazarıyla bakıyor.. O, önünde iki büklüm gözyaşlarıyla durana kapılarını açıyor..
Aşağıla nefsini! Bil ki sen alçaldıkça yükseltirler seni.. Karı-koca ilişkilerinde olsun, tüm diğer beşeri ilişkilerde olsun, sakın kibirlenme!.. Gururlanma!.. Kendini üstün görme kimseden!..
Bil ki şeytan sana bu yolla yanaşır ve mağlup eder seni.. Perde olur, O’nunla arandaki rabıtaya.. Vuslatına eremezsin! Daim gurbetlerde kalırsın..
Sakın deme; “Ama benim şu kadar ibadetim var, o namaz bile kılmıyor” “…O başını bile örtmüyor..” “..O cumaya bile gitmiyor..” “O…böyle, ben böyle! ”.. Sakın! Anlasana, şeytanın oyunu bu! Ah bilsen ne sinsidir o! Böyle böyle kaydırır ayağını..
Bil ki Allah’ın en sevmediği şey; Tahkir etmek! Kendi yarattığının, diğer mahlukları aşağılaması, hor görmesi.. Bir nev’i TANRILIK iddiası! Ah bilsen, bir hor bakış kaç namazı siler götürür!
Bir aşağılayış, kaç iyi ameli yok eder! Duymadın mı, baksana “kötü” bilinen bir kadın, ayakkabısıyla bir köpeğe su içirdiği için cenneti kazandı! Dün “şöyle-böyle” diye hor baktıkların, O’nun sevgilisi oldular!
O var ya O, bir “Ahhhh” için, yürekten ama, ızdırapla, pişmanlıkla, samimi, ihlaslı bir ahhh için, günahla geçirilmiş bir ömrü siliyor! Sanki yeni doğdun gibi.. Afuvv çünkü O (c.c.)..
Eskilerde, böyle bir “Ahhh” duyan bir gönül eri, muhatabına diyor ki; “Al benim tüm ibadetlerimin ecrini, o “ahhh”ını ver bana..” Vefatından sonra rüyasında halini soran bir dostuna da; “İşte o “Ahhh” sebebine cennetlerdeyim!” der..
Var mı böyle bir ahhhın, iki büklüm o kapılarda? Yoksa da amelin, var mı O’nun sevgisinden, O’nun utancıyla, nedametle akıtılmış iki damla gözyaşın?
Var mı?
Varsa korkma hiç!
Burada da orda da SEVGİLİSİN..SELAM DUA 7月23日
GÜNAH BATAĞI
İnsan beşer, şaşar demişler...
Hangimiz işlemedik ki hata, hangimiz üzülüp ağlamadık ki....
Hangimiz "keşke" lere kurban olmadık ki.....
Keşke yapmasaydım, keşke söylemeseydim, keşke sussaydım...
Ve daha ne keşkeler....
Yaptığımız her hata, günah defterimize yazılıyor.
Her günah kalbimizde kara noktalar bırakıyor...
Ve pişman olunup tövbe edilmez se, kara noktalar birleşip,
Kalbi karartıyor....
Kalpleri karartmamak adına, pişman olmak adına
Tövbe etmek adına....
Ders almak adına...
Bir daha yapmamak adına...
Keşke dediğimiz herşey......
İşte bu kısımda, isimli veya isimsiz hatalarımızı paylaşalım ki. İbret alalım, ders alalım, pişman olup tövbe edelim. Hem biz pişmanlığımızı dile getiririz, hem de başkaları kendi hisselerine düşeni alır.
Ne dersiniz...?
 müthiş bir lezzet... 400 gr dana kontrfile (Jülyen doğranmış) 4 büyük patates(ince,kibrit şeklinde doğranmış) 2 çorba kaşığı tereyağı sarmısaklı yoğurt kırmızıbiber,tuz,kimyon,karabiber etleri yağsız tavada pişirin.etler pişmeye yakın.baharatları ekliyoruz.1-2 karıştırıp,tereyağı ekliyoruz.tekrar 1-2 karıştırıp ocaktan alıyoruz. patatesleri fritözde kızartıyoruz.patatesleri servis tabagına alıp,üzerine sarmısaklı yoğurdu döküyoruz,onunda üzerine yağla birlikte etleri döküyoruz. domates,sivribiber yada maydanozla süsleyip servis yapıyoruz. KEBABIMM :))
  yine bir mangal keyfi yaptık eşimle bu hafta sonu.bu kez menüde adana kebabı vardı.evde adana kebabı yapmak,yani lezzettini tutturmak gerçektende kolay değil.bir çok davette yedim ama hiç bu kadar güzelini yememiştim, eşimde bende resmen bayıldık.şiddetle barbekü partileriniz için tavsiye ediyorum.mezelerin tariflerini de en yakın zamanda yayınlayacağım   500gr yagsız koyun eti+100gr kuyrukyağı birlikte çekilmiş (ben %70 dana %30 koyun etiyle çekilmiş yağlı kıyma kullandım) 3 diş sarmısak(ezilmiş) 2 dilim ekmek içi(ufalanmış) 3 yemek kaşığı kadar kıyılmış maydanoz 1 yemek kaşığı biber salçası tuz,karabiber,pulbiber çok az kimyon tüm malzemeyi iyice yoğurup(15-20 dk).buzdolabında bir gece dinlendiriyoruz.ertesi gün elimizi hafif ıslatarak kalınca şişlere diziyoruz.benim 4 şiş çıktı.mangalda çevire çevire pişiriyoruz yoksa şişten kopar.hemen servis yapıyoruz.
 hem görüntüsü çok hoş,hem pratik hemde acaip lezzetli.biz mangalda pişirdik ama fırının ızgara gözünde de enfes oluyor.sucuk tadından hoşlanan herkes mutlaka denemeli! 4 şiş için 1 büyük baş soğan(soyulup 4'e bölünmüş) 1 büyük domates(4'e bölünmüş.Benim domateslerim çok küçük olduğu için ben bütün kullandım) 2 çarliston biber(kalın yuvarlak doğranmış) 250 gr dana sucuk büyük şişlere tüm malzemeleri istediğimiz sırayla diziyoruz.mangalda veya fırının ızgara gözünde pişiriyoruz.
|